| Yani bilirsin, bir balığı yiyebilirim. | TED | كما تعلمون، يمكنني أن آكل سمكة. ولا يمكنني أن آكل الغراب. |
| Ayrıca uyumadan önce koca bir kâse dut yemeyi severim. | Open Subtitles | أيضاً,أحب أن آكل وعاء كبير من التوت قبل أن أنام |
| Bunları ben yiyemem. | Open Subtitles | لا استطيع أنا أن آكل هذا النوع من الطعام |
| Salata gibi birşeyler yemeliyim sonra dışarı çıkıp Jamie için kadeh kaldırmalıyım. | Open Subtitles | يجب أن آكل سلطة أو شيئاً ما و بعد ذلك ، يجب أن أخرج و أن أشرب نخب جيمي |
| Neden? Sanırım bugün dışarıda yiyemeyeceğim. | Open Subtitles | لا أعتقد أني أستطيع أن آكل في الخارج اليوم سأعوضك في المرة المقبلة |
| Bilgin olsun, ızgara jambonu her gün yerim. | Open Subtitles | للعلم فقط،يمكنني أن آكل لحم البقر المشوي في أي يوم من الأسبوع،موافقة؟ |
| Samson'ın öldürdüğü Filistinli sayısınca frenk üzümü yesem bıkmam ben. | Open Subtitles | بإمكاني أن آكل بقدر ما قتل شمشون من الفلستيون |
| Az önce 80 yaşında bir adamın alt bezini değiştirdim ve az sonra kek yiyeceğim, bu yüzden, eğer izin verirsen, ellerimi yıkamak istiyorum. | Open Subtitles | لقد غيرت للتو حفاظة لرجل في الثمانين من عمره وأنا على وشك أن آكل كعكة إذا لا تمانع سأغسل يدي |
| Benden gerçekten göçmenlerin sokak yemeğini yememi mi beklemiştin? | Open Subtitles | هل تتوقعين مني بصراحة أن آكل طعام الشوارع الخاص بالمهاجرين ؟ |
| Yemek yemek istemiyorum ve yargıcın da yemek yemediğimi bilmesini istiyorum. | Open Subtitles | لا أريد أن آكل وأريد أن يعرف القاضي أني مضرب عن الطعام |
| Ayrıca, yemek yemem gerek. Yani yemeğe geliyorum. | Open Subtitles | بالإضافة أحتــاج أن آكل لـذا أنـا قادم للعشاء |
| Elma yiyemiyorum ve seninle de konuşamıyorum. | Open Subtitles | أنا لا أستطيع أن آكل التفاح لا أستطيع حتى التكلم معك |
| - Ben kendi başıma yiyebilirim. - Bu güne kadar ne zaman? | Open Subtitles | يمكنني أتحمل المسئولية لوحدي، و يمكنني أن آكل بمفردي أيضا |
| Bilesin diye söylüyorum, o bunu yaparken yiyebilirim. | Open Subtitles | لكي تعلمين، يمكنني أن آكل بينما هي تفعل هذا |
| Bilesin diye söylüyorum, o bunu yaparken yiyebilirim. | Open Subtitles | لكي تعلمين، يمكنني أن آكل بينما هي تفعل هذا |
| Restoranlarda salyangoz yemeyi sevmem. | Open Subtitles | أنا لا أعتقد أني أستطيع أن آكل المحار، الا اذا سويته علي طريقتي. |
| Mesela, televizyon izlerken, yemek yiyemem, ya da motosıklet kullanırken, telefonla konuşamam. | Open Subtitles | على سبيل المثال لا يمكنني أن آكل و أشاهد التلفزيون أو أن أقود دراجتي الصغيرة و أرد على هاتفي |
| Önünde sonunda kanlı ve kırmızı bir şeyler yemeliyim. | Open Subtitles | الآن وبعد الآن أحتاج أن آكل شيئًا ما أحمر ودموي |
| Daha fazla bunları yiyemeyeceğim. | Open Subtitles | أنا لا أعتقد أنه يمكنني أن آكل هذه المادة كلّ يوم |
| - Ne istersem onu yerim. Ben sana ne yiyeceğini söylüyor muyum? | Open Subtitles | أحبّ أن آكل ما أريده، هل عليّ أن أخبرك ماذا يجب أن تأكل ؟ |
| "Samson'ın öldürdüğü Filistinli sayısınca frenk üzümü yesem bıkmam ben." | Open Subtitles | "بإمكاني أن آكل بقدر ما قتل شمشون من الفلستيون"! |
| Bağırsaklarını canlıyken yemeyi gerçekten istiyorum, ama sanırım ilk önce seni öldürüp sonra yiyeceğim. | Open Subtitles | أنا حقا أريد أن آكل أحشاءك و انتي حية و من ثم آكلك |
| Bunu yememi mi istiyorsun? | Open Subtitles | تريدني أن آكل ذلك؟ |
| -Karnım aç. Yemek yemek istiyorum. -Beş defa söyledin. | Open Subtitles | أنا جائع أنا أريد أن آكل سمعتك من المرة الأولى لماذا تعيد خمس مرات |
| - Şu an en önemli şey benim yemek yemem, çünkü çocuğu doğuracak benim. | Open Subtitles | حسناً, أنا أحاول أن آكل هنا وهو أكثر أهمية الآن عن ذي قبل لأنني حاوية |
| yiyemem dedim ya. Bunu bile yiyemiyorum. | Open Subtitles | لا يمكنني أن آكل فحسب لا يمكني حتى أن آكل هذه |
| yaşamak için yemeli,yemek için çalmalı, zamanım varken söylüyorum! | Open Subtitles | ألوم الأهل # ولكنه لم يكن لديه أهل يجب أن آكل كي أعيش # يجب أن أسرق كي آكل سأخبركم كل شيء # عندما يصبح لدي وقت |