| Eğer gerçeği öğrenmek istiyorsak gidilebilecek tek bir yer var. | Open Subtitles | لو أردنا أن نكتشف الحقيقة، هناك مكان واحد نذهب إليه |
| Şu anda gidebileceği tek bir yer var: | Open Subtitles | هناك مكان واحد يستطيع الذهاب اليه الأن منزله |
| Steven ruhumu çürüttü ve kendime gelebileceğim tek bir yer var. | Open Subtitles | ستيفن ، حطم نفسيتي ، والآن هناك مكان واحد فقط أستطيع الذهب إليه |
| Gidecekleri tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان وحيد واحد الذي هم يَختفونَ. |
| Olabileceği tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان وحيد يُمكنه أن يختبئ به |
| Gidebilecegi tek bir yer var, her seyin basladigi yer. | Open Subtitles | هنالك مكان واحد سيذهب إليه سيعود إلى حيث بدأ كل شيء |
| Ve tapınak şövalyelerinin Londra'da gömüldüğü yalnızca tek bir yer var. | Open Subtitles | وهناك مكان واحد فقط لدفن فارس نبيل في لندن |
| Simon'ın olabileceği tek bir yer var. Babasının gömülü olduğu yer. | Open Subtitles | ،هناك مكان واحد يمكن لسايمون أن يكون به مكان دفن أبيه |
| Senin kadar onarılamaz şekilde hasar görmüş bebekleri koyacak tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكانٌ واحد فقط لدمية لا يمكن إصلاحها مثلكِ |
| Seni güvende tutabileceğimiz tek bir yer var. | Open Subtitles | ثمّة مكان واحد فقط يمكننا إبقاؤك فيه آمنة. |
| Tüm bu tortunun gideceği tek bir yer var. | Open Subtitles | كان هناك مكان واحد بالرغم من كل ذلك مستوطنة للذهاب |
| Ondaki de o adamlardaki gibiyse bunu kapabileceği tek bir yer var. | Open Subtitles | الآن، اذا لديها نفس الشيء كما هؤلاء الرجال هناك مكان واحد قد انعدت منه |
| Çünkü o çok akıllı bir adamdır ve Linus, adayı yakacağımızı biliyorsa gidebileceği tek bir yer var. | Open Subtitles | لأنه رجل ذكي جدا وان كان لينوس يعلم أننا سنغزى الجزيرة هناك مكان واحد يستطيع الذهاب اليه |
| Senin kadar onarılamaz şekilde hasar görmüş bebekleri koyacak tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان واحد فقط لدمية يتعذّر إصلاحها مثلك |
| Şehirde bu kadar büyük jeneratörü olan tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان واحد فقط فى المدينة لديه مولّد فى مثل هذا الحجم |
| Adada, bakmaya cüret edemeyeceği tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان واحد فقط في هذه الجزيرة لن يجرؤ على البحث به |
| Gidebileceğin tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك مكان وحيد ستذهب إليه |
| Her ikisini bir arada barındıran tek bir yer var. | Open Subtitles | {\pos(192,200)} هناك مكان وحيد يتواجد فيه هذان الإثنان معاً... |
| Tamam, bunu gerçekleştirebileceğimiz kameraların olmadığı tek bir yer var. | Open Subtitles | اوكي , هنالك مكان واحد فقط نستطيع البيع فيه في المكان الذي لا يوجد به كاميرات |
| Gidebileceği tek bir yer var, her şeyin başladığı yer. | Open Subtitles | هنالك مكان واحد سيذهب إليه سيعود إلى حيث بدأ كل شيء |
| Ve Tapınak Şövalyelerinin Londra'da gömüldüğü yalnızca tek bir yer var. | Open Subtitles | وهناك مكان واحد فقط فى (لندن) *لدفن فارس من *فرسان الهيكل |
| Koca KGB binasında özel görüşme yapılabilecek tek bir yer var. | Open Subtitles | هناك فقط مكان واحد يمكن أن تتحدث به بخصوصية, |
| İnsanların aslında bilmediği tek bir yer var. | Open Subtitles | فقط مكانٌ واحد لا يمكن لأحد أن يلاحظه |
| Aradığın cevabı bulabileceğin tek bir yer var. | Open Subtitles | ثمّة مكان واحد فيه الحلّ الذي تسعى إليه |