| Çağrışım yapan bir şekil; belirli bir noktadan sonra kimin kimi kovaladığı belirsiz hale geliyor. | Open Subtitles | شكل مثير للعواطف يجعل الأمر في لحظة معينة يبدو غير جليّ من يطارد من |
| Yine de şu anda itiraf etmeliyim ki kimin kimi kovaladığı hakkında bu balıklar kadar bilgim var. | Open Subtitles | عليّ أن أعترف أنني لا أدري من الذي يطارد من أكثر مما تظن هذه الأسماك |
| - Hayır, Sylvester'ı seyrediyorum. - Çabuk ol, Kurbağayı kovaladığı bölüm... | Open Subtitles | لا، أنا أشاهد (سيلفسر) انها الحلقه التي يطارد فيها الضفدع .. |
| Hayır, polisin kovaladığı adam. | Open Subtitles | كلا الرجل الذى كان يطاردة. |
| Koç Ramirez dedi ki kurbanla Diego Alvarado, şu Lamar'ın kovaladığı çocuk yani iki hafta önce soyunma odasında kavga etmiş. | Open Subtitles | "المدرب "راميرز" أخبرنى بأن الفتى "ديجو ألفرادو الذى كان "لامار" يطارده دخل فى شجار مع "أنثونى" فى غرفة خلع الملابس منذ أسبوعين |
| İkimizin de kovaladığı bir çekimdi, bu. | Open Subtitles | كان هناك دافع وهو ما جعلنى اتبعه. |
| Mott sokağında bir adamın kedileri kovaladığı ihbar edildi. | Open Subtitles | تم الإبلاغ, عن شخص يطارد قطه في شارع (موتو) |
| Süpermen'in kurallara uymayan yayaları kovaladığı sayıyı okumuş muydun? | Open Subtitles | -جيم) أقرأت قبلاً عن عادة (سوبرمان) )، بأنـّه كان يطارد مُتسكعي الأزقة؟ |
| Bana onun ejderhaları kovaladığı anlatılmıştı | Open Subtitles | قيل لي أنه يطارد تنانين" |
| Hayır, polisin kovaladığı adam. | Open Subtitles | كلا الرجل الذى كان يطاردة. |
| İkimizin de kovaladığı bir çekimdi, bu. | Open Subtitles | كان هناك دافع وهو ما جعلنى اتبعه. |