| 1821'de bir sonbahar sabahı tanıdığım her şeyden uzak bir yere doğru yola çıktım. | Open Subtitles | ، و في صباح أحد أيام خريف عام 1821 إنطلقتُ و حيدةً إلى مكانٍ بعيدٍ حيث لا أعرف به أيّ شئ مُطلقاً |
| Uzun zaman önce çok çok uzak bir galakside .... | Open Subtitles | مُنذُ زَمنٍ بعيدٍ , و في مَـجَـرّة بَعِيدَة... بَعِيدَة جِدّاً... |
| Neticede, ışıktan öyle uzak bir yere düştük ki hatta ışığın ve hayatın ne olduğunu bile unuttuk. | Open Subtitles | وسقطنا نحو مكانٍ بعيدٍ .. للغاية عن الضوء لدرجة أننا نسينا كيف كان الضوء، أو حتى كيف كانت الحياة |
| Harrison, Patrick Keating'i tahtadan uzakta bir ofiste tut. | Open Subtitles | هاريسون، ضع باتريك كيتون في مكتب بعيدٍ عن لوحة الصور |
| Bizden uzakta bir yerde yas tutup, tutmadığını öğren. | Open Subtitles | جِد إن كانت في حدادٍ عميق بعيدٍ عن أعيننا |
| uzakta bir yerde yetiştirildiğini düşünüyoruz. | Open Subtitles | نحن نعتقد انها تنمو في مكان بعيدٍ عن هنا |
| Onlar benim çok uzak alemlerde olduğumu düşünüyorlar. | Open Subtitles | جميعهم يعتقدون أنني في مكان بعيدٍ جداَ |
| Buraya uzak olmayan bir laboratuvarda. | Open Subtitles | إنّه في مختبرٍ غير بعيدٍ عن هنا. |
| Ona evde eğitim veriyor buradan çok uzakta sahte isimlerle yaşıyorlar. | Open Subtitles | إنَّه يدرسها ويعلمها في المنزل إنَّهم يعيشون حياتهما مستخدمين أسماءً مستعارةً وفي مكانٍ بعيدٍ عن هنا |
| Çok uzakta ve güvenli bir yerde. | Open Subtitles | في مكانٍ بعيدٍ و آمنٍ "عن "ديجيكورب |
| uzakta bir yerlerde tuzağa düşmüştü. | Open Subtitles | محبوسة بمكان ما بعيدٍ جداً |
| O zaman devlet velayetine el koyacak ve Jake'i ikimizden de uzakta bir yere gönderecekler. | Open Subtitles | وعندما تفعل ذلك ،، الولاية ستنقلهُ (وسيضعونَ (جايك في مكانٍ بعيدٍ لا يطاق من كلانا |