| Sinsi : Üzgünüm Woody. Ama onlara hak vermek zorundayım. | TED | سلينكي: أنا آسف يا وودي لكن علي أن أوافقهم الرأي. |
| Tüm bunları gelecek haftaki bölüm "Woody'nin En Güzel Saati"nde öğreneceğiz." | Open Subtitles | تابعونا في الإسبوع المقبل في الخاتمة حيث سترون لحضة وودي الحاسمة |
| Okumadım ama Woody'nin filmlerindense düz yazılarını daha çok seviyorum. | Open Subtitles | لا, ولكن أنا أحب نثر وودي حتى أكثر من أفلامه |
| Tüm ünlüler yanımızda olacak. Spike Lee, Woody Allen, Matthew Modine. | Open Subtitles | مع كل المشاهير , سبايك لى وودى ألن , ماثيو مودين |
| - Buradayım, Woody. Bu sefer kırmızı benim. | Open Subtitles | أنا هنا يا وودى و سآخذ اللون الأحمر هذه المرة |
| Daha derine gitmek istediğimde -- burada tek kişilik denizaltı kıyafetini üzerime geçirmiş hâldeyim, bazıları buna "Jacques Cousteau'nun Woody Allen'la buluşma anı" diyor. | TED | بينما كنت أحاول الغوص أعمق، هذه بدلة غوص لشخص واحد -- بعض الناس يسمونها لحظة لقاء "جاك كوستو و ودي آلن ". |
| Woody'nin bunu kendine yapmış olması sizce mümkün değil mi? | Open Subtitles | لا تعتقدون بأنه من الممكن أن وودي فعل هذا بنفسه؟ |
| Bana söyler misin, en sevdiğin Woody Allen filmi hangisi? | Open Subtitles | و أخبريني ما الفيلم المفضل لديك من إنتاج وودي آلن؟ |
| Hepimizin kafatasında bulunan bu makine, bana Woody Allen'ın kafatasınızın içindeki en iyi şey nedir diye sorduğu bir yorumdaki aforizmasını hatırlatıyor. | TED | هذه الآلة، التي تستقر في جمجة كل منا، تذكرني بقول مأثور ملاحظة من وودي ألين لسؤال عن أي أفضل شيء تمتلكه داخل جمجمتك. |
| Aramızda yanlız Woody'nin işi makul. | Open Subtitles | وودي الوحيد بيننـا الذى يستحق أى شىء , هو لديه وظيفة تليـق به |
| Başından beri haklı olduğunu biliyordum, Woody. Bir an olsun şüphe etmedim. | Open Subtitles | لقد عرفت بأنك كنت صحيح من البداية يا وودي لم أشك بك لثانية واحدة |
| Başından beri haklı olduğunu biliyordum, Woody. Bir an olsun şüphe etmedim. | Open Subtitles | لقد عرفت بأنك كنت صحيح من البداية يا وودي لم أشك بك لثانية واحدة |
| Bana ayrılan süre bitmek üzere. Son olarak, Woody Allen'ı tanıdığımı söylemek istiyorum. | Open Subtitles | حسناً، وقتى انتهى تقريباً، لذا أود القول بأني أعرف وودي آلان |
| Kendi başına bir adam gördüysen, anla ki Şerif Woody'nin zamanı gelmiştir. | Open Subtitles | و وودي الرجل نفسه طبعا لقد حان الوقت لظهور الشريف وودي |
| Bay Buzz Işıkyılı, dostum Woody'i kurtarmalısınız. | Open Subtitles | استاذ باز لايتير أرجوك ان تنقذ صديقى وودي |
| Sana mantık çerçevesinde yaklaşmayı denedim, Woody, ama sen beni aşırı güç kullanmak zorunda bıraktın. | Open Subtitles | حاولت اقناعك بالعقل يا وودي لكنك أجبرتني على إتخاذ أساليب صعبة |
| Artık çok geç, Woody. O aptal Buzz Işıklışişko sana yardım edemez! | Open Subtitles | فات الأوان يا وودي و صاحبك السخيف باز ذو الوزن الخفيف لن يستطيع انقاذك |
| Eğer Woody endişelenecek bir şey yok diyorsa, benim için yoktur. | Open Subtitles | اذا قال وودى أن كل شىء على ما يرام اذا حسنا إنه جيد كفاية بالنسبة لى |
| Çok iyi, Woody. Tıpkı eskisi gibi. | Open Subtitles | جيدا جدا يا وودى هذا يستخدم مكرونة قديمة |
| Woody'nin de buna benzer bir şeyi var. Tek farkı, ipini çekiyorsun... | Open Subtitles | وودى عنده شىء مثل هذا ولكن له خيط ليسحب منه فقط أنها... |
| Woody Woodpecker'la da mı tanışmadığını söylüyorsun? | Open Subtitles | والآن ستقولين لي أنه لم يلتقي ودي نقار الخشب... ؟ |
| Hâlâ zaman var, dostlar! Woody Deane, gerçekten maça ağırlığını koymalı. | Open Subtitles | يظل هناك وقت لفوالكس , اذا واودي دين دخل في اللعب |
| Ve Woody'ninki çocuğu için en iyisini yapmaktı. | TED | وبالنسبة لوودي كان أن يقوم بما هو أفضل لطفله. |
| Bunu başararak, o Ağaçkakan Woody'nin Macy'sin Şükran Günü Geçidindeki balonunun altındaki altıncı kişi oldu. | Open Subtitles | وبذلك أصبح الفائز السابع لدينا، لحمل منطاد "نقار الخشب"، في حفل استعراض عيد الشكر. |
| Sakin ol, Woody. | Open Subtitles | أهدأ ياوودي |
| Woody'yi görebiliriz. Orada çok sık yediğini söylüyor. | Open Subtitles | ربما نلتقي بوودي آلن يقولون إنه يأكل هناك دائما |