| Bana olanlardan sonra, olduğum kişiden sonra, doğru yolu buldum. | Open Subtitles | بعد كل ما حصل، الشخص الذي كنته، كانت لدي حقوقي |
| Hayatının geri kalanını geçirmek için seçtiğin kişiden bile fazla. | Open Subtitles | اكثر من الشخص الذي قررت ان تعيش معة حياتك الباقية. |
| Lübnan'da, her dört kişiden biri mültecidir, yani tüm nüfusun dörtte biri kadar. | TED | في لبنان، واحد من أربعة أشخاص يعد لاجئًا، ما يمثل ربع تعداد السكان. |
| Bir odadaki iki kişi 100 kişiden daha çok iş yapar. | Open Subtitles | شخصين , في غرفة بإمكانهم الحصول علي نتائج أكثر من 100 |
| Birden fazla kişiden hoşlandığın için kötü hissetmene gerek yok. | Open Subtitles | ليس عليك الشعور بالذنب لأن لديك مشاعر لأكثر من شخص |
| Senden nefret etmiyorum senin yüzünden dönüştüğüm kişiden nefret ediyorum. | Open Subtitles | انا لا اكرهك انا اكره ذلك الشخص الذي جعلتني بسببك |
| Ve öyle bir algılamaya sahibiz ki bunu algılama yoluyla her birimizin yanımızda oturan kişiden farklı bir kişi olduğunu biliriz | TED | ولدينا شعور بأن كل واحد منا يحس هذا الشيئ ليس الشخص الذي يجلس إلى جانبك. |
| Hayatının sonunu belirleyen acımasız davranışı, bana onun tanıdığım kişiden tamamen farklı biri olduğunu gösterdi. | TED | السلوك الوحشي الذي حدّد نهاية حياة ابني أظهر لي بأنه كان مختلفًا تمامًا عن الشخص الذي أعرفه. |
| Ya da yanımızdaki kişiden daha hızlı koşmak için. | TED | أو فقط للركض أسرع من الشخص الذي بجانبنا. |
| Tanık kendisine gösterilen 6 kişiden birini seçmesi gerektiğini varsayabilir, değil mi? | Open Subtitles | بالضبط فإن شاهد العيان كان عليه أن يختار أحد هؤلاء الستة أشخاص |
| - Şehirdeki her dört kişiden üçünün göçmen olduğu söyleniyor. | Open Subtitles | يقولون بان ثلاثة من أربعة أشخاص في هذه المدينة مهاجرين. |
| Ailemdeki 10 kişiden en küçüğüydüm ve bizim Şükran günlerimiz tam bir karmaşaydı. | Open Subtitles | أنا الأصغر بين عائلتنا المكونة من عشر أشخاص لذا فعيد الشكر عندنا فوضى |
| Bu nedenle iki kişiden fazlasını dinleyemezsiniz. | TED | ولذلك لا يستطيع الإنسان أن يسمع أكثر من شخصين |
| Sizinle konuşan iki kişiden fazlaysa anlayamazsınız. | TED | ولا يستطيع الإنسان أن يفهم سوى شخصين ممن يتحدثون إليه |
| Bu boku hesaplamak için bir kişiden fazlası gerekebilir, uyarmadı deme. | Open Subtitles | دعيني أخبرك ، يتطلب حساب تلك القذارة أكثر من شخص واحد |
| Eğer bir gün bu şehirde kızamık hastalığı geçiren biri görülürse hastalık bir dirençle karşılacaktır ve kişiden kişiye bulaşmayacaktır. | TED | وذات يوم، ظهر في هذه المدينة شخص مصاب بالحصبة. هنا سيجد المرض مقاومة شديدة ولن يستطيع الانتقال من شخص إلى آخر. |
| Eğer bu durum kişiden kişiye aktarılamıyorsa. | Open Subtitles | إلا في حالة إمكانية نقل الشحنة من شخص لآخر |
| Sanki bir televizyon yarışmasında bedava alışveriş yapma hakkı kazanmış gibi olacak. Benim için de yarışmayı kazanan kişiden eşya çalmak gibi olacak. Kay bakalım. | Open Subtitles | سيكون مثل الفوز بمُسابقة كبيرة بالنسبة الىّ ستكون مثل سرقة اشياء من الشخص الذى فاز بها انت الى الداخل |
| Amerika'da, hızla yaşlanan bir nüfusa sahip bu ülkede, uzmanların tahminleri 60 yaş üzeri her 10 kişiden birinin istismara uğradığı yönünde. | TED | في أمريكا، البلد التي يشيخ فيها الناس بسرعة، يُقدَر الخبراء أن كل فرد من أصل عشرة فوق 60 عامًا سوف يتعرض للانتهاكات. |
| Bana söylediğiniz anda, odada bulunan iki kişiden biri. | Open Subtitles | الشخصان الآخران اللذان كانا في الغرفة عندما أخبرتني بالأمر |
| Farkedeceksiniz ki, bu slayttaki iki kişiden sadece birisi sürgünde. | TED | سوف تلاحظون أن شخصًا واحدًا فقط من الشخصين في الشريحة حاليًا في منفى. |
| Dünyanın herhangi bir yerinde mahkum olan her dört kişiden biri şu an burada Birleşik Devletlerde. İşte bu da bu inandığımız tek kullanımlık | TED | فواحد من كل أربعة اشخاص .. في مكان ما .. هو في أحد السجون في أمريكا .. ان هذا المفهوم الثقافي \ الاخلاقي |
| İkincisi, online olduğunu bildiğin üç kişiden daha fazlasını takip etmelisin. | TED | ثانياً، عليك أن تتابعي أكثر من ثلاثة اشخاص تعرفينهم على الأنترنت. |
| Ben bir tek kişiden değil, herkesten söz ediyorum! | Open Subtitles | انا لست فقط اتحدث عن شخص واحد, انني اتحدث عن الجميع |
| 10 kişiden biri ki bu 850.000 insan eder, bir ay içinde bir başkası ile konuşmuyor. | TED | شخ من ضمن 10، مما يعني 850000 شخصا، لا يتكلّم مع أي شخص مدة أسبوع. |
| Şu anda, galakside bu problemi çözmek için gerekli gemiye sahip birkaç kişiden birisin. | Open Subtitles | فى الوقت الحالى ، أنت واحد من عدد قليل من الناس في المجرة ممن لديهم سفينة قادرة على التعامل مع هذه المشكلة |
| 30'a yakın kişiden bu bölgenin köpeklerini bulduklarına dair telefon aldık ama arayan kişilerin hiçbiri bu bölgede oturmuyor. | Open Subtitles | لدينا أكثر من 30 مكالمه من الأشخاص الذين عثروا على كلاب و لكن المكالمات تأتي من مقاطعات أخرى |