| Bak, Ona yardım etmek istediğini biliyorum, ama biz bu insanları tanımıyoruz bile. | Open Subtitles | إسمعي ، أعرف بأنك تريدين مساعدتها ، لكن نحن لا نعرف هؤلاء الناس |
| Keşke sana irtibatımı Ona yardım etmek için kestiğimi söyleyebilsem, ama söyleyemem. | Open Subtitles | اتمنى ان استطيع القول باني ابعدتها لأجل مساعدتها ، ولكني لا استطيع |
| Onunla arkadaşlık kurmadan önce düşünmedin öyleyse Ona yardım etmek isterken niçin düşünüyorsun? | Open Subtitles | هل تفكرين قبل مصادقه صديقك؟ ؟ .اذن لماذا تفكرين في مساعدته ام لا؟ |
| Peder Logan karıma ve bana hep iyi davranmıştır... ..o yüzden Ona yardım etmek istedim. | Open Subtitles | ألآبت لوجن كان دائماً كريم مع زوجتى ومعى ولذا أردت مساعدته أذا كنت أستطيع |
| Ona yardım etmek istiyorum. İstediğini almasına yardım etmek istiyorum. | Open Subtitles | أودّ أن أساعده، أودّ أن أساعده لينال مبتغاه. |
| Şimdi de o zor bir dönemde ve bende Ona yardım etmek istiyorum. Hayatı sensizde yeteri kadar dağanık. | Open Subtitles | وهي تمر الآن بوقت عصيب، أريد مساعدتها فحياتها ملخبطة كفاية بدونك |
| Ona yardım etmek istesem bile nerede olduğuna dair bir fikrim yok. | Open Subtitles | حتى لو أنني أردت مساعدتها لاتوجد عندي اي فكرة أين تكون |
| Ama herkes Ona yardım etmek için çırpınırken o bir şey olmamış gibi davranmaya devam ediyor. | Open Subtitles | ولكن الجميع يتعبون أنفسهم ويحاولوا مساعدتها وتعيش حياتها كما لو لم يحدث شيء |
| Ona yardım etmek için seninle konuşmam gerektiğini düşündüm. | Open Subtitles | فكرت أنك من يجب أن أتكلم معه إن كان بامكاني مساعدتها |
| Dünyada yapayalnız. Ona yardım etmek istiyorum. | Open Subtitles | إنها وحيدة في هذا العالم أنا أريد مساعدتها |
| Ona yardım etmek listemdeki en önemli maddeydi, ve ona bunu teklif etmiştim zaten. | Open Subtitles | مساعدتها كان أهم شيء على قائمتي.. لذا قدمته |
| Haku bana yardım etmişti. Şimdi de ben Ona yardım etmek istiyorum. | Open Subtitles | لقد ساعدني هاكو سابقا والآن اريد مساعدته |
| Bence suçluluk hissettiğin için Ona yardım etmek istiyorsun. | Open Subtitles | اعتقد بأنكي تحاولين مساعدته لانكي تشعرين بالذنب |
| Ona yardım etmek istemezsen, bunu anlarım. Yapacağını düşünmemiştim zaten. | Open Subtitles | . إذا كنت لا تريد مساعدته ، أتفهم ذلك . أنا لم اعتقد أنك ستفعل هذا فى المقام الأول |
| Ve onun da bu kaybı hissetmeye ihtiyacı olduğunu anladım ve bunu paylaşmaya, ve Ona yardım etmek istedim. | Open Subtitles | و كنت أعرف أنه يحتاج هذه الخسارة هو الآخر و أن يشاركني فيها و أردت مساعدته |
| Onun da üzüldüğünü ve bunu paylaşmak istediğini biliyordum... Ona yardım etmek istedim. | Open Subtitles | و كنت أعرف أنه يحتاج هذه الخسارة هو الآخر و أن يشاركني فيها و أردت مساعدته |
| Ve şimdi onun başı dertte ben de Ona yardım etmek istiyorum, ama hap kullanırken yardım edemem. | Open Subtitles | والآن هو في مشكلة وأريد أن أساعده ولكن لا يمكنني فعل هذا |
| ÖImek istiyorsa Ona yardım etmek isterim. | Open Subtitles | الرجل يريد أن يموت، و أريد أن أساعده |
| Yeğenim hakkında konuşuyorsun ve ben Ona yardım etmek için elimden geleni yaparım. | Open Subtitles | أنت تتحدث عن ابن أخي هنا، و أنا سأفعل كل ما بوسعي لمساعدته. |
| Tek yapmak istediğim Ona yardım etmek, adam olmak, anlıyor musun? | Open Subtitles | هذا كل ما أحاول فعله فقط أساعدها بإصلاح الأمور أكون رجلاً، أتعلم؟ |
| Ve Ona yardım etmek için elinden geleni yaptığını biliyorum. | Open Subtitles | وأعلمُ بداخلي, بأنَّك تفعلُ ما بوسعكَ حتى تساعده |
| Yapabileceğimiz bir şey olmalı. Ona yardım etmek zorundayız. | Open Subtitles | لابد من وجود شئ يمكننا فعله يجب أن نساعدها |
| Ona yardım etmek istediğini sanıyordum. | Open Subtitles | ظننتُكِ ستودّين مُساعدته. |
| Baksana, buna ihtiyacı var. Ve bizim de Ona yardım etmek için bir şansımız var. | Open Subtitles | ،إنها بحاجةٍ لهذا و هناك فُرصة إمكانية مُساعدتها |
| Bu adamı bizimle eve gelmesi için ikna etmenin tek yolu kardeşini durdurması için Ona yardım etmek. | Open Subtitles | هذه هي الطريقة الوحيدة كي نستعيده معنا أن نساعده على ايقاف شقيقه |
| Fakat eğer Ona yardım etmek istiyorsan ki bana göre istiyorsun, tüm gerçekleri öğrenmelisin. | Open Subtitles | و لكن إذا أردت أن تساعديه وأنا أعتقد أنك تفعلين يجب أن تعرفي كل الحقائق |