| Şanslı olmak da ucu ucuna başarmak da istemiyordum. | TED | لم أكن أريد أن يحالفني الحظ أو أنجح بالكاد. |
| Gözlemlenmeyi sevmiyordum ve bazen çalışmak zorunda kalmak istemiyordum. | TED | لم أحب أن أكون مراقباً، وفي بعض الأوقات لم أكن أريد أن أكون مضطراً للعمل على الأمور. |
| Ben göğüs kısmı üzerine süs istememiştim, buna rağmen onlar çift koymuşlar. | Open Subtitles | لم أكن أريد شريط زينة على الصدر وبدلاً من ذلك قاموا بمضاعفته |
| Yanılıyorsun, o Jüri Odası'na gitmek istememiştim, hasta rolü yapmayı istemiş, her şeyi düşünmüştüm. | Open Subtitles | أنت مخطيء ، أنا لم أكن أريد أن أذهب الى غرفة المحلفين أنا أردت التضاهر بالمرض و فكرت في كل شيء |
| Kabul etmeliyim ki ben kendi Cumartesimi kendimi dinlemek için feda etmek istemezdim. | Open Subtitles | يجب أن أعترف, لم أكن أريد أن أترك صبيحة يوم السبت، للاستماع لنفسى, |
| O rezillikleri ben istemedim, sen de kalkmış geri dön diyorsun. | Open Subtitles | لم أكن أريد هذه الأشياء. و الآن تُريدني أن أعود لعائلاتي؟ |
| Ne kadar yorgun olsam da beş sentten tasarruf etmek istedim. | Open Subtitles | لم أكن أريد إنفاق خمس سنتات و لم أهتم كم كنت متعبة |
| Harry, eve girip kalabalık etmek istemedim. | Open Subtitles | هاري .. لم أكن أريد افتعال مشاكل في ذلك المنزل |
| Bu şekilde kazanmak istemem. Yine de bu şekilde kazanmak istemem. | Open Subtitles | أجل ، و لكنني مع ذلك لم أكن أريد أن أفوز بتلك الطريقة |
| Orada olmak istemediğimi biliyor musun? Oradan başka herhangi bir yerde olmak istedim. | Open Subtitles | لم أكن أريد الذهاب الى الجنازة أردت الذهاب الى أى مكان غيره |
| Listenin tepesinde, tabii ki, Jenny, oğlum Zeb, ve ebeveynim vardı -- onları incitmek istemiyordum. | TED | أتعلمون .. كان على قمة القائمة جيني .. وإبني زيب .. ووالدي .. فلم أكن أريد أن أؤذيهم |
| - Bay Roark'un bilmesini istemiyordum. - Ama neden, Bayan Francon? | Open Subtitles | لم أكن أريد أن يعلم السيد رورك بهذا لما لا أنسة فرانكون؟ |
| Birisi vardı ve...orada kimseyi istemiyordum. | Open Subtitles | و كان هناك شخص و إننى لم أكن أريد شخصاً هناك |
| Ben bir oyuncu ile kavga etmek istemiyordum. | Open Subtitles | لم أكن أريد حقا أن أتشاجر مع ذلك الممثل. ولكنها كان لعبة هزلية أكثر منها خطيرة. |
| Bir şey söylemek istememiştim, ama kendiliğinden gelişiverdi. | Open Subtitles | لم أكن أريد قول شيء لكن كنت أتذكر باستمرار |
| Size söylemek istememiştim. Hatırlıyor musunuz? | Open Subtitles | إنتظر لحظة، أنا لم أكن أريد إخبارك تذكّر؟ |
| Burada öylece işsiz görünmek istememiştim. | Open Subtitles | لم أكن أريد أن آتي إلى هنا وأكون الخطيب العاطل عن العمل |
| Hayır. Tüm o zamanı kaybetmek istememiştim. | Open Subtitles | لا لا أنا لم أكن أريد أن أضيع كل ذلك الوقت |
| Size bir de bunu yaşatmak istemezdim ama bilmeniz gerekiyordu. | Open Subtitles | لم أكن أريد مضايقتك بهذا لكن كان يجب أن تعرف |
| Çünkü beni buraya sen getirdin ben istemedim, ama geldim işte. | Open Subtitles | لأنك أحضرتني هنا يا صديقي و لم أكن أريد أن آتي حقاً لكنني هنا الآن |
| Brixton'a dönmedim. Onları uğurlamak istedim. | Open Subtitles | لم أكن أريد العودة إلى بريكستون لا أريد التخلى عنهم |
| Zaten gelmek istiyordum ama rahatsız etmek istemedim. | Open Subtitles | أنا أردت أن اتى ولكنى لم أكن أريد اجهادك |
| Çünkü herhangi bir şey yüzünden kötü olmanı istemem. | Open Subtitles | لأننى لم أكن أريد أن أتضايق من شئ ، مثل الذهاب للسجن |
| İşte bu yüzden arkadaşlarına onunla ilgili hiçbir şey istemediğimi söylemiştim. | Open Subtitles | لهذا السبب قلت لأصدقائك لم أكن أريد أي علاقة معها. |
| Bana cevaplamak istemediğim sorular soruyordu ben de oradan ayrıldım. | Open Subtitles | لقد كان يسألنى أسئلة و أنا لم أكن أريد الإجابة كان يجب على المغادرة |