| Bunu tartışmayacağım. O film çocuklar için uygun değil. | Open Subtitles | لن أناقش هذا الموضوع , الأفلام . ليست مناسبة للأطفال |
| Ölüm Maçı ile ilgili konuşmak istiyorum. Bence bu oyunu bitirmeliyiz. | Open Subtitles | أرغب أن أناقش أمر قتال الموت أعتقد أنه يجب أن نسحبه |
| Seninle ters düşmek de, bunu tartışmak da istemiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن أناقضك و لا أريد أن أناقش ذلك معك |
| Bilimsel araştırmalarımı asla aptal şişkolarla konuşmam. | Open Subtitles | أنا لا أناقش أبدا أبحاثى العلميه مع مغفلين ضخام. |
| Burada olanları senin iznin olmadan onun önünde konuşamam. | Open Subtitles | لا أستطيع أن أناقش ما هو موجود هنا أمامهم من غير موافقتك |
| Bu doğru değil. Seks hayatımı seninle tartışacak değilim. | Open Subtitles | هذا ليس صحيح، لن أناقش حياتي الجنسية معك |
| Her zaman her şey için söylediğin şu: "Onu tartışmayacağım" | Open Subtitles | هذا ما تقولينه دائماً لكل شيء لن أناقش ذلك |
| Bu soruşturmanın detayları hakkında tartışmayacağım bu nedenle sormayın. | Open Subtitles | لن أناقش تفاصيل هذا التحقيق لذلك لا تزعجوا أنفسكم بالسؤال |
| Bu soruşturmanın detayları hakkında tartışmayacağım. Bu nedenle sormayın. | Open Subtitles | لن أناقش تفاصيل هذا التحقيق لذلك لا تزعجوا أنفسكم بالسؤال |
| Amy ile Bernadette'in verdiği şu parti hakkında konuşmak istiyorum. | Open Subtitles | أود أن أناقش هذه الحفلة التي تقيمها آيمي و بيرناديت. |
| konuyu sizinle seve seve konuşmak isterim ama gördüğünüz gibi vaktim yok. | Open Subtitles | أود أن أناقش هذا الأمر باستفاضة، لكني لا أقدر |
| Kimse gücenmesin ama bunu daha detaylı tartışmak isterim. | Open Subtitles | بدون إساءة. أريد أن .أناقش هذا الأمر تفصيلاً |
| Önce Frasier'la özel bir konuyu tartışmak istiyorum. Elbette. | Open Subtitles | حسناً,أولا علي أن أناقش أموراً شخصيه مع فريجر أولاً |
| Müşteri olmayan birinin önünde iş konuşmam. Bunu biliyorsun. | Open Subtitles | لا أناقش العمل في حضور الغير زبائن، تعرف ذلك |
| Pekala, ortağımla bunu konuşmam lazım. | Open Subtitles | حسناً، سيتوجّب على أن أناقش الأمر مع شريكى. |
| - ...doktorsunuz. - Direk bir bağın yoksa korkarım seninle hastalarımla ilgili konuşamam. | Open Subtitles | ما لم تكن لك علاقة بالمريض، فلن أناقش معك أي شيء يخصّه. |
| Neler olduğunu tartışacak yerde değilim. Tamam mı? Dün gece kendimi Jodie Foster'ın "Sanık" filmindeki gibi hissettim. | Open Subtitles | أفضل ألا أناقش ما حدث في ليلة البارحة |
| - Evet biliyorum, var. Ben bunu tartışmıyorum. - Benim yapmaya çalıştığım... | Open Subtitles | ـ هُناك سوابق ـ أعلم بذلك و أنا لا أناقش هذا |
| Elimizdeki hukuki durumu görüşmek için buradayım. | Open Subtitles | و أنا هنا لكى أناقش الحالة القانونية المطروحه. قلتِ ماذا؟ |
| Avukatınız olarak, bunu tartışmam yasak. | Open Subtitles | باعتباري محامياً فإنه لا يجوز لي قانونياً أن أناقش الأمر مع أي أحد |
| Bu konuları konuşacak kişi bulmak zor. | Open Subtitles | إنه فقط نادرا ما ألتقى بشخص ما أستطيع أن أناقش معه هذه الأشياء |
| Son yirmi dakikadır ben neyi tartışıyorum peki? | Open Subtitles | فيما كنت أناقش في العشرين دقيقة الماضية؟ |
| Ayrıca kapı önünde durup yabancılarla konuşmayı da sevmem. | Open Subtitles | و أنا لا اقف بالخارج أناقش هذة الأشياء |
| Ama iş gereği ondan bahsetmem imkânsız. | Open Subtitles | ولكن ولأسباب مهنية بحتة فإنه يحظر علي أن أناقش أي شيء قمت به معها |
| Bu konuyu seninle konuşmayacağım. | Open Subtitles | أنا لن أناقش هذا الموضوع معك , حسنا , نحن لسنا مع بعض |