| Aksi takdirde,ilk etapta yapmamız gereken şeyi yapmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | عدا ذلك، سنضطر للقيام بما كان علينا فعله بالمقام الأول |
| Hemen o telin üzerinden inin yoksa sizi biz indirmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | نأمرك أن تبتعد عن تلك الأسلاك فوراً. أو سنضطر أن نبعدك قسراً. |
| Ve torpidolarından kaçmak için temasımızı kesmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | و سنضطر لقطع إتصالاتنا لنهرب من طوربيداتهم |
| Bağlantıları zorla kesme konusunda bir karar vermek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | سيتوجب علينا إتخاذ القرار سريعاً حول إزالة الوصلات بشكل إجباري |
| Ama şimdilik hepimiz arkadaşlarımıza hoşça kal demek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | لكنه يتوجب علينا كلنا أن نودع أصدقاءنا في الوقت الراهن |
| Eğer şimdi yapmazsak bir elli yıl daha beklemek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | إذا لم نفعلـها الأن, سيتعين علينا الإنتظار 50 عـاماً. |
| Yani, muhtemelen daha derine inmek zorunda kalacağız. Buradaki kadar çok rezerv varsa, ki olduğunu düşünüyorum ulaşmak zor olacaktır. | Open Subtitles | وهذا يعني أنّه سيتعيّن علينا الحفر بشكل أعمق، وإن كان يوجد نفط هنا بقدر ما أعتقد |
| Savaş istasyonları! Görünüşe göre bu heriflerle savaşmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | مواقع القتال يبدو أننا سنضطرّ إلى محاربتهم |
| Direksiyonu tutsan iyi olur yoksa birazdan yüzmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | تولى انت القيادة والا سنضطر للسباحة قريبا |
| Farkında mısın, eğer o başlığı çıkarırsak seni vurmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | لو أزلنا غطاء الوجه عنك, سنضطر أن نقتلك. |
| Freddo, motorları biraz ateşleme yapmak zorunda kalacağız, ama ne zaman bilmiyorum. | Open Subtitles | لابد أننا سنضطر يا فريدو لإجراء عمليات حرق من نوع ما المسألة مسألة وقت |
| Bulunduğun yerden kalk, ellerini havaya kaldır! Yoksa ateş etmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | ضع يداك فوق رأسك وإلا سنضطر لإطلاق النيران |
| Eğer yarına kadar inmezse kesmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | اذا لم يخف حدته غدا سنضطر لقطعهم نهائياً |
| Tanrım, eve patenle gitmek zorunda kalacağız. Neredeyse cehennem bile donacak. | Open Subtitles | سنضطر للتزحلق على الجليد إلى منازلنا فلقد تجمد الجحيم |
| Tamam ama burası hala bizim dairemiz. Seni tutuklatmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | حسناً, ولكنها لا تزال شقتنا سيتوجب علينا مقاضاتك |
| Çünkü, o harika yeni evi alıyoruz ve muhtemelen tekneyi satmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | حسناً ، لأننا سننتقل إلى تلك الشقة الرائعة الجديدة و ربما يتوجب علينا بيع القارب |
| Eğer şimdi yapmazsak bir elli yıl daha beklemek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | إذا لم نفعلـها الأن, سيتعين علينا الإنتظار 50 عـاماً. |
| Öyle ya da böyle bir ara bu yataktan çıkmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | سيتعيّن علينا النهوض عن هذا السرير بمرحلة ما |
| Bunu yapan suçunu itiraf etmezse üçünüzü de cezalandırmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | إذا لم يظهر الفاعل.. أنا و والدكم سنضطرّ لمعاقبتكم جميعاً. |
| Birbirimize daha yakın yaşamak zorunda kalacağız. | TED | ونحن في طريقنا للعيش أقرب إلى بعضها البعض. |
| O zaman, borçlarını temizleyene kadar... sizi burada tutmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | لذلك, سوف نضطر الى ان ندعك هنا الى ان تدفع ديونك |
| Buradan kaçtığın an, bunu haber vermek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | اللحظة التى تمضي فيها سيجب ان نطلق الانذار |
| "Bir daha bu tür şikâyet gelirse, sensiz devam etmek zorunda kalacağız. Hepsi bu." | Open Subtitles | شكوى آخرى من هذا القبيل وسنضطر للأستغناء عن خدماتك |
| Bir kaç adım atlayıp, boşlukları doldurmak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | فعلينا أن نقفز خطوات ونملأ الفراغات ريثما ننتهي |
| Açmazsan o zaman zorlamak zorunda kalacağız. | Open Subtitles | وأما لو لم تفتحي الباب، فإننا سنظطر لإقتحامه |
| Tamamen yeni şekillerde düşünmek zorunda kalacağız. | TED | سيكون علينا أن نبدأ التفكير بطريقة مختلفة كلياً |
| Kafamızı kazıyacaklar ve tuvaletten kök birası elde etmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | وسيحلقون رؤوسنا وسنضطر لصنع جعة الجذور في المرحاض |
| Buna değmesi için bir ton bok getirmek zorunda kalacağız. | Open Subtitles | يُجب علينا ان نجلب مبلغ كبير لكييكونالأمريستحقالمُغامرة. |