| Evet, sen yukarı çıktın ve bende seni takip ettim, ...kolayca söyleyebilirdim. | Open Subtitles | حسنًا، يمكنني القول بسهولة إنك أتيتِ إلى هنا وبالتالي أردت أن أتبعك |
| Neden bencilce olmak zorundasın, seni takip etmemi mi istiyorsun? | Open Subtitles | ، لماذا يجب أن تكون أنانياً لتأمرنى أن أتبعك ؟ |
| Eğer şu kapının anahtarları sende olsaydı, seni memnuniyetle takip ederdim. | Open Subtitles | في حال كنت تملك المفاتيح لهذا الباب فسيسرني أن أتبعك و أهرب معك |
| - Wyatt, tanıştığımızda... kasaba kasaba peşinden gitmeyeceğimi, karanlıkta oturup... ölüm haberini beklemeyeceğimi söyledim. | Open Subtitles | أخبرتك أننى لن أتبعك من بلدة إلى اخرى و أجلس دون معرفة و أنتظر وصول خبر قتلك |
| Kalmam. Sen gider gitmez peşinden gelirim, bunu biliyorsun. | Open Subtitles | لن أبقى في الخلف, سوف أتبعك قريبا بينما تذهبين أنا سأفعل |
| Bana adını söylersen bu akşam seni evine kadar takip etmem. | Open Subtitles | اذن اخبرينى بإسمك ولن أتبعك للمنزل الليلة |
| Evet, ben de seni takip etmek_BAR_isterdim s*ktiğimin salağı... nereye gittiğini, ne yaptığını görmek. | Open Subtitles | نعم كنت أتبعك لأعرف ماذا تفعل و أين تذهب |
| Bay Haybridge, lütfen kendinizi ofise kadar takip ettirmeyin ve sizi müşterileriniz önünde sahtekarlık ve muhtemel bir cinayetten sorgulamayayım. | Open Subtitles | سيد هايبردج، أرجوك لا تجعلني أتبعك إلى مكتبك وأسألك عن الإحتيال وجريمة قتل، أمام زبائنك |
| Bende satılık herhangi bir uyuşturucu yok. Seni aracına kadar takip etmemi istiyorsan ayrı tabii? | Open Subtitles | ليس لدي أي مخدرات للبيع إلا إذا كنت تريدني ان أتبعك إلى سيارتك؟ |
| Notunda takip edilmediğimden emin olmam yazıyordu. | Open Subtitles | خطتك تقول لتـكن متأكداً من أنني لا أتبعك |
| Eğer seni takip ettirsem, evlat, bundan haberin olmazdı. | Open Subtitles | إذا كنت أتبعك ، يا بني لن تعلم بذلك وأظمن لك ذلك |
| takip edilmediğinizden emin olmak için.... Sizi takip ediyordum. | Open Subtitles | حسنا، كنت أتبعك أتأكد فقط بأنه لم يتبعك أحد |
| Seni takip ettirebilirim, sana lakap takabilirim, sırlarını söyleyebilirim. | Open Subtitles | أستطيع أن أتبعك أستطيع أن أسبّك، وأن أفشي أسرارك |
| Ben de onların dediği gibi aptal bir zenci olarak seni takip etmeliydim. | Open Subtitles | و أنا من المفترض أن أتبعك كزنجية غبيه كما قالوا |
| Şimdi seni kim bilir nereye takip etmemi mi istiyorsun? | Open Subtitles | والآن تريدينني أن أتبعك إلى مكان لا يعلمه غير الله ؟ ألم تهتمي لأمري أبداً ؟ |
| 'Seni takip edeceğim ve bana yaptığın her şeyi sana ödeteceğim.' | Open Subtitles | سوف أتبعك وادفع لك لأجل كل شي فعلته من أجلي . |
| Bu fantayı al, geri dön, gülümse ve sarışın doktor için baş parmağını havaya kaldır, yoksa ben fantayı alır, park yerine kadar peşinden gelir, ve kutuyu kafana gömerim. | Open Subtitles | و تعمل إبهاماً للأعلى للطبيبة الشقراء أو سآخذ نفس الصودا و أتبعك لمواقف السيارات و أحطم رأسك بها |
| peşinden gelmiyorum. Vakit geç oldu. Evine gidip yat. | Open Subtitles | لا أتبعك ، لقد تأخر الوقت يجب أن تعودي للمنزل هذه ليلة مدرسية |
| Salağım ben. peşinden daha büyük bir hedefe bindim! | Open Subtitles | أنا مثل المعتوه، أتبعك إلى حتى هدف أكبر. |
| Senin peşinde dolandığım yok! | Open Subtitles | كيف ترى نفسك؟ أنا ما كنت أتبعك |
| Bir daha böyle bir şey olmasın diye seninle geliyorum zaten. | Open Subtitles | لقد قلت أنني سوف أتبعك لأنني لا أريد أن أفعل هذا مرة أخرى |
| - Seni asla izlemem. | Open Subtitles | -لن أتبعك ما حييت . |
| Seni izlememi istedin değil mi? | Open Subtitles | و أنتِ كنتِ تريدين مني أن أتبعك أليس كذلك |