| Başta reddetmeyi düşünüyordum ama fikrimi değiştirdim. | Open Subtitles | لقد كان لي أفكار نحو الرفض ولكنها خافته |
| Bir dahaki sefere reddetmeyi dene, olur mu? | Open Subtitles | في المرة القادمة جربي الرفض |
| Sana reddetmeyi göstereceğim. | Open Subtitles | وسوف أريكي الرفض. |
| Hemen reddetmeyi önleme ilaçlarına başlatacağız ki bunlar lenfoma, şeker hastalığı yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği yapma riski taşıyor. | Open Subtitles | سوف نستخدم مثبّطات المناعة بكثافة مما سيحمل خطر الإصابة باللمفوما، السكّري ارتفاع الضغط، أو القصور الكلوي |
| Sana antibiyotik ve reddetmeyi engelleyici yeni ilaçlar yazıyorum. | Open Subtitles | سأصف لك بعض المضادات الحيوية وأدوية تثبيط المناعة .. |
| ve onları görmek, insanlıklarını reddetmeyi daha zorlaştırıyor; | TED | ورؤيتهم تجعل من الصعب علينا إنكار إنسانيتهم. |
| Olduğun kişiyi reddetmeyi bıraktığın zaman haritayı okuyabilecek yetiye sahip olacaksın. | Open Subtitles | تستطيعين قراءة تلك الخريطة فقط عندما تكفّين عن إنكار حقيقتك |
| Çünkü yardımımızı reddetmeyi sürdürürsen, seni laik İngilizlere vermekten başka çaremiz kalmaz. | Open Subtitles | لو استمريتى على رفض مساعدتنا ليس لدينا خيار اخر الا وضعك تحت حكم السلطه الدنيويه |
| reddetmeyi öğrendiler. | Open Subtitles | تعلموا الرفض |
| "eğer reddetmeyi seçerse". | Open Subtitles | إن إختار الرفض |
| Reçetendeki reddetmeyi engelleyici ilaçları alıyor musun? | Open Subtitles | مازلت تأخذ أدويتك لتثبيط المناعة ؟ |
| Yani, barınma hakkını, evlat edinme hakkını, evlenme hakkını, burada alışveriş yapma, burada yaşama, burada satın alma özgürlüğünü reddetmeyi seçeceğiniz o kişi ben miyim? | TED | أذن فأنا تحديدا التي سوف تختار إنكار حقه في السكن، حقه في تبني طفل و حقه في الزواج، حقه في حرية التسوّق هنا ، و العيش هنا، و الشراء هنا؟ |
| Sadece bunu reddetmeyi seçiyorsun. | Open Subtitles | أنت فقط من إخترت إنكار هذه الحقيقة, |
| Buradaki tüm gisaengleri reddetmeyi mi planlıyorsunuz? | Open Subtitles | هل تخطط على رفض جميع الغيسنغ لهذا المكان؟ |