Hâlâ iş bulamadığım için birkaç ev arkadaşı edinmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | مازلتُ بلا عمل لذا اضطررتُ أن أحضر شركاء لي في السكن |
Oda anahtarıyla buz odasına giremedim... bu yüzden de lobiye gitmek zorunda kaldım. Neyse, geldim. | Open Subtitles | لذا اضطررتُ أن أذهب لمكتب الاستقبال، ولكن ها نحن ذا |
Reçete olmayınca tahmin yürütmek zorunda kaldım. Bunlardan biri işe yarar herhâlde. | Open Subtitles | بدون وصفة طبية اضطررتُ أن أخمن أحد هذه ستكون قريبة لكَ |
Olur da geri dönerse ve yaptığım şeyi neden yapmak zorunda kaldığımı anlamazsa o zaman sorumluluğu üstlenirim. | Open Subtitles | وإن... إن عاد ولم يتفهم ما اضطررتُ أن أفعله... حسنٌ، حينها الذنب ذنبي |
Olur da geri dönerse ve yaptığım şeyi neden yapmak zorunda kaldığımı anlamazsa o zaman sorumluluğu üstlenirim. | Open Subtitles | وإن... إن عاد ولم يتفهم ما اضطررتُ أن أفعله... حسنٌ، حينها الذنب ذنبي |
Ve gitme vakti geldiğinde omzundan tutarak, sahneye, eşlik etmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | وحينما حان الوقت، اضطررتُ أن أصحبها إلى المسرح وأنا ممسكٌ بذراعها. |
Sonunda dayanamadım, konuşurken çıkmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | في النهاية، اضطررتُ أن أغادر بينما يتحدّث |
Açabilmek için bütün gücümle sopayı kırmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | و اضطررتُ أن أسحبه ... بكل ما أوتيتُ من قوة لكي أفتحه |
Onlara söylemek zorunda kaldım. | Open Subtitles | لقد اضطررتُ أن أخبرهم |
Bir polisi kovmak zorunda kaldım ve bu polis bir kadın. | Open Subtitles | اضطررتُ أن أفصل. ضابطة ضابطة |
- ...fermuarı çekip gitmek zorunda kaldım. | Open Subtitles | لذالك اضطررتُ أن أُغلقَها واذهبُ على عجل - ! |
Onlara, Jack amcanın kardeşiyim demek zorunda kaldım. | Open Subtitles | اضطررتُ أن أخبرهم أنني "(أخ العم (جاك" |