| umarım ölümüm, hayattayken senden çaldığım huzurun bir kısmını geri verir. | Open Subtitles | أتمنى أنه بموتي، أستطيعُ منحكِ بعض السلامِ الذي سرقتهُ من حياتكِ. |
| umarım güzel olmuştur. | Open Subtitles | و لكنني أفعل هذا منذ 3 سنوات لذا أتمنى أنه يكون جيد |
| umarım alyansların faturasını saklamıştır. | Open Subtitles | أتمنى أنه قد احتفظ بتذكرة شراء خاتمي الزواج |
| Tamam. umarım gösteriden önce Friars'a gidebiliriz. | Open Subtitles | حسنا , أتمنى أنه يمكنني إرجاعها إلى النادي قبل بدء العرض |
| - Albay. Senin bu duruma bir ışık tutabileceğini umuyordum. | Open Subtitles | كنت أتمنى أنه يمكنك تسليط بعض الضوء على الوضع هنا |
| Oh, saol baba. Bu hoştu. umarım buna da kadeh kaldırırsın. | Open Subtitles | شكرا ياأبي , هذا لطيف أتمنى أنه جزء من نخبك |
| umarım biraz olsun huzura ereceği bir yer bulur. | Open Subtitles | أتمنى أنه وجد مكاناً ما ينعم فيه ببعضٍ من السلام |
| Her kimsen, umarım, bu yerden kaçarsın. | Open Subtitles | أتمنى أنه كائناً من كان أنه تمكن من الهرب من هذا المكان |
| umarım bu, sonsuza kadar birlikte yaşayabileceğin bir karardır. | Open Subtitles | حسناً، أتمنى أنه قرار تستطيع العيش مع نتائجه إلى الأبد |
| umarım sosis satan adam değildir. Hiç anlaşamıyorlar. | Open Subtitles | أتمنى أنه لم يكن بائع النقانق الحارة فلم يتفقا قط |
| umarım yaşadıkları yerden daha etkileyicidir. | Open Subtitles | أتمنى أنه أكثر روعة من الطريقة التي يعيشون بها |
| umarım sinir bir bebek eşyası değildir. | Open Subtitles | أتمنى أنه شيء لا يخص موضوع الطفل اللعين. |
| umarım bu affedilmez davranışının sebebi her neyse buna değecek bir şeydir. | Open Subtitles | أتمنى أنه مهما حصلت من تصرفاتك الشنيعة، انها تستحق العناء |
| umarım sana attığımız son kazıktan dolayı bize hala kızgın değilsindir. | Open Subtitles | أتمنى أنه لا يوجد ضغائن بسبب خداعك في ذلك الوقت |
| Tahminime göre biriniz Nigel Griffin'nin kan bağı olan akrabası olmalısınız, yoksa niye buraya getirilesiniz. umarım göreve uygunsundur. | Open Subtitles | أعتقد بأن أحدكما هو قريب نايجل غريفن لماذا أحضرتموه إذاً , أتمنى أنه قادر على تولي المهمة |
| umarım sormaz. Belki de oraya gitmek ona iyi gelecektir. | Open Subtitles | أتمنى أنه لا يفكر بأن القيادة إلى هناك سوف تعطيه شعور أفضل |
| Onda bir terslik var ama umarım bu değildir. | Open Subtitles | هناك شيء غير طبيعي به لكني أتمنى أنه ليس كذلك |
| umarım bana, sarkık göbekli birini göndermemiştir, ama bakacağız yine de. | Open Subtitles | لذا، تعرف، أتمنى أنه لم يجلب لي شيء بقمة الكعك، لكن، تعرف، سنرى. |
| Ben de, eğer kendimi onun misyonuna adarsam Seninle çalışabileceğimi umuyordum. | Open Subtitles | كنتُ أتمنى أنه عندما أقسم على الولاء لها، سأجدكِ تفعلين ذلك إلى جواري. |
| Bunu birlikte düzenleyebileceğimizi umuyordum. Bay Vaughn, gençsiniz. | Open Subtitles | أنا كنت أتمنى أنه لربما يمكننا أن ننسق هذا سويه |
| Belki bu sefer bir şey bilebileceğinizi umuyordum. | Open Subtitles | أنا أتمنى أنه ربما يكون عندك هذه المره بعض الصلات |