| Karşı görüştekilerin gereğini hatırlamalıyız. Çünkü bize ihtiyacı olan, hala bu araçları bekleyen insanlar var. | TED | يجب أن نتذكر أننا في حاجة إلى الأشخاص المختلفين معنا، لأنه يوجد أشخاص في حاجة إلينا جميعا مازالوا ينتظرون هذه الوسائل. |
| Burada güçlü, Tarzan demek ve o kızı asla bırakmaz. | Open Subtitles | فوق هنا، الوسائل الأصلح ترازان، وهو لا يتركها تذهب. |
| Seni gözlemek isteseydim bunu belli etmeden yapmanın pek çok yolu var. | Open Subtitles | لو كنت أردت مراقبتك، فما أكثر الوسائل للقيام بذلك دون الإمساك بي |
| Tüm bunlar... elbette asker toplamak için gerekli olabilir. | Open Subtitles | انه أمر ضروري بكل الوسائل عندما يأتي وقت التجنيد |
| İnsanların bana ulaşması için daha az yol isterim, daha çok değil. | Open Subtitles | أريد استخدام أقل الوسائل التي يتصل بي الناس بها , لا أكثر |
| Fakat gökyüzü keşfi konusunda tüm bu teknoloji ve tüm bu dijital yollar bende hâlâ hayvanat bahçesinde bir hayvana bakıyormuş hissi uyandırıyor. | TED | ولكن كل هذه التكنولوجيا وكل هذه الوسائل الرقمية التي تساهم في التعرف على السماء مازالت تشبه مشاهدة الحيوانات بالحديقة. |
| Bu tehdidi ne pahasına olursa olsun yok etmek için emir aldık. | Open Subtitles | لدينا اوامر باحتواء الخطر بكل الوسائل الممكنة |
| Bu tür yöntemleri ancak şeref ve onurlu uygun olduğu sürece uygulayacağım. | Open Subtitles | وسوف تستخدم هذه الوسائل فقط كما هي بما يتفق مع الحقيقة والشرف |
| Bu karmaşıklığı düzenlemede insanlara yardımcı olan en iyi araçları kullanmak zorundayız. Ancak şu anda kullanmıyoruz. | TED | علينا أن نستخدم أفضل الوسائل التي بإمكانها أن تدعم وتساعد الناخبين على تجاوز هذا التعقيد، ولكننا لم نفعل حتى الآن، |
| Tabii ki de akademik araçlara yatırım yapmadık değil ama biz sosyal araçları da ciddiye aldık. | TED | هذا لا يعني أننا لم نستثمر في الوسائل الأكاديمية، هذا يبدو جليا لكننا أخذنا الوسائل الإجتماعية أيضا على محمل الجد. |
| Hem yeteneğin hem de kaliten varsa, bunlar iyi bir birleşim demek. | Open Subtitles | إن كانت لديك الوسائل والقدرة فتلك توليفة جيدة. |
| demek oluyor ki, hapiste öleceğim ya da Tanrı'ya dua edeceğim. | Open Subtitles | مع تلك الوسائل من المحتمل أنا سأموت في السجن أو أتمنى من الله أنا كان عندي |
| Çocuklar kitaplardan bir şeyler ezberlememeli, aktiviteler yapmalı. Ve bu daha etkili bir öğrenme yolu. | TED | لا ينبغي على الأطفال أن يحفظوا أشياء من الكتب، يجب عليهم أن يقوموا بأنشطة، وهذه هي أكثر الوسائل فعالية للتعلم. |
| Ve benim için bunu yapmanın yolu sanatsal yöndendi. | TED | وكان السبيل إلي ذلك، بالنسبة لي، يكمن في إستخدام الوسائل الفنية. |
| Ve lütfen elbette, zaferin aklınızı almasına izin verin. | Open Subtitles | ورجاءا , بكل الوسائل أسمحوا النصر يذهب إلى رأسكم |
| Günlerinin geri kalanını izole ve ağzı kapalı bir biçimde, kendisini ifade edecek bir yol bulamadan geçirdi ve benim de, henüz onu yönlendirecek araçlarım yoktu. | TED | عاش ما تبقى من أيامه منعزلا مطبق الشفتين، لم يجد أبدا طريقة ليعبر بها عن نفسه، ولم يكن لدي بعد الوسائل لإرشاده. |
| Bir şeyleri halletmek için orijinal yollar bulabilirsiniz. | TED | يمكنك ايجاد الوسائل الاصلية لانجاز المهام |
| Onu da ne pahasına olursa olsun gizli tutmak istiyordu. | Open Subtitles | سراً قررت المحافظة عليه بكل الوسائل المتاحة |
| Kampanyasının parçası olarak iyi bir Gandi tarzı organizatörün kullanabileceği bütün geleneksel yöntemleri kullanıyordu. | TED | لذلك كجزء من الحملة، كان يستخدم كل الوسائل التقليدية التي يستخدمها منسق غاندي جيد. |
| annelerin sağlığı ve güvenliği için olası her türlü önlemi aldık. | Open Subtitles | لقد سخرنا كل الوسائل المُتاحة من أجل ضمان أمن وصحة الأم. |
| Ama biz, gelişmekte olan ülkelere kriz oluşturan teknolojiler ve düşünme yolları verdik. Burası Bolivya. Otuz yıl içindeki değişimi. | TED | ولكننا أعطينا الدول النامية الوسائل التكنولوجية وطرق تفكير فخلقوا هذه القضية. هذا في بوليفيا على مدى ثلاثين عاماً |
| Ama sizi temin ederim ki elimizdeki tüm imkanları kullanarak aramaya devam ediyoruz. | Open Subtitles | لكن بوسعي أن أؤكد لكم بأننا مستمرون بالبحث مع كل الوسائل المتاحة |
| Kişisel ilişkiler, bence muhtemelen sahip olduğumuz en güçlü araçlar. | TED | أعتقدُ أن العلاقات الشخصية، هي ربما أقوى الوسائل التي لدينا. |
| Görünüşe göre, daha uygar yollarla bölümünüze erişebilmek için.... gerekli izin belgesinden mahrûmum. | Open Subtitles | واضح أنني أفتقد شارة المرور الضرورية للوصول إلى قسمكم عن طريق الوسائل المتحضرة |
| Bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz... çünkü sizler de benim kadar televizyon izliyorsunuzdur. | Open Subtitles | أَنا متأكد انكم جميعاً تعلمون ما تلك الوسائل منذ مشاهدتكم للتليفزيون بقدر ما أفعل |