| yedek anahtarı, paspasın altına koymayı kim akıl edebilirdi ki? | Open Subtitles | من كان يعتقدين بأنكِ تضعين المفتاح الإحتياطي تحت ممسحة الأرجل ؟ |
| yedek anahtarı kaybetmeseydin böyle bir sorunumuz olmazdı. | Open Subtitles | تعرفين ، لم يكن علينا أن نعاني من هذه المشكلة لو لم تضيعي المفتاح الإحتياطي |
| Seni yanlız bırakmalarını istiyorsan, yedek anahtarı sakladığın yeri değiştirmelisin. | Open Subtitles | إذا أردت أن يدعك أحدهم وشأنك أظن أن عليك تغير المكان الذي تخبئين فيه المفتاح الإحتياطي |
| Kapının yedek anahtarı kimdeydi ? | Open Subtitles | من لديه المفتاح الاحتياطي للباب؟ |
| Tamam, yedek anahtarı da bırakıyorum. | Open Subtitles | رائع،سوف أترك لكِ المفتاح الاحتياطي |
| Geldiğimde evde olmazsan diye, annen bana yedek anahtarı verdi. | Open Subtitles | لقد أعطتني أمكِ مفتاح احتياطي في حالة عدم وجودكِ في المنزل حينما آتي |
| Ama sadece bir kişide Ellen'in arabasının yedek anahtarı var. | Open Subtitles | ولكن شخص واحد لديه مفتاح احتياطي لسيارة (إيلين) |
| yedek anahtarı hala verandadaki gevşek tuğlanın altına koyuyorsun. | Open Subtitles | لا زلتَ تحتفظ بالمفتاح الاحتياطي خلف الطوبة المفكوكة في شرفة المنزل |
| yedek anahtarı nereye koyduğumu herkes bilir. | Open Subtitles | و الجميع يعلمون أين أضع المفتاح الإحتياطي |
| Ginnie ile yaşarken yedek anahtarı nereye saklardınız? | Open Subtitles | حسنًا , عندما عشت أنت وجيني معًا, أين خبئت المفتاح الإحتياطي ؟ |
| Evin yedek anahtarı cücenin altında. | Open Subtitles | المفتاح الإحتياطي للمنزل تحت القزم |
| Raims, yedek anahtarı yerine koy. | Open Subtitles | ويا (رايمز) أعيدي المفتاح الإحتياطي |
| Öğle molasında alışverişe çıktım, ellerim poşetlerle doluydu çıktığımda çantamı orada unutmuşum gelince de Diane'den yedek anahtarı almak zorunda kaldım. | Open Subtitles | ذهبت للتسوق في وقت الراحة المخصصة للغداء وكانت لدي الكثير من الأكياس وعندما غادرت العمل نسيت الحقيبة. وتوجب علي أخذ المفتاح الاحتياطي من (ديانا). |
| yedek anahtarı ne yaparsın bilmiyorum ama... | Open Subtitles | لا اعلم مالذي تفعلينه بالمفتاح الاحتياطي |