| Ve bu Tören tüm toplumun gözleri önünde herkesin katılımıyla olmak zorundadır. | TED | وهذه المراسم يجب أن تقام أمام أعين المجتمع كله و بمشاركة الجميع. |
| Ama Tören esnasında, o yemini duyunca anladım ki ben sana aşık olmuşum. | Open Subtitles | و لكن خلال المراسم و سماعي لعهود الزواج ادركت بأنني وقعت في حبك |
| Sadece kendimle evlenmekle kalmayacağım töreni de ben yapacağım dedim. | Open Subtitles | لقد قلت أنني لن أتزوج نفسي فحسب أنا سأؤدي المراسم |
| Eğer hemen ayrılırsam, Törenden önce 14 saatim var. | Open Subtitles | لو رحلت حالا ، فسيكون لدي 14 ساعة قبل المراسم |
| - Yani, törene kadar demek istiyorum. - Galiba mesajları karıştırdım. | Open Subtitles | ليس قبل المراسم , أقصد أظن أنني حصلت علي الرسالة مشوهة |
| Sana törenin bu kısmını keselim demiştim. Bu tamamen çağdışı. | Open Subtitles | أخبرتك أن نقتطع هذا الجزء من المراسم إنه عتيق جداً |
| Tören Breslau'da 18 Nisan 1942'de gerçekleşmiş. | Open Subtitles | و قد أجريت المراسم فى بريسلو فى 18 اٍبريل 1942 |
| Tören başlar ve biz de arkada bıraktıklarımız olmadan yaşamaya devam etmek zorunda olduğumuzu anlarız. | Open Subtitles | المراسم تبدأ بالتفاهم، والإرادة للمواصلة بدون الذين تخلّفوا |
| Bunu önceden kararlaştırmışlardı, Tören bittiği an haberi olacaktı. | Open Subtitles | كانت هناك إشارة كي يعرف بأن المراسم قد إنتهت |
| Bunu önceden kararlaştırmışlardı, Tören bittiği an haberi olacaktı. | Open Subtitles | كانت هناك إشارة كي يعرف بأن المراسم قد إنتهت |
| Sam, sen zaten büyük bir Tören yaptın. | Open Subtitles | سام، أنت كُنْتَ بتفكر في المراسم الكبيرة. |
| Dün dini bir Tören sırasında kaçan Paul Batho'yu hatırlıyor musun? | Open Subtitles | هل تذكر بول باثو ذاك الذي هرب البارحة من المراسم المقدسة ؟ |
| Bu gösterişli töreni yapmakta çifte amaç var. | Open Subtitles | أن هنالك غرضًا آخر لهذه المراسم المصطنعة |
| Bu töreni düzgün olarak bitirme konusunda dikkatli olmalısın. | Open Subtitles | يحب أن تكون حذر, يجب ان ننهي المراسم بشكل صحيح. |
| Eğer hemen ayrılırsam, Törenden önce 14 saatim var. | Open Subtitles | لو رحلت حالا ، فسيكون لدي 14 ساعة قبل المراسم |
| Dr. Bodnar törene geldi ve Ukrayna'da büyüdüğünü anlattı. | TED | الدكتورة بودنار أتت إلى المراسم وشرحت لنا أنها ترعرعت في أوكرانيا. |
| törenin başlaması lazım artık. | Open Subtitles | ذلك ليس من عادتها , اقصد المراسم ستبدأ قريباً |
| 3'ü İspanya'dayken Santiago de Compostela'daki ayin, rahibin ölümü nedeniyle iptal edilmiş. | Open Subtitles | في اسبانيا المراسم في سانتياغو دي كومبوستيلا الغيت عندما مات القسيس هناك |
| Hem onu yapip hem de ayini gerçeklestirecek gücüm yok. | Open Subtitles | ليستْ لديّ القوّة لفعل ذلك وتنفيذ المراسم في نفس الوقت. |
| "Bu gün, donanmamız bir çok denizde savaşırken, bu seremoni bize zaferimizi göstermek için büyük bir güç kazandıracak." | Open Subtitles | اليوم، متى أسطولنا مواصلة الكفاح كل البحار السبعة، هذه المراسم مقدار مكاسب لأنه يمثل النصر. |
| Bugün törende sanki başka bir yerde daha önemli bir işi varmış gibiydi. | Open Subtitles | اليوم في المراسم بدا وكأنّ لديه مكان آخر مُهمّ يجب أن يكون فيه. |
| Şimdi gitmelisin, yoksa Seremoniye geç kalacaksın. | Open Subtitles | حسنا ، يجب أن تذهب الآن وإلا فستتأخر على المراسم |
| Biscay Belediye Başkanı'nın yönettiği Merasim sırasında İspanya'daki Almanya Büyükelçisi bir konuşma yaptı. | Open Subtitles | ، أثناء المراسم السفير الألماني في إسبانيا حمل خطاب |
| Diğer kazandığınızsa Harvard Üniversitesi'ndeki ödül törenine bir bilet. | TED | الشيء الآخر الذي ستفوز به هو دعوة لحضور المراسم التي تقام في جامعة هارفرد. |
| Bu basit ama hareketli törenle ben de sizleri, karı koca ilan ediyorum. | Open Subtitles | وبهذه المراسم البسيطة المؤثرة أعلنكما زوجاً وزوجة. يمكنك تقبيل العروس |
| Bana verilen emir buraya rapor vermek ve törendeki yerimi almak. | Open Subtitles | اوامري كانت الحضور هنا والمشاركة في المراسم |
| seremoniden önce biraz kek kaçırdığını görmüştüm, Henry ile? | Open Subtitles | رأيتك تتسلل للخارج ببطء نحو الكعكة قبل المراسم ، كنت مع هنري ؟ |