| Sonra vadideki o çocuğun cildinde isilik çıkmaya başladı. | Open Subtitles | وبعدها أصيب ذلك الفتى من الوادي بطفح جلدي |
| Piliçlerin göğüslerinde isilik oluşmuş. | Open Subtitles | يُصبن الفتيات بطفح جلدي في أعضائهن التناسلية |
| O kadın benim pudra devriyemde bir kere bile isilik olmadı. | Open Subtitles | لم تصاب تلك المرأة بطفح جلدي منذ أن إهتممت بوضع البودرة عليها |
| Gelemediler. Annem kurdeşen döktü, babam da ameliyatta. | Open Subtitles | ,أمي مُصابة بطفح جلدي و أبي في غرفة العمليات الجراحية |
| kurdeşen olan biri dışında, geziye katılanlardan hiç kimsenin bir sağlık sorunu yok. | Open Subtitles | لم يعاني أحد من مشاكل صحية سوى إصابة أحدهم بطفح جلدي |
| Bu ıslak elbiseler içinde kalırsam kurdeşen dökmeye başlayacağım. | Open Subtitles | سوف أصاب بطفح جلدي أذا أستمريت في التربة المبتلة |
| Banyodan sonra saçın mat mı? Bebeğin poposu isilik mi oldu? | Open Subtitles | صغيرتي (آشي) خرجت من حوض الإستحمام، وقد أصيبت بطفح جلدي بسبب الحفاض |
| Yoksa isilik olur. | Open Subtitles | وستصاب بطفح جلدي. |
| Çok kötü isilik oldu ya. | Open Subtitles | أنا مصابة بطفح جلدي قوي |
| Çok kötü isilik oldu ya. | Open Subtitles | أنا مصابة بطفح جلدي قوي |
| kurdeşen çıkarıyorlar mı, uyuyamıyorlar mı ya da onlarla yeterince göz teması kuruyor muyuz diye. | Open Subtitles | أو إذا أصيبوا بطفح جلدي وإذا لم يستطيعوا النوم وإذا ما كنّا ننظر إليهم بشكلٍ كاف |
| Şey, muhtemelen kurdeşen olurum. | Open Subtitles | سأصاب بطفح جلدي فقط على الأرجح |
| Muhtemelen kurdeşen olurum. | Open Subtitles | سأصاب بطفح جلدي فقط على الأرجح |
| Evet, çok stress altındasın, bu yüzden kurdeşen çıkardın. | Open Subtitles | كليف)، أصبت بطفح جلدي) لأنك تحت وطأة الكثير من الضغوط |