| Ama, şey, sana kesin bir şey söyleyebilirim: | Open Subtitles | لكني سأخبرك بشيء واحد مؤكد |
| Albaylar sizi bilgilendirmek için toplandı, fakat henüz kesin bir şey yok. | Open Subtitles | الستاند أرتن فوهرر يستعد لإطلاعك بالملخص، سيدي، لكن لا شيء حاسم حتى الآن. |
| kesin bir şey yok efendim. | Open Subtitles | لا شيء مؤكّد سيدي |
| kesin bir şey var ki, o da daha iyi bir hayata sahip olmasını istediğim. | Open Subtitles | بعض التوجيه بالتأكيد انا اريدها ان تحصل على حياة افضل |
| Tmamen kesin bir şey yok | Open Subtitles | حسنا، انها ليست بالضبط محسوما وهناك الصيد: |
| Anestezinin etkisi geçene kadar kesin bir şey söyleyemeyiz. | Open Subtitles | لن نعرف المزيد حتى تستيقظ من التخدير. |
| Bu bir ipucu, kesin bir şey değil. | Open Subtitles | هذا خيط، ولكنّه ليس شيئًا مؤكّدًا This is a lead, not a sure thing. |
| Ama, şey, sana kesin bir şey söyleyebilirim: | Open Subtitles | لكني سأخبرك بشيء واحد مؤكد |
| - Şu anda kesin bir şey söyleyemezsin. | Open Subtitles | لا شيء حاسم حتى الآن |
| Sonra, kesin bir şey elde ettiğiniz anda bana hemen dönün. | Open Subtitles | {\pos(195,225)} حلّلها {\pos(195,225)} وأخبرني بالنتيجة في الحال إذا كان لديك أي شيء حاسم |
| kesin bir şey yok. | Open Subtitles | -لا شيء مؤكّد . |
| kesin bir şey yoktu. | Open Subtitles | لا شيء مؤكّد |
| kesin bir şey var ki, o da daha iyi bir hayata sahip olmasını istediğim. | Open Subtitles | بعض التوجيه بالتأكيد انا اريدها ان تحصل على حياة افضل |
| Henüz kesin bir şey yok ama D.A. yeterli olacağını söylüyor. | Open Subtitles | ليس محسوما بعد لكن المدعية العامة تقول أنها تبدو جيدة |
| Uyanana kadar kesin bir şey söyleyemeyiz. | Open Subtitles | لن نعرف المزيد حتى يستيقظ... |