| Evet, ama beni tekrar o deliğe sokarsa, yine çıkarım. | Open Subtitles | أجل ولكن إذا وضعتني في تلك الحفرة سأتمكن من الهروب |
| Bayanlar baylar. 18. delik, turnuvanın son deliği. Bu bölüm 140 metre. | Open Subtitles | السيدات والسادة، الحفرة الثامنة عشرة بالمدى الثالث على بعد مئة وستين ياردة. |
| Ağaçların ve dalların etrafından gitmek istemek ve çukura düşmek. | Open Subtitles | تريد الذهاب حول الجذوع وا لأغصان و تقع في الحفرة |
| çukur söylediğiniz her şeyi ekolu bir şekilde dışarı atıyor. | Open Subtitles | يا رفاق كل ما تقولونه حرفياً يتم تضخيمها في الحفرة |
| Sıkı kurallı oynuyoruz, böylece Korkarım deliği ve maçı kaybetiniz. | Open Subtitles | نلعب بقوانين صارمة ، لذا خسرت هذه الحفرة و المباراة |
| Gece gündüz, o kara delikte bunu hayal etmeye çalışıyordum. | Open Subtitles | أيام وليالى فى هذه الحفرة المظلمة حاول أن تتخيل ذلك |
| Kafasındaki delikten bir sürü şeytan fırlayıp nehrin akıntısına karıştı. | Open Subtitles | وطارت حفنة شياطين من الحفرة في رأسه وسقطت في النهر |
| Ayrıca Springfield Mini Golf'te hiçbir zaman 17. deliğe topu sokamamıştı. | Open Subtitles | لم يفز أبدا عند الحفرة 17 في ملعب غولف سبرينغفيلد المصغر. |
| O lanet deliğe girmeyeceğim, bayan. Ne söylediğimi anladın mı? | Open Subtitles | ولن أنزل إلى الحفرة اللعينة، أيتها السيدة أتفهمين ما أقوله؟ |
| Bu deliğe düşene kadar uzunca bir yoldan geldim. | Open Subtitles | لقد أتيت من مسافة طويلة لينتهي بي الأمر في هذه الحفرة |
| Ağaçların 6 metre gerisindeyiz. delik açık alanda. | Open Subtitles | نحن بعيدون عن الأشجار بـ20 قدم الحفرة فى الخلاء |
| delik için üzgünüm, matmazel. | Open Subtitles | أتوسل إليك بأن تعفي عن الحفرة أيتها الآنسة |
| Söz vermen gerek. Kardeşinin o çukura atlamasına izin vereceksin. | Open Subtitles | لذا أنا بحاجة لوعد، ستدع أخاك يقفز إلى الحفرة النارية |
| Bu lanet çukura batmış olmamın tek sebebi, sürekli kendi altımı kazıyor olmamdı. | Open Subtitles | السبب الوحيد لكوني في هذه الحفرة هو إنني لا يُمكنني التوقف عن الحفر. |
| - O zaman çukur ayin alanı filan değildi, bir nevi toplu mezardı. | Open Subtitles | إذا، لم تكن الحفرة مكان إحتفالي كانت مقبرة جماعية |
| Başından sonuna kadar, o kara delikte. | Open Subtitles | منذ البداية وحتى النهاية وأنا راقد فى الحفرة |
| Doğal olarak, vahşi bir hayvan, ...yaraları kapanıp, iyileştikten sonra, ...saklandığı delikten çıkıp, şiddete geri döner. | Open Subtitles | يزحف للخروج من الحفرة التي هو بها؟ ويعالج جروحه ويضم المجموعة مرة اخرى |
| O kadar eziğim ki seni bu deliğin içine sürükledim. | Open Subtitles | صحيح, أنا مجرد حقير سافل جررتُكِ إلى هذه الحفرة معي. |
| Buna göre, bu gölgelenmeler ancak ışığın yukarıdan gelip bir kubbenin konveks yüzeyine ya da bir çukurun dibine çarpmasıyla oluşabilir. | TED | وهكذا فإن أنماظ الظلال قد تنتج عن الإضاءة للأسفل على الجانبين المنحدرين لقبة، أو على أسفل الحفرة. |
| - Beni bir çukurda tuttu. - çukuru kendi mi kazmış? | Open Subtitles | ـ أبقاني في حفرة ـ هل قام بحفر الحفرة بنفسه ؟ |
| Aslında hayatın kendisi Bunun gibi kasvetli bir çukurda başladı. | Open Subtitles | حياة بنفسها بدأت في أي هذه الحفرة مظلمة الكثيرة مثل. |
| Eğer başka türlü olsaydı ben de seni asla o çukurdan çıkarmazdım. | Open Subtitles | لو عكست الأدوار، لم أك لأساعدك في الخروج من تلك الحفرة مطلقا |
| Demek krater kubbede bir çatlak yaratmadı yani yeni bir tünel yok. | Open Subtitles | إذن الحفرة لمْ تخلق صُدع في القبّة، وليس هُناك أيّ نفق جديد. |
| Öyle parasızım ki onu buz deliğine ben bile sokabilirim. | Open Subtitles | أنا مفلس لدرجة استطيع رميه في الحفرة بنفسي. |
| "Dehset kulesi." Atlantis'in hazinesi, o Kraterin içinde bir yerde. | Open Subtitles | برج الخوف كنز أطلانطس في مكانا ما في تلك الحفرة |