| Şimdi de kuzenine ne kadar sertleştiğini göstermekte kararlısın değil mi? | Open Subtitles | والآن كنت عازمة لإظهار ابن عمك أنك تحصل أكثر صرامة، أليس كذلك؟ |
| Hastanede bulunduğun gün, kuzenine promisin verdin mi? | Open Subtitles | ذلك اليوم فى المستشفى هل اعطيت ابن عمك حقنه من البرومايسن؟ |
| Pelerin aptal bence. kuzenine böyle dediğimi söyle. Ya da dur, asla söyleme bunu ona. | Open Subtitles | العباءات مملة اخبري قريبك أنّي قلت هذا , فالحقيقة , أبداً , أبداً لا تقولي هذا. |
| Beraber çalıştığımız ilk gün kuzenine çaktığını, çünkü üniversiteye bakir gitmek istemediğini söyledin. | Open Subtitles | أول يوم عملنا مع بعضنا أخبرتني بأنك أقمت علاقة مع قريبتك لأنك لم ترد الذهاب للكلية عذري |
| Hey,Lois,Chrisin üstüne bu kadar gitme Ne demek TV yok o sınıfta kaldı, yani şükran gününde garajda kuzenine saldırması gibi bişey değil ki bu. | Open Subtitles | لويــس, اعطي كريس فرصة. أقصد، لا تليفزيون? لقد رسب في الصف هو ليس كمن سقط على قريبه... |
| Daha bu sabah küçük kuzenine... hiçbir sebep olmaksızın vahşice vurmuş. | Open Subtitles | -بالطبع -هذا الصباح فقط -ضربت ابن عمها بوحشية دو استفزاز منه |
| Sadece bu haftasonu kuzenine göz kulak ol. | Open Subtitles | فقط اعتني بقريبك هذه العطلة. |
| Bunun için kuzenine teşekkürler. | Open Subtitles | يجب أن نشكر إبن عمك شون على هذا |
| Size Byron'la ayısını, Wordsworth'ün kuzenine Coleridge'in kokaine aşkını anlatabilirim. | Open Subtitles | يمكنني إخباركم بشأن "بيرون" ودبه وعن وقوع "ووردز وورث" في حب ابنة عمه وعن وقوع "كوليردج" في حب الكوكايين |
| Tabii o çocukla kuzenine de pay vermemiz gerekecek. | Open Subtitles | بالطبع يجب أن نُعطى الصبى وقريبه أيضاً نصيبهما. |
| Dağıtıcım kuzenine bahsettiğin biradan bulmayı başarmış. | Open Subtitles | موزعي استطاع العثور على البعض من تلك البيره التي اخبرت ابن عمك بشأنها |
| kuzenine tarlalarda çalışırsa temsil hakkına sahip olacağını söyle. | Open Subtitles | ,حسناً, أخبر ابن عمك إذا كان يعمل في الحقول فلديه الحق في التمثيل |
| En iyisi bir de kuzenine deneme şansı ver oğlum. | Open Subtitles | ربما الأفضل أن تدع ابن عمك يأخذ ضربة بهذا يا بني |
| kuzenine kabul salonunu sormayı unutma. | Open Subtitles | لا تنس أن تسأل قريبك عن صالة الإستقبال |
| kuzenine daha nazik davranmam gerekiyor. | Open Subtitles | احتاج ان اعامل قريبك بشكل افضل |
| Yıllarca bunun kuzenine oluşunu izledim. | Open Subtitles | شاهدتُ الأمرَ يحدُث لسنوات مع قريبك. |
| kuzenine dışarıda beklemesini söyledin mi? | Open Subtitles | هل أخبرت قريبتك أن تنتظر بالخارج |
| kuzenine tavuk muamelesi yapamazsın! | Open Subtitles | أياك أن تعامل قريبتك كالدجاجة! |
| Bud'ın kuzenine bakması gerekirken onu kaybettiği bölümü hatırlar mısın? | Open Subtitles | رائع ,أتذكر الحلقة التي اضاع فيها ...باد) قريبه) عندما كان يفترض به أن يراقبه |
| Avukatına, kuzenine, çocukluk arkadaşına garip notlar yazıyor. | Open Subtitles | هي ستدون الملاحظة الغريبة لمحاميها ابن عمها , صديق الطفولة |
| Bak, Luke Cage kuzenine ne yapmış. | Open Subtitles | انظري ماذا فعل "كيج" بقريبك. |
| Biz kuzenine yardımcı oluruz. | Open Subtitles | سوف نساعد إبن عمك على سلامة الفريق |
| Barney kuzenine asılmıştı. | Open Subtitles | عندما رقص (بارني) بطريقة قذرة مع ابنة عمه |
| Gerhard doğduğunda, doktor annesine ve kuzenine ya 15 dakika... ya da 100 yıl yaşabileceğini söylemiş. | Open Subtitles | عندما ولدَ (جيرهارد)، أخبر الطبيب والدته وقريبه بأنه سيعيش إما لـ15 دقيقة أو لـ100 سنة |
| Seni korumak istiyorum, ama ben kuzenine benzemem. | Open Subtitles | أريد إنقاذك، لكن ليس مثل إبنة عمك. أريد جائزة. |
| kuzenine o oyunu oynadım. | Open Subtitles | و صنعت تلك المسرحية من أجل أبن عمك |
| Rigfort'un, Dutton'a ve kuzenine ne yaptığına bak. | Open Subtitles | شاهدي فقط مافعله رجفورت إلى دوتون وهو أبن عمه |