| Daha önce hiç bir silaha bu kadar yakın olmamıştım. | Open Subtitles | فانا لم اكن بهذ القرب من اطلاق نار من قبل |
| Bir seri katile o kadar yakın olmak. Çok tuhaf olmalı. | Open Subtitles | لابد أنه شعور غريب أن تكون بهذا القرب من قاتل متسلسل |
| Bilmem, sen bu kadar yakından gördüğüm ilk siyahsın. | Open Subtitles | لا أدري , أنت أول من أراه بهذا القرب من قبل |
| Hiç bu kadar yakından bir ceset görmemiştim. | Open Subtitles | أتعلم، لم أرى جثة شخص ما بهذا القرب من قبل |
| Sahile yakınlık mercanlar için büyük bir risk faktörü müdür? | Open Subtitles | هل القرب من الشاطئ عامل خطر رئيسي للمرجان؟ |
| Ancak, açıkçası yakınlaşma sorun yaratabilir. | Open Subtitles | من الواضح القرب من الممكن أن يصبح قلق |
| O kadının yanında olmak bile benim için bir işkence. | Open Subtitles | فقط القرب من المرأة هو التعذيب الرائع |
| Bu garip, ama uzun süredir kendimi kimseye bu kadar yakın hissetmemiştim | Open Subtitles | الأمر غريب، لكن لم أشعر بهذا القرب من شخصٍ ما مند مدة. |
| Beyin sapına bu kadar yakın bir yere elektronik mikroçip yerleştirmek çok teh... | Open Subtitles | سيدي ، زراعة رقاقة إلكترونية بهذا القرب من جذع دماغها هذا خطر جداً |
| Beyin sapına bu kadar yakın bir yere elektronik mikroçip yerleştirmek çok teh... | Open Subtitles | سيدي ، زراعة رقاقة إلكترونية بهذا القرب من جذع دماغها هذا خطر جداً |
| Bu seferki rüzgar arkalarına alınacak kadar yakın değil. Haksız mıyım? | Open Subtitles | ليس بهذا القرب من الرياح، ليس بهذا القرب ألا ترى ذلك؟ |
| Biliyor musunuz arkadaşlar bir daha bu kadar yakın olmayacağız. | Open Subtitles | تعرفون يا رفاق. لم نكن بهذا القرب من قبل. |
| Başkalarıyla bu kadar yakın yaşamak zordur. | Open Subtitles | انه صعب عندما يعيش الناس بهذا القرب من بعضهم البعض. |
| Yok, ben daha önce onun çektiği bir fotoğrafı yakından görmemiştim. | Open Subtitles | لا، إنها.. لم أرى أى صورة التقطها بهذا القرب من قبل لقد كانت جميع الصور سرية |
| Yemin ederim ki bu parça pinçik işi bu kadar yakından yapmak beni hep çılgına çevirir. | Open Subtitles | أقسم بالرب, مهما طالت مدة عملي في هذا الشيء سيبقى دائمًا يفزعني عندما أكون بهذا القرب من أعمال رجل التمزيقية |
| Oh...şey,tabiki daha önce hiç bu kadar yakından görmemiştim | Open Subtitles | حسنا ، من الواضح لم أرى مهبلاً بذلك القرب من قبل |
| Park konusunda haklıydın. Doğaya yakınlık, enerji, insanlar. | Open Subtitles | كنت محقاً بشأن الحديقة هذا القرب من الطبيعة، النشاط والناس |
| Otobanlara, havaalanlarına, kaçış güzergahlarına yakınlık. | Open Subtitles | القرب من الطرق السريعة، والمطارات، ومسارات الهروب. |
| Ancak, açıkçası yakınlaşma sorun yaratabilir. | Open Subtitles | من الواضح القرب من الممكن أن يصبح قلق |
| Ted'in yanında olmak. | Open Subtitles | (القرب من (تيد |
| Ted'in yanında olmak. | Open Subtitles | (القرب من (تيد |