| Elbiselerimi çıkarıp üzerime çıktığında, ona karşı hissettiğim şükran çok geçmeden dehşete dönüştü. | TED | لكن الامتنان الذي شعرت به نحوه سرعان ما تحول إلى رعب حيث شرع في خلع ملابسي وصار فوقي. |
| hissettiğim yıkımı tasvir edecek bir kelime dahi yok. | TED | لا توجد كلمات يمكنها أن تصف الانهيار الذي شعرت به. |
| Dünyada en yakın hissettiğim insan bir anne, büyükanne, büyük büyükanneydi. | TED | لكن الشخص الذي شعرت بأنه الأقرب لي في العالم كان أمي، جدتي، جدتي الكبرى، جدتي الأكبر. |
| Uyku, arkadaşımın oyununa katılmam neticesinde tüm gece boyu yaşadığım utancı gidermemişti. | Open Subtitles | النوم لم يُبدّد العار الذي شعرت به طوال المساء لأنّي شاركت صديقي في لعبته. |
| - Sevilip saygı gördüğüm tek yer... | Open Subtitles | المكان الوحيد الذي شعرت به أراد أو احترام ... |
| Beni arayan kadının hissettiği gerginlik buydu. | TED | هذا هو التوتر الذي شعرت به النساء اللواتي كن يتصلن بي. |
| Burası güvende hissettiğim tek yer. | Open Subtitles | هذا هو المكان الوحيد الذي شعرت فيه بالأمان |
| Sanırım buraya isimlerimizi yazarken hissettiğim.. | Open Subtitles | اظن اني كنت ابحث عن ذلك الالهام الذي شعرت به |
| Bu ev, güvende hissettiğim ilk yer. | Open Subtitles | هذا المنزل هنا هو المكان الأول الذي شعرت حقًا بالآمان فيه |
| Çünkü ben sorumlusu olduğumuz bu kadınlara değer verdiğini hissettiğim biri için çalışmak istiyorum. | Open Subtitles | لأن أود حقاً للتبليغ عن شخص ما الذي شعرت انه يعطي هراء لهذه النساء نحن من المفترض ان نهتم بهم |
| Yani hissettiğim bu acı daha önce hissettiğim ya da tecrübe ettiğim hiçbir şeye benzemiyor. | Open Subtitles | أعني أن هذا شيء يمضي عبر أي نوع من الألم الذي شعرت به أو اختبرته أبداً |
| Senden ve korkunç arkadaşlarından güvende hissettiğim tek yer. | Open Subtitles | هو المكان الوحيد الذي شعرت به بالأمان منك .و من أصدقائك الفظيعين |
| Neden olduğum ve hissettiğim acıların dışında bu olayın sonucundan iyi bir şey çıkacağını hiç düşünmezdim ama çıktı. | Open Subtitles | وعلى قدر الألم الذي شعرت به وتسببت فيه لم أكن اعتقد على الإطلاق بأنه سيعود بشيء نافع منه |
| Bu çöp konteynırındaki yaşadığım olayı açıklıyor. | Open Subtitles | حسناً، هذا يفسّر الجوّ الجليدي الذي شعرت به قمامة الهلاك. |
| yaşadığım sevinci anlatamam. | Open Subtitles | لا يمكنني التعبير عن الفرح الذي شعرت به |
| Buyüzdenbende benim olmayan diğer gerçek üstü hayata... ...dair düşünceleri aklımda çıkarmaya çalışıyorum koşmaya devam ediyorum içimde yaşadığım hayal kırıklığından kurtulmak için başka bir meta-insanın çirkin yüzünü göstermesini bekliyorum ve kaderin cilvesi sayesinde çok da beklememe gerek kalmadı. | Open Subtitles | وفي محاولة لإشغال عقلي عن التفكير بالحياة الغريبة التي عشتها ولم تكن حياتي استمررت في الركض منتظرًا متحولًا آخر يهددنا ليبدد الإحباط الذي شعرت به |
| - Sevilip saygı gördüğüm tek yer... | Open Subtitles | المكان الوحيد الذي شعرت به |
| Orası kendini güvende hissettiği tek yerdir. | Open Subtitles | إنه المكان الوحيد الذي شعرت فيه بالأمان. |
| Vurulduğunda hissettiği acı veya bilincini kaybettiğinde hissettiği korku-- | Open Subtitles | الألم الذي أحست به عندما أصيبت الخوف الذي شعرت به وهي تفقد وعيها |
| Arkadaşımın hissettiği bu öfke, yüzyıllardır doğrudan ifade edemediğimiz ya da dile getiremediğimiz kızgınlığımızı, bıkkınlığımızı ve hiddetimizi içeriyor. | TED | هذا الغضب الشديد الذي شعرت به صديقتي يعود لقرون من عدم مقدرتنا على التعبير عن استيائنا أو المخاطبة به مباشرةً، عن إحباطنا وغضبنا. |