| Bu mektubu yok et. | Open Subtitles | أتلف هذه الرسالة |
| Ezberle ve kartı yok et. | Open Subtitles | احفظه و أتلف الكرت |
| Aslında bir kurt adam kurbanı olacaktım ama Otis maskemi mahvetti. | Open Subtitles | حسنا،كضحية لمذؤوب ما رأيك؟ فقد أتلف أوتيس قناعي |
| Aslında bir kurt adam kurbanı olacaktım ama Otis maskemi mahvetti. | Open Subtitles | حسنا،كضحية لمذؤوب ما رأيك؟ فقد أتلف أوتيس قناعي |
| Tanelerde çok az hücre olduğu için deney hücreleri yok etti. | Open Subtitles | بما أنه كانت توجد خلايا قليلة في القملة فالاختبار أتلف العينة |
| Belki dosyaları yükleyip somut kopyaları yok etti. | Open Subtitles | ربما قام برفع الملفات و أتلف القرص المتحرك |
| Yangın, tuvalette başlamış, egzoz sistemini bozmuş. | Open Subtitles | الحريق بدأ في الحمام أتلف نظام التخلص من العادم |
| Birisi bilgisayara zarar vermiş ve tamir edilemesin diye girişleri kapamış. | Open Subtitles | أتلف شخص ما الحاسوب وأغلقه كي لا يتم إصلاحه |
| Bunu yok et. | Open Subtitles | أتلف هذا المقطع |
| Bunu yok et. | Open Subtitles | أتلف هذا المقطع |
| Belgelerini yok et! | Open Subtitles | أتلف أوراقك |
| Parçalanma moleküler seviyede onun genlerini mahvetti lakin şu anki DNA'sı orijinal DNA'sına tanıtılırsa kuantum kayması geri alınabilir. | Open Subtitles | الإنشقاق أتلف تركيبه الجيني على المستوى الجزيئي، ولكن إن تم تقديم حمضه النووي الآن لتركيبه الجزيئي الأصلي |
| - Saçımı mahvetti! Çıkar onu buradan! | Open Subtitles | -لقد أتلف شعري ، أخرجيه من هنا |
| - Saçımı mahvetti! Çıkar onu! | Open Subtitles | -لقد أتلف شعري , أخرجيه من هنا |
| Pantolonumu mahvetti. | Open Subtitles | لقد أتلف هذا البنطال. |
| Kızıl Khmerler kapitalist ilaçları yok etti. | Open Subtitles | أتلف الخمير الحمر الأدوية الرأسمالية |
| Deckard orada bulup, adımı temize çıkaracağım tek kanıtı da yok etti. | Open Subtitles | (ديكارد) أتلف الدليل الوحيد الموجود الذي كان سيبرأ اسمي |
| Helen, aslında tümör Gabriel'in beyninin operasyonel kısmının birkaç bilişsel işlevlerini de yok etti. | Open Subtitles | .. (هيلين) ، الحقيقة هي أن الورم قد أتلف بعض الوظائف المعرفية لدى (جبريل) وأجزاء من دماغه التي تقوم بتشغيلها |
| Sonunda Vicodin karaciğerimi bozmuş mu diye. | Open Subtitles | في حالة إن كان أتلف الفيكودين كبدي |
| Arabayı bozmuş. | Open Subtitles | لقد أتلف السيّارة! |
| Birisi arabasına zarar vermiş demek ki. Onu öldürdükleri anlamına gelmez. | Open Subtitles | أوه ، لكن ذلك يعني بأن شخصاً ما أتلف سيارته حيث لا يعني بأن شخصاً ما قتله |
| Patlama, yangına dayanaklı kısmına epey zarar vermiş. | Open Subtitles | أتلف الإنفجار الغطاء المُقاوم للحريق بشدة |