| Özellikle de oyları güvenceye alarak kazanmak istediğin bir oyun oynuyorsan. | Open Subtitles | هذا ينطبق خاصّةً حين ترغبين بالفوز بلعبة تحاولين فيها جمع الأصوات. |
| Şu üç şey - göçmenlerin oyları, sesleri ve bakış açıları - bence demokrasimizin daha güçlü olmasına yardımcı olabilecek. | TED | وهناك ثلاثة أشياء: تصويت المهاجرين، الأصوات ووجهات النظر التي أعتقد بإمكانها أن تساعد بتعزيز الديموقراطية |
| Ancak Doğu üssü sakinleri, kazanacak oyları olmasa da, sonuçları yine de lehine çevirebileceklerini fark ediyorlar. | TED | لكن يدرك سكان القاعدة الشرقية بينما لا يملكون الأصوات للفوز، أنه يمكنهم قلب النتائج لصالحهم. |
| Ben feminist oyları için buradaysam, sen hangi kesimi temsil ediyorsun? | Open Subtitles | إن كنت هنا لأجل التصويت النسائي، أية فئة من السكان تمثل؟ |
| Sempati oyları toplamak için sakatlığını böyle kullanmaktan rahatsız olmuyor musun? | Open Subtitles | ألا تشعرين بالغرابة لإستخدام إصابتكِ للحصول على أصوات العطف بتلك الطريقة؟ |
| Komite anlaşmayı onaylamak için haftaya toplanacak, büyük bir olasılıkla ben de oyları toplayacağım, aksi için bir gösterge yok. | Open Subtitles | ستجتمع اللجنة الاسبوع المقبل للموافقة على العقد ، وأعتقد أنني أستطيع الحصول على الاصوات. أنا لا أرى أية معارضة حقيقية. |
| Dolayısıyla, demokrasiyi oyları saymanın basit bir konusu olarak düşünürken, onları saymanın farklı yollarından kimin yararlandığını da düşünmek gerekir. | TED | لذا بينما نفكر بالديمقراطية كمسألة بسيطة بعدّ الأصوات من المفيد مراعاة من يستفيد من الطرق المختلفة لعدَ الأصوات. |
| oyları tamamen gizli tutup, seçim sistemini tümüyle nasıl doğrulanabilir kılabiliriz? | TED | كيف يمكننا جعل نظام الإنتخابات قابل للتحقق منه كليا، بينما نبقي على سرية الأصوات بصورة قاطعة؟ |
| Politikacıları bilirsiniz, oyları alırlar. | Open Subtitles | أنتم تعرفون هؤلاء السياسيين يريدون الحصول على الأصوات |
| Evet, bir şekilde oyları alırlar. | Open Subtitles | آجل ، ينبغي أن يحصلوا على الأصوات بطريقة أو بأخرى |
| Taşra oyları için mükemmel birisiydi. | Open Subtitles | لقد كانَ يَجذِبُ الكثيرَ مِن الأصوات من شمال الولايَة |
| Çeki paraya çevirir oyları sayıp yola devam ederiz. | Open Subtitles | نقبض الشيكات اللعينة ونعدّ الأصوات ونتابع |
| Birincisi, Paul Lewiston oyları alamaz. | Open Subtitles | إنهم لا يُحاولون أخذ الشركة منك في البداية, باول لويستون لا يستطيع جمع الأصوات |
| Hayır. Daha değil. Çünkü oyları saydık. | Open Subtitles | هذا غير صحيح، ليس بعد لأننا من سيحصي الأصوات |
| Kurbanlar, oyları başka bir ilçede geçerli sayılırken kendi ilçelerinde geçersiz sayılan kişilerdir. | Open Subtitles | في حين أن نفس الأصوات حُسبت في غيرها يعجبني هذا نوعاً ما |
| Sayın Yargıç, ...üçüncü parti adayının oyları % 3.2 de kalmış. | Open Subtitles | سيدتي القاضية نسبة التصويت لمرشح الحزب الثالث لا تتجاوز 3,2 بالمئة |
| Şimdi bütün üyelerimiz lokavtın kalkıp kalkması hakkındaki oyları için... kararlarını soracağım. | Open Subtitles | الآن، أترك التصويت لهؤلاء الأعضاء هذاالإغلاقالتعجيزيبإنهاءأوعدمإنهاء.. |
| Göçmenlerin oyları, sesleri ve bakış açıları Amerikan demokrasisine dâhil etmemiz gereken şeyler. | TED | أصوات المهاجرين، أصوات ووجهات نظر هذا كل مانحتاجه للعمل بأن نكون جزءاً من ديموقراطية أمريكا. |
| Bu bir popülerlik yarışması değil, bu popüler olmayanların yarışması, çünkü bütün ucube oyları sana gitti. | Open Subtitles | حسناً, هذهليستمسابقةللشعبية, هذه مسابقة لعدم الشعبية لأنكِ حصلتِ على أصوات غريبي الأطوار |
| Yarın oyları sayacağız ve yeni takım liderimizi belirleyeceğiz. | Open Subtitles | نعد الاصوات لنعرف من هو القائد الجديد لفريقنا |
| oyları değiştirmek için korkunç taktikler kullanıyorlar. | Open Subtitles | انهم يستخدموا اسلوب الخوف لان يسيطروا على الاصوات |
| Naomi'nin oyları buraya. | Open Subtitles | صوّت لـ(نايومي). هذه الكومة. |
| 58 ilçe seçim sandıklarına gidip temyiz mahkemesi emriyle oyları tekrar sayacak. | Open Subtitles | لصناديق بطاقات الاقتراع وفرز مايسمى بالأصوات غير المدرجة بأمر من محكمة الدولة العليا أكثر من 40،000 بطاقة قد دخلت اللعبة. |