| Ben bunu yapabildim; inkârımı kıran son sadistçe bir dayak sayesinde. | TED | كنت قادرة على الرحيل بسبب ضربة اخيرة سادية كسرت حالة انكاري. |
| "Elinde tabancayla çakıl ocağının etrafında dolanıyordu. Bu sadistçe bir şeydi." | Open Subtitles | تجوّل حول حفرة الحجر مع مسدّس في يدّه ، كانت سادية |
| Gösterişli bir metinle meşrulaştırılmış sadistçe zırvalar. Sakın hayranıyım deme bana. | Open Subtitles | الهراء السادي شرع بالنثر المعقد ، أخبرنى أنك لست أحد معجبيه |
| Tanrıdan korkmadan vahşice, sadistçe masum bir kadına saldırmak! | Open Subtitles | بأن تأخذو أمرأة بريئة... و تهجمو عليها بهذه الطريقة السادية و الوحشية... |
| Yöntemi sadistçe olmasına karşın günah keçicilere söylediğimiz temel bir patoloji olduğunu sanıyoruz. | Open Subtitles | بينما أسلوبه يبدو و كأنه لشخص سادي فنحن نظن ان هناك مرضا قابعا نحن ندعوه بجامع الجروح |
| Parmaklarını kesip ona yedirmiş. Eğer bu sadistçe değilse-- | Open Subtitles | لقد قطع اصابعها و اجبرها على اكلهم ان لم يكن ذلك تصرفا ساديا |
| ve bu kitaplar, seri katillerin sadistçe... yaptıklarını anlatan bu iğrenç kitapları... nerede buldunuz Dedektif? | Open Subtitles | وهذه الكتب , هذه الكتب المقززة التي توصف انها سادية ولاعمال السفاحين اين وجدت هذه الكتب ايها المحقق؟ |
| Şu anda bile yaptıklarımın sadistçe olmadığını anlayacak kadar kendinde olduğunu umarım. | Open Subtitles | أحب أن أعتقد أنك تعلمين جيداً أنة و حتى الأن لا توجد أى سادية فى أفعالى |
| Şu anda bile, davvranışlarımda sadistçe bir şey olmadığının farkında olduğuna inanmak isterim. | Open Subtitles | أحب أن أعتقد أنك تعلمين جيداً أنة و حتى الأن لا توجد أى سادية فى أفعالى |
| Çarmıha germe sadistçe bir olay ve bunu izlemek tamamen işkencedir. | Open Subtitles | الصلب عملية سادية و مراقبتها هو التعذيب الأقصى |
| Bana o minicik anı çok görmekten sadistçe bir zevk alıyorlar. | Open Subtitles | إنهم يشعرون بمتعة سادية بحرماني من تلكَ اللحظة الصغيرة. |
| - Seni seviyorum. İlginç bir hikâye. Bana göre fazla sadistçe. | Open Subtitles | قصة مثيرة للأهتمام سادية قليلا بالنسبة لذوقِ |
| Şimdi de hastalıklı ve sadistçe bir intikam fantezisiyle yaşıyor. | Open Subtitles | ،أما الآن يعيش بخيالة المعتلّ خيال الانتقام السادي |
| Mesela öfkeli bir şiddet, sadistçe bir merak. | Open Subtitles | مثل أعمال العنف المغضبة الفضول السادي |
| Evet, kızımın sadistçe cinayetinden o kadar etkilendim ki ben de bir deneyeyim dedim. | Open Subtitles | نعم، إذن، كنتُ مُلهماً للغاية... من القتل السادي لابنتي... ذلك أنني ظننتُ أنّي سأجرب واحدة بنفسي |
| - İşkencenin sadistçe olduğu belli. | Open Subtitles | حسنا التعذيب يدل بوضوح على السادية |
| Ona boyun eğdirmek için sadistçe bir yol. | Open Subtitles | انها طريقته السادية في إخضاعها |
| Şimdi sekiz yaşında falanım ve babam beni oraya çıkarmaktan sadistçe bir keyif alıyor. | Open Subtitles | إذاً.. كنت في الثمنة أو ما يقارب وكان والدي مُستمر بالغبطة السادية وكان يسحبني هناك مشيرا إلى أكبر واحد، ويقول:" |
| Çok sadistçe bir espri anlayışın var farkında mısın? | Open Subtitles | لكي يوازن حبوب الفاصوليا عليها لديك حس سادي من الدعابة ، ألستِ كذلك؟ |
| Soğukkanlılıkla verilmiş sadistçe uyarı. | Open Subtitles | "تحذير سادي بارد" |
| Belki de görevine yönelecek kadar sadistçe davranmıyordur. | Open Subtitles | إذن ربما هو ليس ساديا بقدر ما هو مركز على مهمته |
| İnsanlar sadistçe işkence gördükten sonra her zaman tuhaf davranırlar. | Open Subtitles | دائماً ما يصبح الناس ظرفاء قليلاً أجل , بعد تعذيبهم بسادية |