| Belki bir gün buzluğa yumurtalarını koyardı ama henüz değil. | Open Subtitles | ربما يوما ما لن يكون هناك بيض في الفريزر لها. ولكن ليس بعد. |
| Doğramadan önce buzluğa koy, ağlamazsın. | Open Subtitles | ضعه في الفريزر قبل أن تضعف وسوف لن تجعلك تبكي |
| Babam onu havluya sarıp dondurucuya koydu. | Open Subtitles | لذلك قام أبي بلف الطفل في بعض المناشف ووضعه في الفريزر |
| Ve sana o Lean Cuisine yemeklerinden, dondurucuya koyacağım. | Open Subtitles | اشتريت لك بعض من تلك الوجبات الطازجة الخفيفة للمطبخ ووضعتها فى الفريزر |
| Onu bu hafta sonu eski Dondurucuyu taşımama yardım etsin diye çağıracağım. | Open Subtitles | سوف ترينه قريبا سأجعله يأتي للبيت العطلة القادمة ليساعدني في نقل الفريزر القديم من الجراج |
| Klozette, küvette. buzlukta bile bulmuştum. | Open Subtitles | فى الدولاب ، فى حوض الإستحمام فى يوم وجدت واحداً فى الفريزر |
| Bunun arkası da Dondurucu. | Open Subtitles | يوضع هنا فى الفريزر ...وستجد اللحمة أيضاً |
| Bu akşam ebeveyn toplantısındayım. Akşam yemeğin dondurucuda. | Open Subtitles | لدي مقابلة مع أولياء الأمور اليوم عشاءك في الفريزر |
| Adamın birini deşip parçalarını buzdolabına tıkmadı ya! | Open Subtitles | لم تحصد أعضاء شخص ما و وضعتها في الفريزر |
| Bahşişlerimi buzluğa koyarken ne düşünüyordum? | Open Subtitles | ما الذي كنت افكر فيه كيف أضع أموال البقشيش في الفريزر |
| - Barney, buzluğa koysana. | Open Subtitles | -بارني , ضعه في الفريزر |
| - buzluğa koyulacak. | Open Subtitles | -كنت سأضعه في الفريزر |
| dondurucuya konulduktan sonra, hemşire bir tıkırtı duydu. | Open Subtitles | وكان في الفريزر اتت من باب خلفى |
| Bu buzlu dondurmaları dondurucuya koyun. | Open Subtitles | دعنا نأخذ تلك المصاصات الي الفريزر |
| Beni arkadan becerirken kafamı dondurucuya sokmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن أضع رأسي بداخل الفريزر وأنت تضاجعني من الخلف! |
| Bana eve gelip Dondurucuyu taşımama yardım edeceğini söylemiştin, bu cumartesi gelmeni istiyorum. | Open Subtitles | إسمع، كنت تقول أنك ستأتي وتساعدني في نقل الفريزر |
| Dondurucuyu aç, dedim. | Open Subtitles | قلت لكِ إفتحي الفريزر |
| Dondurucuyu taşımayacağız. | Open Subtitles | لن ننقل الفريزر |
| Keşin teki, lezbiyen, ya da buzlukta ölü kedi saklıyor gibi. | Open Subtitles | مثل أنها سحاقية تعاقر المخدرات أو أنها تحتفظ بقط ميت في الفريزر |
| Hiçbir zaman buzlukta boş yer olduğundan emin olmadan onu okumaya başlamam. | Open Subtitles | أنا لا أبدأ بقراءته قبل أن أتأكد من أن لدينا مكان فارغ له فى الفريزر. |
| Dondurucu torbalarıyla gitmeliydik. | Open Subtitles | يجب أن انتقلنا مع أكياس الفريزر. |
| - Bekle, dur biraz. Dondurucu çok yüksek değil mi? | Open Subtitles | -تمهلي، تمهلي، أليس الفريزر مرتفعاً؟ |
| Zevkli ve bir o kadar zorlayıcı olan siktiğimin ebeveynliği bitsin de ben de gidip dondurucuda ne kadar dondurma varsa yiyeyim ki onların haberi bile yok. | Open Subtitles | حتى يمكنني الذهاب لأكل كل الآيس كريم في الفريزر الذي ليس لديهم فكرة بوجودة |
| Her ihtimale karşı. Alt kattaki dondurucuda kan mı depoluyorsun? | Open Subtitles | من الفريزر الموجود في القبو , فقط لطوارئ |
| Yani başka bir yiyecek almaya buzdolabına gittiğinizde olumsuz sonuçları hatırlayıp, karşı koymalısınız. | Open Subtitles | لذا، عندما تذهب إلى الفريزر لأخذ واحدة أخرى يجب عليك أن تتذكر تلك النتيجة السلبية، وتقاوِم ولكنك لا تفعل ذلك |