| Gözlerini kör edeyim ki teklifimizdeki koca boşlukları fark etmesinler istedim. | Open Subtitles | أردتُ أن أعميهِم لكي لا يُلاحِظوا الفجوات الكبيرة فى عرض أسعارٌنا. |
| Gazetenin 168 yıllık varlığını tekrar ele alması ve hangi nedenle olursa olsun dışlanan insanlar için boşlukları doldurması için bir fırsat. | TED | إنها فرصة للجريدة لمراجعة كيانها على مدار 168 عامًا وملء الفجوات بالأشخاص الذين تم إهمالهم، لأي سبب كان. |
| Bunlar katmanlanıyorlar, her seferinde 1 kat, ilk önce kemik, boşlukları da kıkırdakla dolduruyoruz. | TED | يتم وضعها في طبقات, طبقة واحدة كل مرة اولا العظم, ثم نملأ الفجوات بالمادة الغضروفية |
| Bu şehirsel boşluklar çabucak yasadışı parketme ya da çöp alanı haline geldi. | TED | هذه الفجوات المدنية صارت بسرعة مواقف غير قانونية أو ساحات قمامة. |
| Fosil kayıtlarında hâlâ boşluklar olmasına rağmen ilk adım, kaburgaların kalınlaşması gibi görünüyor. | TED | على الرغم من الفجوات بين الحفريات المسجلة، يبدو أن الخطوة الأولى كانت تتعلق بسماكة الضُلُوع. |
| Değerlendirme sonucunda burun delikleri ve sinüsler timsahlarınki gibi görünüyordu. | Open Subtitles | أظهرت أن الفجوات والجيوب في الأنف أشبهت نظيرتها في التماسيح |
| Gordugunuz delikler mumkun oldugunca kucultulmustur cift atomlu yapilarin gucunun yumusatilmis hali. | TED | تم ترشيح وتقليص هذه النسخ من الفجوات التي ترونها من البناء ثنائي الذرة |
| Burada bazı hikâye boşluklarını dolduruyoruz. | Open Subtitles | نحن نقوم بسد بعض الفجوات بالحبكة |
| Ben başlattım. Biliyorum yardımı olmaz; ama sadece boşlukları dolduruyordum. | Open Subtitles | أنا التى بدأت الموضوع، أعرف أنه لا يساعدنى ولكنه على الأقل يملأ بعض الفجوات فى حياتى |
| Görüntüyü polarize ederek bilgisayar boşlukları ve karanlık yerleri tanımlayıp onları doldurabiliyor. | Open Subtitles | بواسطة استقطاب الصورة يمكن للحاسوب أن يترجم الفراغات و الفجوات المعتمة و أن يملأ الأجزاء المفقودة |
| Doğaçlama, 'ki bazıları gerçekten çok samimidir', boşlukları doldurur. | Open Subtitles | ارتجالات, وبعض منها واقعية جداً لتملأ الفجوات |
| Önünüzdeki oyun aranızdaki boşlukları birbirine bağlamanız için dizayn edildi. | Open Subtitles | اللعبة اللي أمامكم صممت مشان تسد الفجوات اللى بينكم |
| Oluşan boşlukları beynim kullandığım gizlenme hikayesiyle dolduracak. | Open Subtitles | ثم سوف ذهني ملء الفجوات مع قصة الغلاف أستخدمه. |
| Bir yazı yazmanın amacı fikirlerini o kağıda dökmen ve boşlukları görüp yansıtman. | Open Subtitles | الهدف من كتابة مقال هو التعبير عن الأفكار في ورقة ورؤية الفجوات و الأفكار |
| O zaman eğitiminde ciddi boşluklar var demektir. | Open Subtitles | لا اذا هناك بعض الفجوات الخطيرة في تعليمك |
| Kemiklerinin darlığından ve aralarında henüz boşluklar var. | Open Subtitles | نعرف هذا بسبب رقة عظامها و أيضاً بسبب الفجوات في المنطقة الحوضية |
| Yoğunluğu daha az alanlar bilyeler arasındaki boşluklar gibiydi. | Open Subtitles | هذه المناطق الأقل كثافة كانت . مثل الفجوات بين الكرات |
| delikleri araştırıp sizi arıyorduk. | Open Subtitles | كنا نبحث في تلك الفجوات نبحث عنكم يا رفاق |
| Şu an, hâlâ transta ve yeryüzündeki kara delikleri arıyor çünkü ona okulda okuma-yazma öğretmeye kalkıştılar. | Open Subtitles | والآن، ما زال في غيبوبته، ينظر في الفجوات المظلمة لأرضنا هذه... ولأنهم حاولوا أن يعلموه القراءة والكتابة في المدرسة |
| Yağmur yağdığında delikler suyu depolayabilir ve bunlar bitkilerin su ihtiyacını karşılayacak uygunlukta olur. | TED | وما يحدث هو أنه عندما تتساقط الأمطار، تستطيع الفجوات تخزين الماء وتخصيصه لدرجة احتياجات النبتة للماء. |
| Bir nevi boşluklarını doldurdu. | Open Subtitles | انها نوع من ملء الفجوات |
| Söylediğim gibi, jeologlar kraterleri çok severler. | TED | و كما أخبرتكم فإن الجيولوجيين يحبون الفجوات |