| Anneme en sinir bozucu soruları sorardım. | TED | أعتدت أن أسئل أمي أكثر الأسئلة إزعاجاً. |
| Gecikmek en sinir bozucu huyudur. | Open Subtitles | عدم دقة مواعيدها هى سمتها المميزة الأكثر إزعاجاً |
| İmalı konuşmanızı son derece rahatsız edici buluyorum. | Open Subtitles | إفعلها فقط أنا أجد هذه الإساءة المبطّنة أكثر إزعاجاً يا دّكتور كالاهان |
| Hatırmasına yardımcı olması için daha az rahatsız edici bir yol bulabilirseniz. | Open Subtitles | إذا أمكنك أن تجد طريقة أقل إزعاجاً لكي تساعده |
| Teknik olarak yaptığımız şey yasadışı sayılabilir ki bu yüzden en can sıkıcı 11 avukatımızla çevrili durumdayım. | Open Subtitles | طبقاً للحقائق، ما نفعله من الممكن أن يُعتبر شيء غير قانوني و لهذا فأنا مُحاط ب 11 من أكثر محامينا إزعاجاً |
| Bence, müzik kuru gürültü ve sanat saçmalıktı. | Open Subtitles | كنت أرى الموسيقى إزعاجاً و كنت أرى الفن مجرد هراء |
| Pek çok kasaba sakini için bu rahatsızlık verici bir şeydi | Open Subtitles | كان هذا مجرد إزعاجاً بسيطاً لمعظم السكان |
| Daha güvenli. Ayrıca, diğer insan için daha sinir bozucu. | Open Subtitles | هذا أكثر أماناً، كما أنه أكثر إزعاجاً للشخص الآخر |
| Pardon, bir seyyar satıcıdan daha sinir bozucu olmalıyım. | Open Subtitles | أنا آسفة، ربما أكون أكثر إزعاجاً من مندوبي المبيعات |
| Anne baba olarak, çocuğunuzun kulağınıza ağlamasından daha sinir bozucu şeyler olduğunu fark edersiniz. | Open Subtitles | ..كأب، ستدرك أن هناك أموراً أكثرُ إزعاجاً من بكاء طفلك في أذنك.. |
| Tanrım, çocuklar ne zaman daha az sinir bozucu oluyor? | Open Subtitles | يالهـــي, متى سيصبح الأطفال أقل إزعاجاً ؟ |
| Bu ziyareti nasıl daha sinir bozucu yapabiliriz diye uğraşmadınız değil mi? | Open Subtitles | هل تكررون هذهِ الجملة لتجعلوا هذهِ الزيارة أكثر إزعاجاً. |
| Bu soru "Fikirlerinizi nereden buluyorsunuz?" sorusu kadar sinir bozucu olmalı. | Open Subtitles | ياإلهي أنا سخيفة للغاية لابد أنه السؤال الأكثر إزعاجاً مباشرة مع من أين تأتي بأفكارك ؟ |
| Eski sözlerimden alıntı yapma huyun çok rahatsız edici hale gelebilir. | Open Subtitles | عادة اقتباسي هذه تنعكس علي يمكن أن تصبح أكثر إزعاجاً. |
| Bir tarafın sor diyor. Diğer tarafım ise, bilmek aklına gelebilecek her şeyden daha rahatsız edici olabilir diyor. | Open Subtitles | جزء مني يريد أن يسأل ، الجزء الأخر يقول أن المعرفة ستكون أكثر إزعاجاً من |
| Dünyada şu andan daha rahatsız edici bir şey daha yoktur anne. | Open Subtitles | ,أمي, لا شيء بالعالم قد يكون أكثر إزعاجاً من ذلك الآن |
| Yani şu an dünyanın en rahatsız edici kanepesinin gururlu sahipleri biz miyiz? | Open Subtitles | بصفتنا الآن المٌلاك الفخورين لأكثر الأرائك إزعاجاً في العالم |
| Ve çok daha az rahatsız edici vardır arabaya Deeks'ten vakit harcama daha. | Open Subtitles | وأنتَ أقلُ إزعاجاً بالفعل من قضاء وقتي في السيارة مع " ديــكــس " |
| -Rehine almada yıllarım geçtikçe daha can sıkıcı oluyorsunuz. | Open Subtitles | هل كان بوسعك قتل "جاك هيز"؟ أخذت رهائن طوال حياتي و أنت أكثرهم إزعاجاً |
| Ki şimdiye kadarki en kafa karıştırıcı ve en can sıkıcı konu olarak görüyorum. | Open Subtitles | وهو ما أجده الأكثر إزعاجاً وإرباكاً |
| Bir davanın en can sıkıcı kısmı. | Open Subtitles | هذا هو الجزء الأكثر إزعاجاً من أى قضية |
| Ben hiç gürültü yapmam, gerçekten mösyö. | Open Subtitles | . بالطبع - . في الحقيقة ، لم أسبب إزعاجاً - |
| Mahkemeye bir rahatsızlık vermeyecek. Eğer zaten verirse 30 gün boyunca devletinin misafiri olmayı göze alıyor demektir. | Open Subtitles | لو أثار إزعاجاً فسيكون ضيفاً لسجن المُقاطعة للـ30 يوماً المُقبلين. |