| Modern fizikte, zamanın gerçekten var olmadığını saptamak için büyük bir hareket var, çünkü verilerle çok uygun değil. | TED | هناك حركة كبيرة في الفيزياء الحديثة للحسم أن الوقت ليس له وجود حقاً, لأنه غير مناسب لأن يكون له بنية, |
| Bunu tartışmayacağım. O film çocuklar için uygun değil. | Open Subtitles | لن أناقش هذا الموضوع , الأفلام . ليست مناسبة للأطفال |
| Biliyorsun, oğlun takıma uygun değil. | Open Subtitles | أتعرفين , أعرف ان ابنك غير ملائم , ولكن ناثان ملائم |
| Sağlık Kurumuna göre, bu daire insan yaşamına uygun değil. | Open Subtitles | وفقا لهيئة الصحة فإن هذا الدور لا يصلح للسكن الآدمي |
| Onun jutsu türü senin gibi yakın dövüş kullanan biri için uygun değil. | Open Subtitles | نوع الجتسو الذي يستخدمه ليس مناسب لأسلوبك في القتال |
| Sabahları bana pek uygun değil çünkü genellikle spor salonunda oluyorum. | Open Subtitles | صباحاً ليس مناسباً لى , لانى كعادتى بتواجد فى الجيم . |
| Madam haklı. Bu kadar genç bir kız için otobüs uygun değil. | Open Subtitles | السيدة على حق,العربة غير مناسبة لأنسة شابة |
| Giyinişi hiç uygun değil, bir de şu perukasına bak. | Open Subtitles | مظهرها غير مناسب على الأطلاق وانظر للشعر المستعار |
| Dışarısı o kadar soğuk ki üzerimdekiler dışarı çıkmak için pek uygun değil gibi. | Open Subtitles | أنا اشعر بأن هذا لباس غير مناسب بالنظر إلى مدى برودة الجو |
| Valkyrie'yi daha önce düşündük. uygun değil. | Open Subtitles | لقد أخذنا بعين الاعتبار و درسنا فالكري مسبقاً إنها ليست مناسبة |
| O şâhısına münhasır saçmalık askerlere hiç de uygun değil. | Open Subtitles | تلك القمامة المنغمسة في الملذات ليست مناسبة للقوات المقاتلة |
| "Ölü Ölüdür" sloganı hastane esaslarına hemen hemen hiç uygun değil. | Open Subtitles | شعار الموت هو الموت غير ملائم في أرضية مستشفى |
| Ayrıca kraliyet kıyafetlerinin hiçbiri de iklime uygun değil. | Open Subtitles | مع كل أزياء حكم الإمبراطورية المناخ دائما ما يكون غريباً و غير ملائم |
| Hayır, yapın uygun değil. Sen iyisimi kamyonet sürmeye devam et | Open Subtitles | كلا ، جسدك لا يصلح ، من الأفضل البقاء خلف مقود الشاحنة |
| - Buraya gömülmeye uygun değil diyorlar. | Open Subtitles | لماذا ؟ أنهم يقولون أنه لا يصلح للدفن هنا ماذا ؟ |
| Stilist Ji, bu giysi ortama uygun değil. | Open Subtitles | المصمم جي، هذا الفستان ليس مناسب للمناسبة |
| Doğru değil, uygun değil, adil değil, münasip değil. | Open Subtitles | هذا ليس صحيحاً ، ليس عادلاً و ليس مناسباً |
| Özür dilerim ama burada toprak adamlarınızın amacına pek uygun değil. | Open Subtitles | أسف لأن التربة هنا غير مناسبة لأغراض رجالك |
| Şartlar sizin düşündüğünüz tarzda mücadele için uygun değil. | Open Subtitles | الأوضاع غير ملائمة لهذا النوع منالنضالالذيتقترحونه. |
| Hâlâ sürüş stilime uygun değil. | Open Subtitles | لا يناسب الطريقه التي اقود بها |
| Televizyonun büyük bölümü çocuklara veya Hıristiyanlara veya yaşlılara uygun değil. | Open Subtitles | كثير من برامج التليفزيون لا تناسب الأطفال, أو المسيحيين, أو البالغين. |
| Akli durumu kötü. Görev yapmaya uygun değil. | Open Subtitles | حالته العقلية غير مستقرة ولذك فهو غير لائق لأداء الخدمة |
| Çünkü senin için hiç uygun değil ve ancak benim ölümü çiğnersen onu giyebilirsin. Lemon, Koltukta buldum. | Open Subtitles | لان هذه ليست ملائمة لك ولن ترتديها الا علي جثتي ليمون , لقد وجدتها علي الأريكة |
| O yemekler insan tüketimine uygun değil. | Open Subtitles | تلك الوجبات ليست مناسبه للإستهلاك البشري |
| Ayrılın. Burası aile kavgası için uygun değil. | Open Subtitles | توقفوا يا قوم، هذا ليس مكان حل النزاعات العائلية |
| İlik nakline ihtiyacı var ama benim iliğim uygun değil. | Open Subtitles | وتحتاج زراعة نخاع العظم ويتبين بأنني غير مطابق |