| Artie öyle üzüldü ki kalp krizi geçirdi... ve karısının önünde ölüverdi. | Open Subtitles | آرتي المسكين إستاء كثيراً و أصيب بنوبة قلبية و مات أمام زوجتة |
| Sen yokken babam kalp krizi geçirdi ve bir süreliğine öldü. | Open Subtitles | بينما كنتِ في السفر أصيب أبي بنوبة قلبية ومات لبعض الوقت |
| O bir kalp krizi geçirdi. Bu onun kez, ben sanırım. | Open Subtitles | لقد أتته نوبة قلبية . لقد حان وقته ، كما أعتقد |
| Fırında makarna yeterince peynirli olmadığı için Kenny sinir krizi geçirdi. | Open Subtitles | كينى جاتله نوبة غضب عشان المكرونة بالجبنة ماكانش فيها جبنة كفاية |
| Bu kadın beni balayına göndermemek için kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | إنها إمرأة تُصاب بأزمة قلبية لتمنعني من الذهاب لشهر عسلي |
| Korkunç bir kalp krizi geçirdi ve arkadaşlarına öleceği söylendi. | Open Subtitles | حصلت له أزمة قلبية رهيبة، وجميع أصدقائه تم إخبارهم أنه سوف يموت. |
| Aniden kalp krizi geçirdi.. biz elimizden geleni yaptık. | Open Subtitles | أصابتها سكتة قلبية مفاجئة فعلنا كلّ ما بوسعنا. |
| Sen yokken babam kalp krizi geçirdi ve bir süreliğine öldü. | Open Subtitles | بينما كنتِ في السفر أصيب أبي بنوبة قلبية ومات لبعض الوقت |
| Üniversiteden mezun olduktan birkaç ay sonra, babam onu öldürebilecek ciddi bir kalp krizi geçirdi. | TED | بعد أن تخرجت من الجامعة بعدة أشهر، أصيب والدي بنوبة قلبية حادة والتي كانت ينبغي أن تقتله. |
| - Kalp krizi geçirdi. Ama hala nefes alıyor. | Open Subtitles | أصيب هذا المسكين بنوبة قلبية أظنة ما يزال يتنفس,مع ذلك |
| Bebeğimiz oldu. Ed kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | إذا , رزقنا بطفل وأصيب أبي إيد بنوبة قلبية |
| At gitti. Ondan güzelce kurtulduğumda heyecandan ölümcül bir kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | لقد أصيب بـ نوبة قلبية من الإثارة ولقد تخلصت منه بشكل صحيح |
| Belki kızlardan biriyle olan bir adam kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | ربما تعرّض أحد مرافقي الفتيات إلى نوبة قلبية. |
| Bay Sanborn hafif bir kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | السّيد سانبورن كان لديه نوبة قلبية خفيفة |
| Ben beş yaşındayken, öyle de oldu. Babam kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | وعندما كنتُ في الخامسة من عمري، توفي فعلاً، أصيب بأزمة قلبية. |
| Hayır, yani, kalp krizi geçirdi. Ona ne verdiğimden eminim . | Open Subtitles | كلا، أعني أصيب بأزمة قلبية ومتيقنة أن هذا ما سببه له |
| Kader bu ya, birkaç ay önce Yüzbaşı Davis 46 yaşında kalp krizi geçirdi. | TED | ويشاء القدر منذ عدة أشهر فقط، أن يُصاب بأزمة قلبية حادة في سن الـ46. |
| Durumu iyi görünmüyor. Büyük bir kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | الأمور لا تبدو جيدة, فقد عانت من أزمة قلبية حادة |
| Dün senin gibi genç biri,27 yaşında, atletik, durduk yerde kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | حسناً , أمس شاب مثلك , 27 سنة , رياضي لا أعلم سكتة قلبية |
| Adam daha yeni kalp krizi geçirdi. Kalbinden bir parça almamız onu öldürebilir. | Open Subtitles | لقد أصيب لتوه بسكتة قلبية إذا قطعنا قطعة من قلبه فقد يموت |
| Hemmings kalp krizi geçirdi. Şu an Aziz Mary hastanesinde. | Open Subtitles | .هيمنجز تعرض لنوبة قلبية إنه فى مستشفى شارع مارى |
| Yumurtayı naklettik ve her şey yolundaydı ama sonra birden kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | نحن زرعنا البويضة , كل شىء كان جيداً وبعدها دخلت فى ازمة قلبية |
| Sonra, Donner cuma günü kalp krizi geçirdi ve öldü. | Open Subtitles | وبعد ذلك، (دونر) تعرض لأزمة قلبيه في يوم "الجمعة" ومات |
| Belki kalp krizi geçirdi ve kendiliğinden bir katılık oluştu. | Open Subtitles | ربما اصيب بنوبه قلبية ادت الى تصلب تبقائى بجسده |
| Pekâlâ, tamam ben bir adamın ağzına silahı dayanmış olabilirim. - Kalp krizi geçirdi ve öldü. Ne olmuş? | Open Subtitles | حسناً لقد وضعت مسدساً في فم أحدهم و أصيب بجلطة و مات ماذا في ذلك ؟ |
| Kalp krizi geçirdi ve yolda hayatını kaybetti. | Open Subtitles | لقد تعرّضت لنوبة قلبية و ماتت في طريقها إلى هنا |
| Babamız önemli bir kalp krizi geçirdi ve kurtulup kurtulamayacağını bilmiyoruz. | Open Subtitles | أبينا تعرّض للتو لنوبةٍ قلبيّة حادّة ولا نعلم ما إذا كان سينجو. |
| Oraya vardığında kızı kalp krizi geçirdi. | Open Subtitles | ووَصلَإلىهناكفيالوقتالمناسب لدُخُول السكتة القلبيةِ. |