| Belboya şeker makinesi var mı, diye soruyordum. | Open Subtitles | كنت أسأل خادم الفندق، إن كان هناك آلة لصنع الحلوى |
| Yemek çadırının arkasında bozuk bir sakız makinesi var. | Open Subtitles | هناك آلة كرات علكة معطلة وراء خيمة الطعام. |
| Bekleme salonunda içecek makinesi var. | Open Subtitles | لديهم آلة للـ(سودا) في غرفة الإنتظار |
| Odamda bir zaman makinesi var ve... - Tam da söz verdiğim gibi seni kurtarmaya geldim. | Open Subtitles | لا, لدي آلة زمن في غرفتي بالأعلى وأتيت لأنقذك مثلما قلت أنني سأفعل |
| Eğer acıkırsan ikinci katta yiyecek makinesi var. | Open Subtitles | يوجد آلة للوجبات الخفيفة في الطابق العلوي في حال شعرتِ بالجوع |
| Bu adamın bir zaman makinesi var. | Open Subtitles | هذا الرجل يملك آلة زمن |
| Yapabilirim. Lobide para çekme makinesi var. | Open Subtitles | يمكنني هناك ماكينة صرف بالردهة |
| Evimin kilerinde MR makinesi var mı? | Open Subtitles | أعني, هل هناك جهاز الرنين المغناطيسي في سردابي؟ |
| Şurada pamuk şeker makinesi var. | Open Subtitles | لدينا آلة حلوى القطن هناك |
| İşte bir çeyreklik, bayanlar tuvaletinde bir tampon makinesi var. | Open Subtitles | خذي الربع، هناك آلة سدادات قطنية -في حمام النساء. -شكراً. |
| Doğrudan tapınağın altında bir zaman makinesi var. | Open Subtitles | في هذا الإطار هناك آلة الزمن, مباشرة تحت المعبد. |
| Öğretmenler odasında bir şeker makinesi var, değil mi? | Open Subtitles | هناك آلة وجبة خفيفة في صالة المعلم، أليس كذلك؟ |
| Aslında lobide bir kahve makinesi var. | Open Subtitles | في الحقيقة ، هناك آلة قهوة في الصالة |
| Bekleme salonunda içecek makinesi var. | Open Subtitles | لديهم آلة للـ(سودا) في غرفة الإنتظار |
| Ama artık ben de ona "Balkonumda zaman makinesi var." diyebileceğim. | Open Subtitles | إنتظروني حتى أخبره لدي آلة زمن في شرفتي |
| Burada bir kart-atma makinesi var, abi. | Open Subtitles | يوجد آلة لرمي الكروت هنا |
| Burada büyük bir zaman makinesi var. | Open Subtitles | يوجد آلة للزمن هنا. |
| Jason Anderson'ın kısa dönem hafıza silebilen bir makinesi var. | Open Subtitles | (جيسون اندرسون) يملك آلة يمكنه عن طريقها أن يمحي الذاكرة قصيرة الأمد |
| Jeff'in kendi duman makinesi var mı? | Open Subtitles | هل كان (جيف) يملك آلة التدخين؟ |
| Hiç kokomuz yok. Ama aşağıdaki girişte, bir Pepsi makinesi var. | Open Subtitles | ليس لدينا أي كوكا هنا و لكن هناك ماكينة (بيبسي) في القاعة |
| Banyoda bir kabarcık makinesi var. | Open Subtitles | هناك ماكينة "نفخ منطايد" في الحمّامِ. |
| Bodrumda bozuk bir C.T. makinesi var tam yanında bozuk bir argon lazeri ve bir görüntüleme cihazı var. | Open Subtitles | هناك جهاز أشعة مقطعية معطل في القبو وإلى جانبه أرغون ليزر معطل وكشاف فلوريّ معطل |
| Ultrason makinesi var orada. | Open Subtitles | لديهم هناك جهاز للموجات فوق الصوتية |
| Önümüzde bir zaman makinesi var. | Open Subtitles | لدينا آلة زمن أمامنا |