| Ya tatlı unutkan bir profesör ya da bayağı kurnaz bir yalancı. | Open Subtitles | لأنه يمكن أن يكون أستاذاً خانته ذاكرته أو أنه حقاً كاذب محتال. |
| Ya tatlı unutkan bir profesör ya da bayağı kurnaz bir yalancı. | Open Subtitles | لأنه يمكن أن يكون أستاذاً خانته ذاكرته أو أنه حقاً كاذب محتال. |
| Öğrenci olmadan profesör olamazsınız. | TED | لا يمكنك أن تكون أستاذاً دون أن تكون طالباً في يوماً من الأيام. |
| profesör, yazar, ...öğretmen ve uzak doğu uzmanıymış. | Open Subtitles | لقد كان أستاذاً ، ومؤلفاً ومحاضراً ، ومتخصصاً بعلوم الشرق الأقصى |
| Bilmiyorum. profesördü işte. Onu dinlemeyen bir sürü öğrencisi vardı. | Open Subtitles | لا أعلم، لقد كان أستاذاً جامعياً كان لديه تلاميذ لا يستمعون له |
| Seni hocalık yaparken gördüm ve bunların hiçbiri olmadığını biliyorum. | Open Subtitles | رأيتك أستاذاً وأعلم أنك لست منهم |
| Bir hoca tuttum, çok iyi bir adam kolejde de çalışmış. | Open Subtitles | استأجرتُ أستاذاً, رجلاً رائعاً يُدّرس في الكلّيّات. |
| Aslında benim şimdiye kadar usta olmam gerekirdi. | Open Subtitles | كان يفترض بي لفترة أن أصبح أستاذاً كبيراً |
| teoriler paylaşılabilir, fikirlerinize değer verilmesi için birden çok diplomaya sahip bir profesör olmanız gerekmez. | TED | يمكن أن نتشارك النظريات، وليس بالضرورة أن تكون أستاذاً لديه شهادات عديدة ليكون لأفكارك قيمة. |
| profesör filan olacağına kesin gözüyle bakıyordum. | Open Subtitles | إعتقدتُ على يقين أنّه سيصبح أستاذاً أو ما شابه |
| Jeff, hayali bir profesör yarattın ve aniden ortaya çıktı. | Open Subtitles | لقد إختلقت أستاذاً و لقد ظهر للتو من الفراغ |
| Bunun öncülüğünü yapan kişi olan Andreas Vesalius cerrahi ve anatomi alanında 23 yaşında profesör olmuştu. | Open Subtitles | السبق في هذا التجديد أندرياس فيزاليوس وكان ل أصبح فيزاليوس أستاذاً في الجراحة و التشريح في سن 23 عاماً |
| Sen bu lafları edene dek profesör olduğundan bile emin değildim. | Open Subtitles | لم أكن متاكداً حتى من كونك أستاذاً إلى أن ألقيت ذلك الكلام القوي علي |
| Peki, zenginlerin okuduğu bir okulda ölü ünlü bir öğretmen var. | Open Subtitles | حسناً أذن ، لدي أستاذاً محبوب ميتاً في مدرسةً خاصة ذو مصاريفً مكلِفة |
| Bir öğretmen gibi davranmanız için size bir şans daha vereceğim. | Open Subtitles | لذلك فإنني أمنحك فرصة أخرى لتستجمع شتاتك وتغدو أستاذاً |
| Çekil üstümden! Orada bir öğretmen var! | Open Subtitles | إبتعد عنّي ، لقد كان هناك أستاذاً |
| Babam bir profesördü. | TED | كان والدي أستاذاً. |
| Seni hocalık yaparken gördüm ve bunların hiçbiri olmadığını biliyorum. | Open Subtitles | رأيتك أستاذاً وأعلم أنك لست منهم |
| Bak, ikimiz de imkânsız bir duruma adapte olmaya çalışıyorduk ama sen bir üniversitede hoca değilsin, ve ben kesinlikle bir kütüphaneci değilim. | Open Subtitles | انظر، كنا نحاول التكيف مع وضع مستحيل ولكنك لست أستاذاً جامعياً ولا أنا أمينة مكتبة |
| Bir gün keman yapımında bir usta olacağım bunu biliyorum. Ondan sonra, biz şey yapabiliriz... | Open Subtitles | ...أعلم أنّي سأصبح أستاذاً في صناعة آلات الكمان ...وبعد ذلك، يمكننا |
| Ama bir profesörün silah taşıdığını görmemiştim. | Open Subtitles | لم أعرف قط أستاذاً يحمل مسدساً وبتلك المهارة. |
| BCU'da yarı zamanlı yardımcı profesörmüş. | Open Subtitles | حسناً ، كان أستاذاً مساعداً بدوام جزئي في الجامعة |
| Annemle evlendiği zaman İngilizce profesörüydü. | Open Subtitles | هو كَانَ أستاذاً إنجليزياً عندما تَزوّجَ أمَّي. |