| Şu anki arkadaşlarım bana yardım etmek için hayatlarından birkaç saatlerini bana ayıramıyorsa nasıl arkadaş edinme şansım olur? | Open Subtitles | أي أمل لي في إنشاء علاقات جديدة إذا كان أصدقائي الحاليّون يرفضون قضاء بضع ساعات من حيواتهم لمساعدتي ؟ |
| Hadi ama, partnersiz kaldım sen de sahadaki saatlerini kullanmış olursun. | Open Subtitles | هيا, أنا من دون شركاء, ويمكنك استخدام بعض ساعات العمل الميداتي |
| Fuhuşa teşvik yüzünden aldığın kamuya hizmet saatlerini tamamladın mı? | Open Subtitles | هل قمتِ بإنهاء ساعات عملكِ الشاق من أجل تحريضكِ ؟ |
| Tanrım, Mary Virginia, Tessa'nın çalışma saatlerini abarttığını düşünüyordum ama belli ki abartmıyormuş. | Open Subtitles | غير معقول، ماري فرجينيا، الساعات التي تغيبين فيها كنت أظن أنّ تيسا تبالغ، |
| Onunla son saatlerini böyle geçirme. | Open Subtitles | لا تقضي ساعاتك الأخيرة معه معذّباً المخلوق المسكين |
| Çalışma saatlerini belirledik, ev işi yapmanıza gerek yok. | Open Subtitles | نتحدث بان تجلسي في البيت لساعات مثل المدبره المنزلية والافضل ابقي هذا لانه الطقس بارد هنا |
| Oh ve ben tüm saatlerini gerçekte öğleden önceyken öğleden sonra göstersin diye ayarlamıştım. Hadi be. | Open Subtitles | وعدلت جميع ساعاته لتظهر بأنها المساء بدلا من الصباح |
| Thomas Watson kendisinin tesadüfi anteninin keşfettiği bu tuhaf çıtırtı,tıslama cıvıltı ve ıslıkları dinlemeye saatlerini verdi. | TED | تومس واتسون قضا ساعات في الإستماع لفحيح وقرقعة غريبة وتغريد وصفير إلتقطها بشكل مصادف الهوائي. |
| Abim Panaki Bose matematiği bile zar zor anladığım halde bana atomları anlatmak için saatlerini harcardı. | TED | أخي الأكبر باناكي بوز أمضى ساعات من وقته ليشرح لي الذرات .عندما كنت بالكاد أفهم أساسيات علم الجبر |
| Kastettiğim dünya, kadınların ailelerine yemeleri için buğday öğüterek her gün iki üç saatlerini harcadıkları dünya. | TED | أنا اقصد العالم الذي تعيش به النساء اللواتي تقضين ساعتين حتى ثلاث ساعات كل يوم يطحن البذور لعائلاتهم حتى يأكلوا. |
| Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz. | TED | فهم لا يعطون انجازاتهم حقها رغم ان الناس تصرف ساعات قيمة من وقتها لكي يستمعوا إليهم. |
| Farkında olmadığınızı biliyorum ama bana hayatımın en güzel saatlerini yaşatıyordunuz. | Open Subtitles | أعرف أنك لم تعرف ذلك إنك تعطينى بعض أسعد ساعات فى حياتى |
| Sen buraya iş için geliyorsun, ...ve bizde yemek saatlerini çalıyoruz. | Open Subtitles | انك تاتى لرحلات عمل ونختلس من ساعات الغذاء |
| Özgürlüğümün son saatlerini geçireceğim insanları yanlış seçmişim. | Open Subtitles | أنا صعب الإرضاء من الأشخاص الذين قضيت معهم آخر ساعات لى فى الحريه إسمع .. |
| Mimar, yeni kule ofisinin pirinçten yapılmış parlayan anahtar levhasını tasarlamak için saatlerini harcamıştır. | TED | لقد قضى المصممون المعماريون مئات الساعات في تصميم لوحات الكهرباء النحاسية المصقولة لمكتبه الجديد في البرج |
| Annen yemek yapmak için saatlerini harcadï. Biraz saygï göster. | Open Subtitles | أمك قضت الساعات الأخيرة و هي تطبخ.حاول ان تظهر بعض التقدير. |
| Böylece seçimlerden zaferle çıkıp kendi çalışma saatlerini kendi düzenlediği bir işi olacak. | Open Subtitles | لتخريب ما ولد صحياً في هذه الإنتخابات ونخرب الساعات المستقطعة الخاصة |
| Bunu eyalet lisans kuruluna gönder. Bütün saatlerini yapmışsın diye imzaladım. | Open Subtitles | أرسل هذه للجنة المختصة بالرخص لقد ختمتُ جميع ساعاتك المقرّرة |
| Ya kedili duvar saatlerini seven kızsan ve bunun henüz farkında değilsen? | Open Subtitles | ماذا لو كنتِ ، من الفتيات المحب لساعات القطط وإنتِ مازلت لم تعلمي بعد ؟ |
| Kendi saatlerini kendisi almış. | Open Subtitles | من الواضح أنه كان يعيد شراء ساعاته الخاص |
| Savaştan kalan mahkumların saatlerini gizlediği yeri gizli tutmalısın. | Open Subtitles | و الذي يجب أن تخبأه حيث خبأ أسرى الحرب ساعاتهم |
| Neden sana çalışma saatlerini söylemiyor ki? | Open Subtitles | لماذا لا تخبرك أين جدولك وحسب؟ |
| Zaman dilimleri arasında ileri geri uçmak biyolojik saatlerini altüst eder. | Open Subtitles | الطيران ذهابا وإيابا بين مناطق زمنية مختلفة عبث بساعتهم البيولوجية |
| - Saatleri azalttım. - Kendi saatlerini azaltmışsın. | Open Subtitles | لقد قلصتُ الساعات- لقد قلصتِ ساعاتكِ أنتِ- |
| Sahillerde saatlerini harcadı adam bunlarla. | Open Subtitles | كان يقضي ساعات وساعات جيئة وذهابا على الشواطيء. |