| Ray, hani Her zaman havamda değilim diye yakınırdın ya? | Open Subtitles | راي، تَعْرفُ كَمْ أنت دائماً شكوى بِأَنِّي أَبَداً في المزاجِ؟ |
| İyide ne olmuş. sen Her zaman bana arıza dersin | Open Subtitles | حسناً .. أمر مهم أنت دائماً تقول أنني أنا الأحمق |
| Her zaman farkındasındır Watson eğer farkında olmasan bu bir kefaret olmaz. | Open Subtitles | حسناً أنت دائماً تعرفيه واتسون وإن لم تعرفيه فلن تكون له كفارة |
| Sen hep okudun hep çalıştın artık birazda kendine zaman ayır. | Open Subtitles | أنت دائماً تدرسين ودائماً تعملين عليك أن تخصصي بعض الوقت لنفسك |
| - Hep sabah vardı kafamın içinde Benim küçük kuzum | Open Subtitles | ستكونين أنت دائماً الصباح المشرق في عقلي , يا حملي الوديع , يا محبوبتي |
| JYK: Chris sen beni Her zaman böyle bir şey söyletmeye çalışıyorsun. | TED | جيم: كريس، أنت دائماً ما تضعني في هذا الموقف. |
| Amca, bana Her zaman mail atıyordun. | Open Subtitles | خالي أنت دائماً كُنت ترسل لي بريد إلكتروني |
| Teklifim hala geçerli. Her zaman başımızın üstünde yerin var. | Open Subtitles | لا يزال عرضي سارياً، أنت دائماً مرحبٌ بك. |
| Her zaman her şeyi... istediğin gibi yaptın. | Open Subtitles | أنت دائماً فعلت كل شىء بالطريقة التى اخترتها |
| Yıldönümümüz için Her zaman bir şeyler yapmaya çabalıyorsun. | Open Subtitles | أنت دائماً تحاول أن تقوم بشيء لطيف في عيد زواجنا |
| Anneni dinleme sen. Sen özgür ruhlusun ve Her zaman da öyleydin. | Open Subtitles | لا تستمعي لأمك أنت دائماً معتمدة على نفسك |
| Her zaman pireyi deve yapıyorsun! | Open Subtitles | أنت دائماً تجعل الأمور أسوأ مما هي عليه خمسين ألف مرة |
| Bize Her zaman, yaşamımız için bir şeyler yapmamızı söylerdin. | Open Subtitles | أنت دائماً تقول لنا أفعلوا شيئا بحياتكم وعندما نفعل أخيراً تقوم بإحباطنا |
| ..ve nazik adamsın, Her zaman olduğu gibi. | Open Subtitles | الرجل المُحْتَرم أنت دائماً كَانتْ. شكراً لكم. |
| - Bana ne dediysen onu yaptım. - Evet, öyle. - Sen hep doğru olanı söylüyorsun. | Open Subtitles | فعلت ما طلبت مني ,أنت دائماً تطلب مني الصواب |
| Sen hep içebileceğin insanlardan hoşlanıyorsun. | Open Subtitles | أنت دائماً تعجبين بالأشخاص الذين تسكرين معهم. |
| Sen hep çok düşünüyorsun şu an harekete geçme zamanı. | Open Subtitles | أنت دائماً تفكر كثيراً لقد حان وقت العمل |
| - Hep böyle yapıyorsun, sonra kötü olan ben oluyorum. | Open Subtitles | أنت دائماً تفعلها مما يجعلني أخرج وأصبح الشريرة |
| Hep beni dışarı çıkartıyorsun. | Open Subtitles | أنت دائماً تطلب منى النزول إلى الملعب |
| Tabi. - Bir kere davet edildin mi daima gelebilirsin sanıyordum. | Open Subtitles | أكيد ، أنا فكرت للحظة أنك مدعو أنت دائماً يمكنك الدخول |
| Acı verse de hep doğru olanı mı yapmalısın? | Open Subtitles | أنت دائماً يَجِبُ أَنْ تَعمَلُ الذي صحيحُ، حتى إذا يَآْذي؟ |
| Beni hep arkadaşın olarak tanıtıyorsun. | Open Subtitles | أنت دائماً تقدمني على أنني صديقك |
| Sakin ol deme sakın! Bana hep patronluk taslıyorsun! | Open Subtitles | لا تقولي لي أن أهدأ أنت دائماً تتآمرين عليّ |
| Annem her gün bize kahvaltı hazırlıyor. sen sürekli işte oluyorsun. | Open Subtitles | تعد لنا أمي الفطور كل صباح أنت دائماً في العمل |
| Her zamanki gibi kibar ve saygılı davranmışsındır kesin. | Open Subtitles | أنا متأكد من أنك كنت مهذباً ومحترماً كما أنت دائماً |