Yine de ona karşı yakınlık duymadan edemezdiniz, çok yakışıklı biriydi. | Open Subtitles | لا يمكنك التوقف عن الإعجاب به لقد كان حسن المظهر للغاية |
Şık değilim, yakışıklı değilim, boyum da yaklaşık 50 santimetre. | Open Subtitles | انا لست ذكى، ولست جيد المظهر وطولى حوالى 19 بوصة |
Biliyorsun, bu çocuğu tanırdım. komik görünümlü küçük bir fırlamaydı. | Open Subtitles | أتعلم، كنت أعرف ذلك الفتى، ذو المظهر المرح، صغير وشقي. |
Bu güzel görünüş, fiziksel sağlık ya da I.Q. da değildi. | TED | لم يكن المظهر الجيد أو الصحة البدنيةأو نسبة الذكاء |
Kadınların pek sevdiği şu sert görünüşlü haydutlardan. | Open Subtitles | أحد أولئك المجرمين حادي المظهر الذين تُعجب بهم النساء |
Bu önemli bir nokta çünkü cam yıllandıkça, yenisiyle değişirsiniz ama binalar daha önce göründüğü gibi görünüyor, sonunda tamamen yıkılana dek. | TED | وهذه نقطة هامة، لأنه عندما يقدم الزجاج، تقوم باستبداله فقط، وسيعود المبنى ليبدوا بذات المظهر السابق إلى أن يتم هدمه في النهاية. |
1844'te bu ince ve sıradan görünen kitap ilk kez yayımlandı. | Open Subtitles | في عام 1844,صدر هذا الكتاب الصغير ذو المظهر العادي نوعاً ما |
Sense" yakışıklı ve genç olduğun için kız seninle yatmıştır." dersin. | Open Subtitles | أقول لكم، حسنا، نامت فقط معك السبب كنت حسن المظهر والشباب. |
yakışıklı bir adamdı. Bu türleri bilirsin; çok neşeli, kimseye aldırmaz. | Open Subtitles | لقد كان وسيم المظهر, انت تعرف هذا النوع, منتعش جدا, وكأن الشيطان يرعاه |
Hem gayet çekici, yakışıklı biri. | Open Subtitles | بالأضافة.. فهو جذاب جدا, وحسن المظهر جدا |
Ama diğer insanlar kadar iyi görünümlü olmadığım için hep içime kapanıktım. | Open Subtitles | كنت مُدرك دائما أنني لست .. كما تعلمين حسن المظهر للأشخاص الآخرين. |
Ama ayrıca 40 yaşın altındaki iyi görünümlü diğer her zenci için. | Open Subtitles | ولكن مجددًا، هكذا يبدو كل رجل أسود حسن المظهر يقل عن الـ40 |
Aynı şekilde her masum görünümlü çocuk da nef olmaz. | Open Subtitles | بنفس الطريقة، ليس كل صبي برئ المظهر يكون ساذجاً. |
görünüş önemli değilse, bu görünüşün nesi var? | Open Subtitles | إذا كان المظهر لا يهم فما الخطأ فى هذا المظهر |
görünüş tipi, seks ve tarz. | Open Subtitles | انها حول المظهر. حول الجنسِ. حول الأسلوبِ. |
Kimse böyle sıradan görünüşlü bir adamı, metronun kalabalığında, | Open Subtitles | لا يمكن لأحد تمييز شخص عادي المظهر من بين حشود مترو الأنفاق |
Öyleyse kayalar neden sert ve içinden geçilemez görünüyor ve hissediliyor? | TED | لماذا إذن، تبدو الصخور صلبة المظهر والملمس وصعبة الاختراق؟ |
Güzel görünen bir meyvenin tadı, her zaman iyi olmaz. | Open Subtitles | الفاكهة ذات المظهر الجميل ليس دائماً حلوة ابدأ لقطتي النمفردة |
Bir genç için görüntü herşeydir. O sayede ortama girersin. | Open Subtitles | المظهر يعني للفتى كل شيء . إنّها الطريقة التي تلائمه |
Kuşların dış görünüşü dikkat çekici bir şekilde garip gelmese de; üremek için bu tuhaf, çetrefilli, burgu şekilli tertibatılarını kullanırlar. | TED | بالرغم من أن المظهر الخارجي للطير قد لا يصدمك بكونه عجيبًا، فإن الطير يستخدم عضوًا غريبًا، معقدًا، أشبه باللولب الفليني للتكاثر. |
Kadınları üniformalı severim; ama buna hayran kaldım harika görünüyorsun. | Open Subtitles | أوتدرين، أحبالمرأةالمُرتديةالزي الرسمي، لكن عليّ أنّ أصرح أنّ بها المظهر. |
Güzel görünmek, iyi müşteri demek. | Open Subtitles | أن تكون حسن المظهر يعني أن تكسب زبون جيد |
Çekingen olamayacak kadar yakışıklısın. | Open Subtitles | تبدو حسن المظهر ، فلا حاجة لأن تكون خجولا |
Şüpheli görünümü olan siyah elbiseli bir adam gelip parayı isteyecektir. | Open Subtitles | سيأتي رجل غريب المظهر يلبس ثيابا سوداء لأخذ المال فيما بعد |
Ama şu yapımcılara göre görüntüsü iyi değilmiş. | Open Subtitles | و لكن طبقا ً للمنتجين هي لا تملك المظهر المناسب |
yakışıklılık, kaslar ve üç sörf şampiyonluğu dışında mı? | Open Subtitles | تقصد إلى جانب حسن المظهر والعضلات وثلاث بطولات للتزلج على الماء |