| Yani nakamoto satış konusunda uygun olmayan bir şey yaptı mı sizce? | Open Subtitles | ألم تقم ناكوموتو بعمل أي شيء غير منصف أو غير لائق لإتمام |
| Bak, umarım bu uygun olmayan birşey değildir, ama... bir akşam yemeğine ne dersin? | Open Subtitles | انظرى انا اشعر ان هذا غير لائق ماذا بخصوص العشاء فى يوم ما ؟ |
| Yaşı uygun bir kadınla uygun olmayan bir eğlence mi arıyorsunuz? | Open Subtitles | هل تبحث لبعض المرح غير لائقة مع بعض المناسبة للفئة العمرية النساء؟ |
| Evet, birisi iş yerinde uygun olmayan cinsel içerikte bir dil kullanarak beni rahatsız etti. | Open Subtitles | نعم، شخص ما جعلني أشعر بعدم الارتياح في مكان العمل باستخدام لغة غير لائقة و بطبيعة جنسية |
| Krusty, devlet dairesine uygun olmayan duygusuz bir baş belasıdır. | Open Subtitles | كرستي لا يشعر مع الآخرين وهو غير ملائم لمنصب كهذا |
| Arada bir uygun olmayan bir şey dendiği zaman kafayı yer manyaklar. | Open Subtitles | وفي كل وقت وآخر يقلن شيئا غير ملائم قليلا فإنهن أصبن بالخبل |
| İblis saldırısına uğradığımızda her zaman uygun olmayan ayakkabılar giyiyoruz. | Open Subtitles | إننا نرتدي دائماً الأحذية الغير مناسبة عندما تُهاجمنا الشياطين |
| Çocuklar için uygun olmayan filmler hakkında tek bir kelime daha duymayacağım. | Open Subtitles | الأفلام غير مناسبة للأطفال . هذا ما سمعته |
| Hayır, bu uygun olmayan bir hareket. | Open Subtitles | لا، هذا تصرف غير لائق. كان سعرها ربع من الأبد. |
| İki ay önce uygun olmayan şimdi uygun olabiliyor. | Open Subtitles | ما كان غير لائق منذ شهرين لائق الآن |
| Rahiple uygun olmayan bir ilişki içindeymiş. | Open Subtitles | كان هناك ذكر لاتصال غير لائق مع الكاهن |
| Bakın, eğer Zack uygun olmayan şeyler söylediyse özür dilerim ama şiddet... | Open Subtitles | أنظر إذا زاك أستخدم ألفاض غير لائقة ...أنا آسفة. ولكن العنف |
| "uygun olmayan şekilde davranan kişiler ihraç amacıyla | Open Subtitles | اي شخص يتصرف بطريقة غير لائقة سوف يتعرض |
| - Kayıtlarda hiçbir şey yok, ...çünkü beni odaya uygun olmayan tek taraflı bir görüşme için çektiniz. | Open Subtitles | -لا يوجد شيء على السجل لأنك سحبتني إلى الغرف لمحادثة غير لائقة من طرف واحد |
| Bu uygun olmayan, anlaşılması zor, ve kabul edilemez bir şeydir. | Open Subtitles | انه غير ملائم –و غير وافي بالغرض – و غير مقبول |
| Büyük ihtimalle hiç de uygun olmayan bir şey söylemişimdir. | Open Subtitles | وأنا من المحتمل قلت شىء غير ملائم بطريقة جنونية, |
| Topuklu ayakkabıyla koşmaya uygun olmayan toprak yoldan bahsediyoruz. | Open Subtitles | إننا نتحدث عن ركض غير ملائم بدون قيد، بين التلال العالية |
| Demek istediğim, fikir şu, çağırdığında işini düzgün yapmayan sosyal görevliler, uygun olmayan koruyucu aileler, evlat edinilmeyi sürekli kendi yöneten hakimler. | Open Subtitles | ولكن, أعني, الفكرة هي تحدي العمال الإجتماعيين الذين لا يقومون بعملهم على نحو جيد أو عائلات الرعاية الغير مناسبة |
| Shila Webb'in, bazı erkek müşterilerimizle, uygun olmayan bir yakınlık kurma alışkanlığı vardı. | Open Subtitles | "شيلا ويب" لديها عادة الألفة الغير مناسبة مع زبائننا الرجال |
| Çocuklar hayaletlere özenir, şeytan taklidi yapar televizyonda çocuklara uygun olmayan şeyler gösterilir. | Open Subtitles | الأطفال يقدّسون الأشباح، يتظاهرون أنهم شياطين ويعرض التلفاز أشياء غير مناسبة البتة للمشاهدين الصغار |
| Derse girmemek, okul için uygun olmayan kılık kıyafet beden dersinde kavga çıkartmak ve yangın alarmı, öyle mi? | Open Subtitles | لا يأتى فى ميعاد الحصص, ويرتدى زى مخالف لزى المدرسة, لا يأتى فى ميعاد الحصص, ويرتدى زى مخالف لزى المدرسة, والنزاع والمشاجرة فى صالة الرياضة وإنذار الحريق؟ |
| uygun olmayan tek şey bu. | Open Subtitles | يجب ان تكون كذلك انه الشيء الوحيد الغير ملائم |
| uygun olmayan bir zamanda. | Open Subtitles | بعد المهلة المتاحة لنا. |