| Ama daha şiirsel olarak, yapıyı Mall'un demokratik havasını solumak, onu kendine getirmek olarak düşünmeyi seviyoruz. | TED | ولكن بشكل أكثر شاعرية، يحلو لنا أن نفكر في البنية على أنها استنشاق لهواء ديموقراطية المول، تحضره لذاته. |
| Başka bir hava teneffüs etmen gerektiğini biliyordum gerçi. | Open Subtitles | انا عرفت انك في حاجة الى استنشاق نوع مختلف من الهواء مع ذلك |
| Orada değildim. Oksijen Tüpü alıyordum. | Open Subtitles | لم اكن هناك كنت اشتري جهاز استنشاق |
| Yeni bir soluk alma cihazı almam gerekirdi. | Open Subtitles | 26,472 جهاز استنشاق جديد سوف اكون , شيئا ما |
| Suyu solungaçlardan geçirebilen, hızlı bir şekilde glottisin kapanmasıyla devam eden, suyun akciğere girmesini engelleyen bir soluma. | TED | استنشاق يمكنه تحريك المياه عبر الخياشيم متبوعا بإغلاق سريع للسان المزمار لمنع دخول الماء للرئتين. |
| Hastanın hava yolları ağır duman solunumu nedeniyle tehlikede! | Open Subtitles | مجرى الهواء لدى المريض تعرض لإصابة بليغة بسبب استنشاق الدخان |
| - Ölüm nedeni, duman soluması. | Open Subtitles | لذا الدفع عندالتسليم كان استنشاق الدخان. |
| Evet, bazıları da kayıp ruhların seslerinin sadece mağaralarda yankılanan rüzgârdan ve görüntülerin de adanın bitkilerinin zehrini solumaktan ibaret olduğuna inanıyorlar. | Open Subtitles | أجل، ظنّ البعض أنّ أصوات الأرواح التائهة هي أصوات الرياح لدى اجتيازها الكهوف وأن الرؤى كانت بسبب استنشاق العبق السّام لنباتات الجزيرة |
| Ev yangını, yanıklar, duman zehirlenmesi. | Open Subtitles | حريق في بيت ,حروق, استنشاق للدخان. |
| Patolog olarak sizi temin ederim ki gaz solumak, ölü üzerinde gül gibi, canlı bir kızıllık bırakır. | Open Subtitles | و استطيع ضمان كطبيب شرعي أن أن استنشاق الغاز دائماً ما يضفي على المرض لون وردي زاهي |
| Duman solumak gerçekten pis bir iş. | Open Subtitles | رباه، استنشاق الدخان أمر كريه. |
| - Bu havayı solumak güvenli mi? | Open Subtitles | -أهذا يعني أن استنشاق الهواء آمناً؟ -طبعاً . |
| Bu fareler uyuşturucuyu kısa bir süre önce teneffüs etti. | Open Subtitles | تلك الفئران استنشاق المخدرات في قبل فترة وجيزة. |
| Bu teneffüs hiç sağlıklı değil. | Open Subtitles | انه ليس بشيء صحي استنشاق هذه القرف |
| Duman yüzünden artık soluk alamıyor. | Open Subtitles | لا يمكنه استنشاق الدخان أكثر من هذا نظراً لحالته. |
| 1999'da soluma yoluyla olan ölümleri tanımlamak için kullanılan bir terimdi bu. | Open Subtitles | في الواقع, في 1999 ذلك كان تعبيراً عرضياً استخدم لوصف نوع الموت نتيجة استنشاق دخان الحريق, |
| Bir insan 4 yolla oksijensiz kalabilir el yada başka bir aletle, solunum yolunu kapatılması yada asal gaz solunumu veya göğüs, diyaframa baskı uygulayarak boğulabilir. | Open Subtitles | هناكأربعةطرقيختنقبهاالانسان... الخنق، انسداد مجرى الهواء، استنشاق الغاز الخامل، وضغط الصدر والحجاب الحاجز. |
| Diğeri duman soluması yüzünden hasarlı. | Open Subtitles | والآخرة تضررت من استنشاق الدُخان |
| Her gün aynı havayı solumaktan kafayı yiyorum. | Open Subtitles | لقد جُننت من استنشاق نفس الهواء كل يوم |
| Duman zehirlenmesi ve ufak yanıklar. | Open Subtitles | استنشاق للدخان و حروق بسيطة |
| Burnun altındaki ciltteki renk koyulaşması eşittir freon solumasına bağlı yanmadır. | Open Subtitles | الجلد المسودّ تحت الأنف يعني قضمة الصقيع الناتجة عن استنشاق الفريون |