| Bayan Gelişmiş Kadın bu mesajı aldığında beni aramak isteyebilirsin. | Open Subtitles | ايتها الأنسة المتطوره ربما تريدي معاودة الأتصال بي عندما تعلمي |
| Pentagon, iletişim kaybedildiğinde sizin bir uzaylı saldırısı altında olduğunuzu düşündü. | Open Subtitles | البنتاجون يظن أنكم كنتم معرضين لهجوم الغرباء عندما فقدنا الأتصال معكم |
| Evet. Ben de sana ulaşmaya çalışıyordum. Bodrumunda birşey buldum. | Open Subtitles | أجل، لقد حاولت الأتصال بك عثرت على شيئاً في قبوه |
| - Kızın izine rastlayamadık Teğmen. - aramaya devam et, Benson. | Open Subtitles | لا رد من الفتاة ايها الملازم واصل الأتصال يا بينسون |
| Gençlik merkezine gideceğim. Tek emin olduğumuz şey Lana'nın telefon edecek olması. | Open Subtitles | أنا سأذهب إلى مركز الشباب كلنا متأكدين بأن لانا ستقوم بذلك الأتصال |
| Bay Stroud, hatta Salt Lake var ve karınız da sizi arayıp duruyor. | Open Subtitles | انتظر يا سيد سترود,ان سولت ليك على الخط, وزوجتك تحاول الأتصال بك. |
| - Lütfen benim için onu aramayı deneyebilir misin ? | Open Subtitles | هل يمكنك أن تحاول الأتصال به من أجلي, من فضلك؟ |
| Esir alımı için, 3,000 mıntıkasına ilerleyin. Öncelik yok. Gelecek bağlantı 9:30'da. | Open Subtitles | امضي الى القطاع 3000 لنقل السجين، الأولوية خارج الأتصال القادم في 930 |
| Ya da, mutsuz bir şekilde, birini yüzlerce kez aramak. | Open Subtitles | كما ان الأتصال بشخص عدة مرات لا تعتبر جريمة للأسف |
| Polisi aramak istersen ara. Ama benim için iyi olmaz. | Open Subtitles | أن أردت الأتصال بالشرطه, لا بأس لكن لا تبدي غاضبة جداً عليّ |
| Birkaç defa seninle iletişim kurmaya çalışmışlar ama 12 saat boyunca ortalıkta yokmuşsun. | Open Subtitles | وحاولوا كثيرا الأتصال بك ولكنك كنتُ خارج نطاق تغطية الراديو لمدة 12 ساعة |
| Ekibim, biz konuşurken iletişim kuruyor ve sürüş yolunu ipucu için kontrol edeceğiz. | Open Subtitles | فريقي يجرون الأتصال بينما نتحدث وسوف نتحقق من طريق قيادته من أجل الإثبات |
| Tüm sabah boyunca sana ulaşmaya çalıştım. Her şey yolunda mı? | Open Subtitles | لقد حاولت الأتصال بيكي طول النهار هل كل شئ على مايرام؟ |
| Polis beni oradan oraya aktarıp duruyor. Tekrar onlara ulaşmaya çalışacağım. | Open Subtitles | الشرطة تحولني من قسم إلى آخر سأحاول معاودة الأتصال بهم |
| Alo? Bayan Sherwood? Polisi aramaya kalkışacağını biliyordum Kelly. | Open Subtitles | انسة شيروود ؟ كنت اعلم انك ستحاولين الأتصال بالبوليس, يا كيللى |
| Çünkü İçişleri Bakanı ilk iş olarak bu ofise telefon etti. | Open Subtitles | لأن اول ما فعله وزير الداخلية هو الأتصال على هذا المكتب |
| Onu arayıp da "Pardon anne yolculuk iptal" diyemem. | Open Subtitles | لا أستطيع الأتصال بها وقول آسفه أمي الرحله الغيت |
| Pekala,dostum. Yüklemeyi yap,aramayı ben yapacağım | Open Subtitles | حسنا , قم بتحميل هذا وانا سوف اجرى الأتصال |
| Ziyaretçilerle iletişim kuramadığımız için Pentagon yetkilileri, bu helikoptere daha önce hiç görmediğimiz bir görsel bağlantı aygıtı yerleştirdiler. | Open Subtitles | فى ضوء عجزنا عن الأتصال بالزائرين الجدد مسئولي البنتاجون جهزوا هذه الهليكوبتر بجهاز أتصال مرئى |
| Sakın oğlumdan bahsetme. Burayı bir daha da arama. | Open Subtitles | أصمتي لا تذكري شيئاً عن ابني ولا تعاودي الأتصال |
| Birini aramam lazım. Psikoloğum benimle kafa buluyor. | Open Subtitles | أريد الأتصال بشخصاً ما أن طبيبي النفسي يضاجعني |
| Bize bu sığırları vermezsen onu arayacağım ve bir dakikada burada olacak. | Open Subtitles | ,إذا لم تُعطنا هذة الأبقار كل ما سأفعله هو الأتصال به وسيكونُ هنا بأقل من دقيقة ماذا؟ |
| Buckley makyajımı çıkardıktan sonra bir şey istedi diye seni arayacaktım. | Open Subtitles | كنت أريد الأتصال بكِ في المساء لأن كابلي كان يريد شيء وانا قد أزلت المكياج من وجهي بالفعل |
| Buraya ulaşırsak, hava kurtarmaya çağrı gönderebiliriz. | Open Subtitles | إذا تمكنا من الوصول إلى هناك، سنتمكن من الأتصال بالجسر الجوي. |
| Evet. Dinle, seni daha sonra ararım. Tamam mı? | Open Subtitles | أجل , أسمع , سأعاود الأتصال بك , حسناً ؟ |