| Mesane bir noktaya kadar gerilmeye devam eder. | TED | يمكنُ للمثانة الاستمرار في التمدد، لكن إلى حدٍ معين فقط. |
| Yas etmek, arkadaşlarınız, zaman ve gözyaşları sizi ancak bir noktaya kadar iyileştirebilir. | TED | سيشفيكم الحزن والأصدقاء، الوقت والدموع إلى حدٍ ما. |
| Hepimiz, bir noktaya kadar, Bill Gates denen şeyi çalıştık. | TED | كلنا ندرس إلى حدٍ ما شيئاً يطلق عليه اسم بيل غيتس. |
| - Türbinin geneli sağlam görünüyor ama havadayken oraya gidip onarım yapmak imkânsız. | Open Subtitles | الطوربيد يبدو سليمًا إلى حدٍ ما... ولكن من المستحيل الخروج إلى هناك لإجراء التصليحات بينما نُحلق. |
| - Türbinin geneli sağlam görünüyor. | Open Subtitles | الطوربيد يبدو سليمًا إلى حدٍ ما... |
| Ama gölde hemen hemen sadece onlar bulunuyor çünkü bu, tatlı su değil. | Open Subtitles | لكنهم ينفردوا بها لأنفسهم إلى حدٍ ما، فهذا ليس ماءٌ عذب، |
| Soğuk ve kurak koşullar, kulübenin içini hemen hemen keşif üyelerinin bıraktığı gibi korudu. | Open Subtitles | ظروف الطقس الباردة والجافة حفظت ما بداخل الكوخ إلى حدٍ بعيدٍ تماماً كما تركه أفراد الرحلة الإستكشافية |
| Ama düşününce bütün kahramanlar bir noktaya kadar böyledir. | Open Subtitles | ولكن لو تفكرون في الأمر جميع الأبطال مثل هذا إلى حدٍ كبير |
| Herkes bir noktaya kadar bu endişeyi taşıyor. | Open Subtitles | كل شخص لديه هذا الفزع... إلى حدٍ ما .. |
| Ama bir noktaya kadar. | Open Subtitles | أقصد إلى حدٍ ما |
| Bir noktaya kadar haklısın Peggy tamam ama yapma şimdi. | Open Subtitles | (جيد إلى حدٍ ما، ولكن بربك يا (بيقي |
| Sugarberry 30 yıldır satışlarını artırmaya uğraşsa da hemen hemen hep aynı seviyedeydi. | Open Subtitles | شركة "شوقيربيري" تبيع لحم الخنزير لمدة 30 عاماً بمعدل ثابت إلى حدٍ ما بينما يقومون في كل شيء يمكنهمإنتاجالمبيعات، |
| - Evet. hemen hemen. İşim bu. | Open Subtitles | أجل, إلى حدٍ كبير, هذا ما أفعله. |