| Fazla akıllı olursanız, hep evde kalabilirsiniz. | Open Subtitles | لكي تتصرف بحكمة,فعليك أن لا تخرج من المنزل |
| Büyük bir gece olduğuna katılıyorum. Birini götüreceksen, akıllı davranmalısın. | Open Subtitles | أوافقه الرأي، إنّها ليلة كبيرة اختر بحكمة من ستدعوها |
| Sadece tüm kaynaklarımızı olabildiğince bilgece kullanıyor muyuz bilmek istedim. | Open Subtitles | أريد فقط أن نتأكد من أننا نستخدم مواردنا بأكبر بحكمة ممكنة ، أتعلم ؟ |
| Ben ona büyüsünü bilgece ve adilane kullanmasını öğretebilirim. | Open Subtitles | سأتمكن من تعليمه أنّ يستخدم سحره بحكمة و عدالة. |
| Savaşacağı yeri zekice seçen komutan daha savaş başlamadan kazanır. | Open Subtitles | اللواء الذي يختار ميدان المعركة بحكمة يفوز قبل بدء القتال. |
| "Muazzam kükremeyi duyan delikanlı, zekice bir seçim yapıp yapmadığını merak etti. | Open Subtitles | "وسمع زئيراً عظيماً الذي جعل الشاب يتسائل إن كان قد إختار بحكمة. |
| Baban, Balam'ın bilgelikle hüküm sürmesi için yanında birisine ihtiyacı olduğunu biliyordu. | Open Subtitles | كان يعلم بأن لـ(بالم) حتى يحكم بحكمة سيحتاج أحد إلى جانبه |
| Yakında önünüzde uzun bir yaşam olacak. Bunu akıllıca kullanın. | Open Subtitles | قريباً ستكون لك حياتك الكاملة أمامك ، عيشيها بحكمة |
| Fakat bu silahı akıllı kullanmalıyız. | TED | ولكن لابد من استخدام قوتها بحكمة. |
| "akıllı yaşayanlar, ölümden bile korkmaz." | Open Subtitles | حتى الموت لا يُخاف من" "قبل الناس الذين عاشوا بحكمة |
| Dişi akıllı davranarak tüm bunlardan uzak duruyor. | Open Subtitles | الأنثى بحكمة تبقى بعيده عن المشاكل |
| Annen her zaman akıllı olmuştur. | Open Subtitles | والدتك تتصرّف بحكمة على طريقتها |
| Sana para bıraktım. akıllı harca. | Open Subtitles | أنفق المال بحكمة |
| Ve sonra dünyanın mükemmel olmadığını hatırlayarak bilgece gülümseyecektir. | Open Subtitles | وبعدها سيبتسم بحكمة معناته بانه سيدرك بأن العالم ليس مثالياً |
| Alış-verişi gerçekleştirdi, tedarikçileri yakaladı, ama bilgece bir şekilde halledebileceğinden fazlasına bulaşmadı. | Open Subtitles | قام بالشراء ، أسقط الموزعون لكن بحكمة لم يأخذ أكثر مما كان يستطيع |
| Britanyalılar'ın Afganistan-Pakistan arasında bilgece oluşturduğu kimseye ait olmayan yerler. | Open Subtitles | تلك المنطقة التي لا تخضع لأي سلطة والتي أنشأها البريطانيين بحكمة شديدة بين أفغانستان وباكستان |
| Yakın danışmanım olarak, Senato ve Roma halkı bilgece bir kararla sevgili amcam Claudius'u seçti. | Open Subtitles | كمحام زملائي ، مجلس الشيوخ و شعب روما... أختار بحكمة عمي العزيز كلوديوس |
| Caleb ile olan zamanımızı bilgece değerlendirelim. | Open Subtitles | مجرد أن نقضي وقتنا مع كاليب بحكمة. |
| O zeki bir adam. - Ve ona zekice yaklaşılmalı. | Open Subtitles | إنه رجل ذو فكر حاد ولابد والتعامل معه بحكمة |
| İyi haber şu ki, Kurbanını zekice seçtin, | Open Subtitles | الخبر السار أنكَ أخترت ضحيتكَ بحكمة. |
| Ya da daha zekice bir ihanet planlanmış olsaydı. | Open Subtitles | أو إختار خيانة بحكمة أكثر. |