| Aslında üzgün değilim. Çünkü Jade ile mükemmel bir gün geçirdim. | Open Subtitles | أنا لست آسفا على تأخري لقد قضيت وقت ممتع مع جايد |
| Yani, senin fikrini değiştirmek isteyecek kadar üzgün olmadığımı... | Open Subtitles | أعني, لست آسفا بما يكفي لأجلعك تغيرين رأيك, ولكن |
| Ama seçimde hile yaptığım için üzgün değilim. | Open Subtitles | لكني لست آسفا لتزوير ذلك الإنتخاب |
| Ana babaları için de üzgünüm, ama... yaptığımdan pişman değilim. | Open Subtitles | وأحس بالأسف تجاه أبائهم وأمهاتهم ولكن أنا لست آسفا لما فعلت |
| Ayrıca zirveye çıktığım zaman pişman olacak. | Open Subtitles | وسوف يكون آسفا عندما أصل بنفسي الى القمة. |
| üzgün değilim! üzgün değilim! | Open Subtitles | انا لست آسفا، انا لست آسفا |
| Daha üzgün olacaksın. | Open Subtitles | ليس آسفا ك أنت ستصبح |
| ve onlara nekadar üzgün olduğumu anlattım. | Open Subtitles | وأخبرتهم كيف كنت آسفا. |
| Onu bıraktığım için de üzgün değilim. | Open Subtitles | ولست آسفا بالمرة على مغادرته. |
| üzgün falan değilsin, problem de bu. | Open Subtitles | أنت لست آسفا هذه هي المشكلة |
| üzgün falan değilsin sen, kendini beğenmişsin. | Open Subtitles | أنت لست آسفا أنت معتد بنفسك |
| Evet, üzgün olmalısın. | Open Subtitles | ينبغي أن أن تكون آسفا |
| üzgün olduğum zaman anlarım ve şu anda üzgünüm. | Open Subtitles | ! انا أعلم متى أكون آسفا و أنا آسف الآن |
| Ve üzgün olmalısın. | Open Subtitles | و يجب أن تكون آسفا |
| üzgün olmak mantıklı. | Open Subtitles | هذا منطقي أن تكون آسفا |
| Çünkü pek üzgün değilim. | Open Subtitles | لأنني لست آسفا حقا |
| -Hayır, üzgün olan benim. | Open Subtitles | -لا، أنا من يجب أن يكون آسفا |
| Maltazard'a karşı çıktığın için pişman olacaksın. | Open Subtitles | ايها الاحمق! سوف تكون آسفا لأنك تحديت مالثازار |
| Bunu yapar yapmaz pişman oldu. | Open Subtitles | لقــد كــان آسفا بمجــرد قيامه بذلك |
| Normalde pişman mısın diye sorardım. | Open Subtitles | الطبيعي أن أسألك إذا كنت آسفا الآن |