| Bir kızı seviyorsun ve ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyor musun? | Open Subtitles | أنت تحب فتاة ولا تعرف إن كنت معجباً بها ؟ |
| Ama sen onları içine atıp atıp dolanmayı seviyorsun herhâlde! | Open Subtitles | ولكن أنت، بالطريقة التي تحملها بداخلك لابد أنك تحب ذلك |
| Orayı çok seviyorsun. Sana söylersem bu durumu mahvetmiş olurum. | Open Subtitles | انت تحب هذا المكان ، إذا أخبرتك فسوف أخرب هذا |
| Ne söylersem söyleyeyim, hiçbir şey değişmeyecek çünkü sen başkasını seviyorsun. | Open Subtitles | لا شيء اقوله سوف يغير اي شيء لانك تحبين شخص آخر |
| Cha Dae Woong denen insanı bu kadar çok mu seviyorsun? | Open Subtitles | لكن أنتٍ تحبين ذلك الانسان تشا داي وونغ لهذا الحد ؟ |
| Tabii seviyorsun. Yoksa evlenmezdin, değil mi? | Open Subtitles | بالطبع أن تحبها أنت ستتزوجها ، أليس كذلك ؟ |
| Misafirin kusuruna bakma. Tamam, kemerini bağla. - Hızlı sürmeyi seviyorsun. | Open Subtitles | المعذرة على وصول المنزل المجاور حسناً شدي الحزام تحب القيادة السريعة |
| Bu hiç bir zaman hayat kurtarmakla alakalı olmadı, bunu seviyorsun. | Open Subtitles | الأمر كله ليس عبارة عن حفظ حياة الناس, انت تحب هذا |
| Gücü ve itibarı seviyorsun, kendini seviyorsun entelektüel hayatını, kitaplarını Havana purolarını ve eminim ki bir zamanlar beni de seviyordun. | Open Subtitles | أنت تحب السلطة، والشرف وتحب نفسك وحياتك الفكرية، وكتبك وسجائرك الهافانية |
| O da seni gördüğüne çok memnun olacak. Titiz traş seviyorsun, değil mi? | Open Subtitles | سيكون مسرورا لرؤيتك أيضا تحب الحلاقة ، صح ؟ |
| Madem kızı seviyorsun, aklını ve zekanı kullan da kızı elde etmeye bak. | Open Subtitles | إذا كنت تحب الخادمة ، منحنى التفكير والذكاء لتحقيق لها. |
| Tüm insanlığı seviyorsun ama ne var ki yaşayan tek bir canlıyı bir bireyi sevmekten acizsin. | Open Subtitles | انت تحب جميع البشر، حتى الأن انت غير قادر على ان احب فردا واحد كائن حي واحد. |
| Demek yeni okulunu çok seviyorsun, ve çocuklar geciksin istiyorsun. | Open Subtitles | إذاً تحبين المدرسة الجديدة لدرجة أن تجعلي الأطفال يتأخرون ؟ |
| - Evet, demek kıyak olmayı seviyorsun. - Elbette. Kıyak dolanmak için doğmuşum. | Open Subtitles | ـ أجل، لا بد إنّكِ تحبين النشاط ـ أجل، أعني ولدتُ لأجل النشاط |
| Marian, böyle konuşma! Burasını benden çok seviyorsun. | Open Subtitles | لا تقولي ذلك يا ماريان ، هذه ليست الحقيقة تحبين هذا المكان أكثر مني |
| Senin bir karın var ve onu seviyorsun. Bu harika bir şey. | Open Subtitles | فلديك زوجة, وأنت تحبها, وهذا لطيف للغاية |
| Öyle olsan iyi edersin. Eğer öyle değilse beni hala seviyorsun demektir. | Open Subtitles | من الأفضل أن تكون كذلك لأن غير ذلك يعني أنك مـازلت تحبني |
| Bunca yolu geldin, çünkü onu çok seviyorsun. | Open Subtitles | لقد قطعت كل هذه المسافة لأنك تحبينه كثيراً |
| Aklınla ve ruhunla seviyorsun sahiden kalbinle değil. O sadece bir deyiş. | Open Subtitles | أنت تحبّ بعقلك و روحك و ليس بقلبك, إنه مجرّد قول |
| Beni seviyorsun David ve bu kez sevdiğine değer vereceksin. | Open Subtitles | انت تحبنى يا ديفيد وهذه المرة, ستحافظ على ما تحبه. |
| Herkes bir yana... benim adıma seviniyor olman gerekiyordu, çünkü sözde beni seviyorsun. | Open Subtitles | إعتقد أن من بين الجميع بأنك ستكونين الشخص الذي يفرح من أجلي لأنك من المفترض أن تحبيني |
| JK: Seninle çok zaman vakit geçirmedim, ama biliyorum ki yine de beni seviyorsun, ve muhtemelen hala benim için dua ediyorsundur ve beni düşünüyorsundur. | TED | لم أقضي وقتاً طويلاً معك و لكنني أعلم أنك مازلت تحبينني و ربما مازلت تدعين لي و تفكرين بي |
| Çünkü arkadaş olmaya başlıyorduk ve sen koşmayı seviyorsun ve ben de.. | Open Subtitles | لأننا بدأنا نصبح أصدقاء، وأنتِ تحبّين الركض ..وأنا أحبّ. |
| İnsanlar senden çekiniyor Ted... ve sen bunu seviyorsun çünkü biliyorsun ki böyle olunca... | Open Subtitles | الناس يرونك مُرعباً، تيد وأنت تُحب ذلك لأنه يعني |
| Bana ne yapmam gerektiğini söylemeyi seviyorsun, değil mi? | Open Subtitles | يعجبك ان تملي علي ما يجب فعله , أليس كذلك ؟ |
| Onu sadece çikolatalı kekle aynı renkte olduğu için seviyorsun. | Open Subtitles | أنت معجب بها لأن لونها نفس لون الفطائر المحلاة فحسب |
| Justine, Retail Rodeo'da çalışmayı seviyorsun değil mi? | Open Subtitles | جوستين , تَحْبُّ العَمَل في متجرنا , أليس كذلك؟ |