| Daha fazla karbondioksit alırsın ve solunum yollarında küçük bir tıkanıklık yaşarsın. | TED | وتستنشق ثاني أكسيد الكربون أكثر وتعاني من انسداد في مجرى الهواء. |
| Yatakları ne kadar yakın olursa olsun, tıkanıklık bulaşıcı değildir. | Open Subtitles | و مهما كان فراشيهما متقاربين أنا واثق أنه لا يمكن نقل انسداد |
| -Çocuk şimdi nasıl? Bağırsak tıkanıklığı. Şu anda izliyoruz. | Open Subtitles | انسداد بالأمعاء، إنها تحت الملاحظة ستكون بخير |
| muhtemelen bir yönü dışında: şimdi şehir merkezinin gerçekten ne kadar tıkalı ve istilaya uğramış olduğuna dair görsel bir sunumum oldu. | TED | ما عدا من منظور واحد أصبح لدي الآن تمثيل بصري ممتاز عن مدى انسداد و اجتياح قلب المدينة |
| Başka bir bağırsak tıkanması daha ve başa çıkamıyor. | Open Subtitles | سحقاً، سحقاً لديه انسداد آخر لا يمكن تعويضه |
| Kalpte, sağ karıncıkta hava embolisi var. | Open Subtitles | انسداد الهواء في قلبه، البطين الأيمن |
| Bağışıklık sisteminin bir parçası olan dalaktaki bir Tıkanma hastayı enfeksiyon riskine sokar. | TED | انسداد الطحال، وهو جزء من الجهاز المناعيّ، يعرّض المريض للإصابة بإنتانات خطيرة. |
| Rutin bir muayene esnasında ciddi bir kalp sorunu olmasına karşın belirtilerin iyi huylu olmasında dolayı bunun hekimin dikkatinden kaçma ihtimali var mıdır? | Open Subtitles | هل من الممكن وجود حالة انسداد خطيرة حيث تكون إشارات التحذير بسيطة بدرجة تخدع الطبيب أثناء كشف طبي دوري؟ |
| Dinleyin bayan, tıkanmış tuvalet için tamirciyi arayın, polisi değil. | Open Subtitles | اسمعي يا سيدة، إن كان لديك انسداد في الأنابيب اتصلي بالسمكري وليس بالشرطة |
| tıkanıklık gördüğümüz için alt idrar yolları tıkanıklığı teşhisi koyduk. | Open Subtitles | شخصنا انسداد في الجهاز البولي لأننا رأينا واحداً |
| Çukurda bir tıkanıklık vardı, o yüzden tuvaletleri boşaltmak zorunda kaldım. | Open Subtitles | كان هناك انسداد في البئر وكان يجب ان اجري الماء في كل المراحيض |
| Zatürrenin sebebi bakteri parazit ya da bir çeşit tıkanıklık olabilir. | Open Subtitles | التهاب الرئة قد يكون سببه بكتيريا طفيليّ أو انسداد من نوع ما |
| Kemiği kırılıp dışarı çıkmış, yüksek kemik iliği iltihabı ve ölümcül damar tıkanıklığı riski olan yaşlı bir adam için şaşırtıcı derecede istikrarlı. | Open Subtitles | بالنسبة لشخص كبير معه كسر مضاعف و احتمال عالٍ لإلتهاب العظام و\أو انسداد أوعيةٍ فتاك.. انه مستقر بشكل مفاجئ |
| Koroner atardamarlarınızdan birinde bulunan tıkanıklığı açmayı başardık ve röntgenlere göre de kalp kası hasarı beklediğimizden düşük. | Open Subtitles | تمكنّا من فتح انسداد بأحد شرايينك التاجية والأشعة المقطعية تظهر أن تضرر عضلة القلب أقل مما توقعناه |
| Diğer tahlillerde bir sorun yoktu, hiçbir yerde tıkalı damar görülmedi. | TED | لكن لم تكن أي من الفحوصات الأخرى سلبية، حيث لم توجد أي علامة على انسداد بالشرايين بأي مكان. |
| ..ve tüm otoyollar tıkalı. Umarım bunun için bazı parlak fikirlerin vardır. | Open Subtitles | انسداد الطرق السريعة، أتمنى أن يكون لديك حلاً لهذا |
| Hayır. Ayrıca acilde prostat büyümesi, rektum tıkanması ve omurilik zedelenmesi de elendi. | Open Subtitles | كلاّ، استبعدت الطوارىء تضخم البروستاتا، انسداد القولون، إصابة الحبل الشكويّ |
| Beyin embolisi. Ciddiymiş. | Open Subtitles | انه انسداد دماغي وهو خطير |
| Tıkanma görüldü. Ben de anjiyo olacağım. | Open Subtitles | ووجدوا انسداد حتى وأنا الحصول على الاوعية الدموية. |
| Ama eğer hastanemde bir yatak istiyorsan, beş saniye içinde, ya kira çeki ver ya da kalp krizi geçir. | Open Subtitles | لكن إن أردت سريراً في مستشفاي يجب أن يكون لديك شيك إيجار أو انسداد تاجي في الثواني الـ5 القادمة |
| Görünüşe bakılırsa, yakıt devresi tıkanmış. | Open Subtitles | يبدو أنه انسداد في مصفاة الوقود. |
| Usta şef Sunday, ciddi bir Emboli oluştu. | Open Subtitles | صنداى , اصبت بانسداد هوائى انسداد هوائى؟ |
| Dışarı çıkmak için ilerlerken bağırsaklarını tıkayan bir şeyi çıkardım ve evet, şimdi kendini daha iyi hissediyor. | Open Subtitles | حسنا ، كنت في طريقي خلال أحشاءه أنا لا أعرف لا بد انني فتحت له انسداد في الأمعاء نعم ، إنه في مزاج أفضل بكثير الآن |
| - Akciğer embolizması. | Open Subtitles | انسداد الاوعيه الرئويه |
| Burun tıkanıklığınız ? | Open Subtitles | انسداد بالأنف؟ طفح جلدي؟ |