| İğne ve test tüpleriyle olur diye düşünürdüm ama çok pahalı olduğu ortaya çıktı. | Open Subtitles | ظننتُ دائماً أنّني سأحصل على الطفل عبر الإبَر و أنابيب الفحص لكن إتضّح أنّها مُكلِفَة حقّاً |
| Bir dizi video olduğu ortaya çıktı. | Open Subtitles | إتضّح لي أنها مليئه بملفات الفيديو |
| Katie'nin oturumda o pislik herif yüzünden yalan söylediği ortaya çıktı. | Open Subtitles | إتضّح أنّ (كيتى) كذبت فى شهادتِها، بسبب ذلك الوغد |
| Ama daha sonra, Frobisher'ın hükümete çalışan biriyle buluşacağı ortaya çıktı. | Open Subtitles | إتضّح أن (فروبشر) كان سيلتقي برجل من الحكومة |
| Büyük bir adım attık. Murph'ün birçok katmanı olduğu ortaya çıktı. | Open Subtitles | لقد حقّقنا إنجازاً إتضّح أن (ميرف) لديه العديد من الطبقات |
| Bayan Walker'ın sağlık sigortasının olmadığı ortaya çıktı. | Open Subtitles | لقد إتضّح أن السيّدة (ووكر) لا تملك تأميناً صحيّاً |