| Bu takımın ihtiyacı olan şey tam olarak da bu. Daha yükseklere itilmek. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما يحتاج إليه الفريق ليصل للقمة |
| dedi. Ben de dedim ki "Bizim istediğimiz bu olmasa da çevre Avrupa standartlarına uymuyor, ama renkleri kendimiz seçeceğiz çünkü bizim istediğimiz tam olarak da bu. | TED | قلت: حسنا المناطق المحيطة لا تستوفي المعايير الأوربية حتى و إن كان هذا ليس ما نريد لكننا سنختار الألوان بأنفسنا لان هذا بالضبط ما نريد |
| Urban Observatory'de yaptığımız şey tam olarak da bu. | TED | هذا بالضبط ما قمنا به بالمرصد الحضري، |
| Tamamen hedeflenmiş. Eğer bu katın tamamını patlatmak istemişse yaptığı tam olarak da bu. | Open Subtitles | مستهدفة جدا هذا بالضبط ما فعله. |
| İşte, yazıldığın şey, tam olarak da, bu. | Open Subtitles | لذا هذا بالضبط ما انت مشتركاً بهِ |
| Bunların burada yaptığı şey tam olarak da bu. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما يفعلونه هنا |
| Düğün tam olarak da bu. | Open Subtitles | هذا بالضبط ماهو الزواج |
| Olacağın şey tam olarak da bu. | Open Subtitles | هذا بالضبط ما ستكونينه. |