| Charles, toplumda tutmak üzere olduğunuz yerin önemini anladığınızı sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد انك تدرك الاهمية الكاملة لموضعك الذي تشغله |
| Gerçekleri bildiğiniz taktirde bu geceki toplantının önemini daha iyi anlarsınız diye düşündüm. | Open Subtitles | فكرت ان عرفت الحقائق ، لرايت الاهمية الاجتماع الليلة. |
| Bir bak da bu güzel, genç bayanın önemini kavra. | Open Subtitles | انظر و استوعب الاهمية الكونية لهذه الشابة الجميلة |
| June, eğer bu senin için bu kadar önemliyse, konuş onunla. | Open Subtitles | جون , اذا كان بهذه الاهمية لديكي تكلمي معه عن الامر |
| Eğer senin için bu kadar önemliyse aile olmak? | Open Subtitles | هل الامر بهذه الاهمية بالنسبة لك أن نكون عائلة؟ |
| Yüzümüz fazlasıyla önemlidir. çünkü o diğer herkesin gördüğü dış görsel parçamızdır. | TED | وجوهنا في غاية الاهمية لأنها الجزء الخارجي المرئي الذي يراه أي شخص آخر. |
| Çünkü sadık olmak çok önemlidir. | Open Subtitles | لأن كونك محافظاً على ولائك .. أمر غاية في الاهمية |
| Bir Tapınak Şovalyesi olarak sözünde durdun önemli olan da bu zaten. | Open Subtitles | لكن ابقيت على كلمتك لفارس المعبد ولكن هذه المسأله في غاية الاهمية |
| Bir bak da bu güzel, genç bayanın önemini kavra. | Open Subtitles | انظر و استوعب الاهمية الكونية لهذه الشابة الجميلة |
| Eğer o kadar önemliyse etrafta bırakmamalısın. | Open Subtitles | لا يجب أن تضعه هنا .. إذا كان في غاية الاهمية ً |
| Buraya dikkatinizi çekerim, son derece önemlidir... | Open Subtitles | دعونى أشير الى أمر فى غاية الاهمية |
| Çoğu kez ilişki kurmak önemlidir. Hunter: | Open Subtitles | العلاقات غالباً ما تكون بنفس الاهمية |
| İkinci olarak ve aynı derecede önemli olan şey ise, Yenilik her zaman düşünürlerden beslenir. | TED | ثانيا وبنفس الاهمية تغذيه الابتكار كانت دائما من خلال العمال غير المهرة |