| O burada, bağlantı kurdum, yalnızca onun hangi ruh halinde olduğunu bilmiyorum. | Open Subtitles | إنه هنا، هذا ما استخلصته لكن لا أعرف في أي مزاج هو |
| Şu an farklı ruh halinde. Yırtıp at, Mark, gücenmek yok. | Open Subtitles | اعتقد انه فى مزاج مختلف الآن مزّقه يا مارك, بلا ضغينة بيننا |
| Sadece o yıldız avcısının iyi bir ruh halinde olmasını umut ediyorum. | Open Subtitles | أنا فقط أتمنّى بأنّ مكتشف المواهب بمزاج جيد. |
| Senin istediklerini yapacak ruh halinde değilim. | Open Subtitles | و لست بمزاج يسمح لي بإرضاء رغبتك الشديدة بالحصول على رضاي |
| Perdeye sarılmış, iki bacaklı bir porsuk ile evlenecek ruh halinde olacağını pek sanmıyorum. | Open Subtitles | فلن يكون في مزاجٍ للزواج من حيوانٍ يقف على قدمين مرتدياً ستارة. |
| 2 haftadan uzun süredir her an depresif bir ruh halinde misiniz? | Open Subtitles | هل عانيتِ من ضغط متواصل في المزاج طوال الوقت لأكثر من أسبوعين؟ |
| Ölümünden önceki haftalarda ruh halinde bir değişiklik fark ettiniz mi? | Open Subtitles | هل لاحظتى أيه أشياء بشأن مزاجه فى الأسابيع الماضية ؟ |
| Sabahları uyandığında nasıl bir ruh halinde olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | اعرف مزاجها كيف يكون عندما تستيقظ في الصباح. |
| Bu ruh halinde kendine bir iyilik yap. - Ne? | Open Subtitles | عندما تكون في مزاج صَفو قَدِم لنفسك خدمة |
| Tamam. Belki de kötü bir ruh halinde uyandılar. | Open Subtitles | حسناً, لقد استيقظوا لكنهم في اسوأ مزاج لعين |
| Şey bende o sıralar gazeteye çıkmak için iyi bir ruh halinde değildim | Open Subtitles | حسنا ، لم أكن في مزاج جيد لأظهر في الصحف |
| Erkeğin bedenini ısıtmadığında alışılmış ruh halinde değil misin? | Open Subtitles | أنت لست في مزاج صافي بدون الفتى الذي يداعب جسدك ؟ |
| Bu ülkeyi yöneten insanlar şu anda uysal bir ruh halinde değiller. | Open Subtitles | القوم الذين يديرون هذه البلد الان ليسوا مزاج يسمح بالاستيعاب الان |
| Ta ki diş ağrısı çeken şerifin teki kötü bir ruh halinde uyanıncaya kadar. | Open Subtitles | حتى يستيقظ شريف بمزاج سيء ولديه سن يؤلمه |
| Sonunda iyi bir ruh halinde baba var. | Open Subtitles | لقد وضعنا أبي و أخيراً بمزاج جيد |
| Adı Isidora. Şu sıralar pekiyi bir ruh halinde değil. | Open Subtitles | اسمها إيسيدور لكنها ليست بمزاج جيد |
| Ensefalit olduğunu en başından biliyordun ama benim söylememi istedin çünkü böylece tatmin olan egom sayesinde seni kontrol edebileceğimi düşünüp monitörün çıkmasına izin verecek bir ruh halinde olacağımı düşündün. | Open Subtitles | كنت تعلم انه التهاب الدماغ لكنك انتظرتني كي اقولها لأنه عندها بغروري المندفع ظننت انني سأكون بمزاج لإزالة الة المراقبة خاصتك |
| Şefkatli olabilecek ruh halinde değilim Morales. | Open Subtitles | لستُ في مزاجٍ لأكونَ مُتساهلاً يا (موراليس) |
| Kendimi suçlayacak ruh halinde değilim. | Open Subtitles | برؤية أنني لست في المزاج لألوم نفسي |
| Yani, bugün kötü ruh halinde olan biri yok mu? | Open Subtitles | أتعنين بأنه لا يوجد شخص ما بالخارج مزاجه سيء اليوم ؟ |
| Eğer anneniz o umutsuz telefonda arar, arar ve "Merhaba" derse, kim olduğunu bilmekle kalmaz, hangi ruh halinde olduğunu da bilirsiniz. | TED | على الهاتف وقالت " مرحباً " فأنت لن تميز مين يحادثك فحسب .. بل ستعلم كيف مزاجها أيضاً |
| Çünkü bir daha havlarsa, geri geleceğim ve iyi bir ruh halinde olmayacağım. | Open Subtitles | لأن إذا نبحُ مرة ثانيةً، سَأكُونُ هنا، نعم، وأنا لَنْ أكُونَ في المزاجِ الجيّد جداً. |