| Bence kocanızın tek şansı bu. | Open Subtitles | وفي نظري، هذه هي الفرصة الوحيدة لدى زوجك |
| O zavallı kızın tek şansı bu. | Open Subtitles | هذه هي الفرصة الوحيدة لتلك الفتاة المسكينة |
| Sayid'i tapınağa götürmelisin. tek şansı bu. | Open Subtitles | عليكَ أخذ (سعيد) إلى "المعبد"، هذه هي الفرصة الوحيدة السانحة له |
| Yakuza planını ayarlamadan ve tüm ilerlememiz boşa gitmeden önce şu defteri çevirmenin tek şansı bu olabilir. | Open Subtitles | "قد تكونُ هذه فرصتنا الوحيدة لفكّ التشفير" "قبل أن تقوم عصابة "الياكوزا" بتعديل خططها ونكون بعدها قد خسرنا كل شيء." |
| - Annemin tek şansı bu. | Open Subtitles | هذه فرصتنا الوحيدة ! |
| Senin evine gidiyoruz, tek şansı bu. | Open Subtitles | سنذهب لمنزلك هذه فرصتها الوحيدة |
| Senin evine gidiyoruz. Onun tek şansı bu. | Open Subtitles | سنذهب لمنزلك هذه فرصتها الوحيدة |