| - En azından karaya fazla uzak değiliz. - O zaman umudumuz var. | Open Subtitles | ـ على الأقل لسنا بعيّدين عن اليابسة ـ إذن هناك أمل |
| Yanlış ellere geçerse, tek bir umudumuz var; | Open Subtitles | , لكن لو أنها وقعت في الأيدي الخاطئة , هناك أمل واحد |
| Eğer bu olayı kabullenirse, bir umudumuz var demektir. | Open Subtitles | إذا استطاعت أن تتحمل الموقف سيكون لدينا أمل |
| Burada asılı olduğu sürece, umudumuz var demektir. | Open Subtitles | فطالما تبقى معلّقةً هناك، سيكون لدينا أمل. |
| Burada asılı olduğu sürece, umudumuz var demektir. | Open Subtitles | طالما هي معلقة بالأعلى فسيكون لدينا الأمل |
| Ama en önemlisi, umudumuz var. | Open Subtitles | ولكن الأهم هو أن لدينا الأمل |
| - Sadece bir umudumuz var. | Open Subtitles | بإنّنا عندنا أمل. |
| Ama Higgs, 140'ta değil, bu bir nevi rahatlattı aslında çünkü yaklaşık 115'lere kadar düşeceğine dair umudumuz var. | Open Subtitles | لكن الهيجز، ليس عند 140 وهذا يعتبر قليلا من الراحة لأنه ما زال هناك أمل أن يكون منخفضا حول 115 |
| Buna rağmen artık eskiden hiç olmayan bir umudumuz var. | Open Subtitles | - عل كل حال هناك أمل -حيث كان لا يوجد |
| Hala umudumuz var. | Open Subtitles | ما زال هناك أمل. |
| Eğer Mack hala hayattaysa onu kurtarmak için hala bir umudumuz var. | Open Subtitles | لو (ماك) مازال حيا، فمازال هناك أمل في أن ننقذه. |
| umudumuz var. | TED | هناك أمل. |
| ama Tanrı'ya giden yolda ve onun bahşettiği sonsuz yaşam için hala bir umudumuz var | Open Subtitles | لكن لدينا أمل في الطريق إلى الرب وهديته الحياة الأبدية |
| Bugün konuşuyoruz çünkü yaşayan bir umudumuz var. | Open Subtitles | نتحدث اليوم لأن لدينا أمل فى الحياه |
| Sokaklarda yürüyemezdin bile. Görüntü geldiğinden beri artık umudumuz var. | Open Subtitles | لم تستطع حتى السير في الطريق ولكن منذ قدوم (الوهج)، أصبح لدينا أمل |
| - Hayır, burada da umudumuz var. - Öyle mi? | Open Subtitles | -هنا لدينا أمل . |